Daha önceki yazılarımdan birisinde couch surfing denen müthiş oluşumdan bahsetmiş, Amerika’yı baştan başa yürüyerek geçen misafirimizin hikayesini anlatmıştım (bu arada kendisi yaklaşık 6500 kilometrelik seyahatini geçen haftalardan birisinde sağ salim bitirdi, yürüdüğü mesafe harita üzerinde yaklaşık olarak şöyle görünüyor). Devam...
June 28th, 2009
June 25th, 2009
İran’daki seçimlerin ardından gerçekleştirilen protestolar ve devletin olan bitene karşı tutumuna dair Batı toplumlarının, özellikle de Amerikalıların verdiği tepkiler artık o kadar sentetik ve rahatsız edici bir hâl aldı ki, aklıma yıllar öncesinde İtalya’daki kahramanım Cristiano Corte sayesinde tanıştığım Eolo Perfido ve onun müthiş serisi “Propaganda” geldi. Devam...
June 22nd, 2009
Üniversitenin sabahlara kadar ders çalışır gibi yapıp aslında geyik yaparak geçirdiğimiz o güzel yıllarında güneş doğmazdan az evvel dışarıya fırlayıp fırından henüz çıkmakta olan poğaçalardan, böreklerden 3′er 5′er tane götürmek, vizeleri/finalleri de mide fesatı eşliğinde, suratlar on karış geçirmek bir ananemiz idi. Devam...
June 10th, 2009
Photo Essay çalışmalarının oldum olası hastası olmuşumdur. Fotoğraf ile düz yazının birleştiği yerde fotoğrafın gösteremediğini yazı ile göstermek, yazının açıklayamadığını fotoğraf ile anlatmak çok güçlü bir karışım halini alıyor bence. Henüz az önceki cümlelerle ifade edilebilecek seviyede bir tane çıkmış olmamasına karşın arşivlerde benim de keyif alarak hazırladığım fotoğraflı düz yazılarım var: Devam...
June 7th, 2009
Bu Cumartesi son zamanların en dolu dolu Cumartesi günü idi dün benim için. Normalde hepimizin bildiği gibi Cumartesi günleri evde paşalar gibi bilgisayar başına kurularak geçirilen bir gündür. Son iş gününün bir gün sonrasına, son tatil gününün ise bir gün öncesine denk gelmesi nedeni ile Alacakaranlık olarak da adlandırılabilir aslında: Perşembe, Cuma, Alacakaranlık, Pazar. Devam...
June 5th, 2009
Arabamızın vites kutusu bozulduğundan beri laboratuvar’a gidemiyorum. Bunun yerine son haftamı geçenlerde bulduğum buluşu geliştirmeye çalışarak, evde geçirdim (profesörüm de ben de yeni bir veri kümeleme yöntemi geliştirdiğimi düşünüyoruz, göreceğiz zamanla). Fakat bugün evde oturmamaya, dışarı çıkıp fotoğraf filan çekmeye karar verdim. Devam...
May 29th, 2009
Entropiye karşı umutsuz bir savaş veriyoruz ve hiç birimiz bu savaştan galip ayrılmayacağız. Eninde sonunda hepimiz Dünya’dan ödünç aldığımız molekülleri ona geri iade edeceğiz; pek keyifli duyulmasa da bu gerçeği zaman zaman hatırlamak bir şekilde hayatımızda yer etmiş bir sürü gereksizliği ortaya çıkarıp gözlerimizin önüne seriyor bence. Devam...
May 11th, 2009
Orta Çağ’ın en büyük matematikçilerinden birisi olan Fibonacci’nin en derin bulgularından birisi de şüphesiz herkesin bir şekilde adını duyduğu Fibonacci dizisidir. Fibonacci dizisindeki sayılar doğadaki bir çok fenomen ile birebir örtüştüğü için insanı garip düşüncelere sürükler. Devam...
May 8th, 2009
Sizlere New Orleans’tan, anonim kişilerce şehrin bir çok yerindeki direklere asılmış olan bir temenni getirdim. Kendisi bence düşünme yetisi olan canlılara verilebilecek en güzel öğütlerden biri. Ayrıca dedikodulara göre bu mesaj en çok da mesajın kendisi yerine başkaları için olduğunu düşünenler içinmiş ;) Devam...
May 5th, 2009
Bir yılı aşkın süredir “hayırlı bir amaç uğruna” uzattığım saçlarımı dün nihayet kestim. Hayırlı amaç ise, kanser tedavisi gören ve kemoterapi sürecinde saçlarını kaybeden kişilerin verdiği savaşa sağlıklı ve saç üretebilen bir birey olarak bir nebze de olsa destek olmak idi. Devam...
May 5th, 2009
8 Mart, ilk kez 1911 yılında Danimarka’da kutlanmış. Wikipedia’ya göre bu gün, kadının ekonomik, sosyal ve politik kazanımlarını küresel şekilde kutlama günü. Biz ise kutlamaları her sene bir sonraki yıla erteliyoruz; zira bizim takvimimizde bu gün, ağlanacak halimizin bir başka boyutunu hatırlamak için işaretli. Çeşitli web sayfalarında rastladığım bildirilere göre İstanbul 8 Mart Kadın Platformu bu günde meydanlara, Devam...
May 2nd, 2009
Fotoğraf ile ister amatör ister profesyonel, fakat ciddi bir şekilde ilgilenen ve ürettiklerini paylaşan kişiler bir süre sonra fotoğraflarının kendilerinden izinsiz kullanılması ile ilgili dertlenmeye başlıyorlar. Bu duyguyu pek iyi anlıyorum ve doğal karşılıyorum, bununla beraber ben nadiren hissediyorum. Devam...
April 19th, 2009
Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri, Cannes 2009 sonuçları açıklanmış. “Fotojurnalizm/Belgesel”, “Sanat” ve “Reklam” kategorilerinde birinci, ikinci ve üçüncülerin fotoğraf ya da fotoğraf serilerine ana sayfalarından göz atmak mümkün (her ne kadar korkunç ötesi, rezalet bir web sitesine sahip olsalar da fotoğrafları izlemeden geçmeyin derim). Devam...
April 17th, 2009
Fotoritim dergisi “Fotoğraf Eleştirmenliği” konusunda bir e-panel hazırlamış. Fotoğraf Yazıları günlüğünde haber verince gözüme çarptı. Güzel ve içerikli bir çalışma olmuş. Ben de fotoğrafın tanımı, anlaşılması ve yorumlanması üzerine kafa yormaktan keyif alan bir kişi olarak yazanlara göz atmak istedim. Devam...
April 12th, 2009
Hristiyanların en önemli dini bayramı olan Easter vesilesi ile geçtiğimiz Cuma günü tatil idi (günahlarımız için öldüğü ve Hristiyan olmayanların da yararlanabildiği tatillere vesile olduğu için Hazreti İsa’ya teşekkür ederiz). Her hafta sonuna birleşen tatil dönemi için Kamp planları yapmakta usta biyolok Düygü Hanımlar yine bir hafta öncesinden gelmiş, “kampa gidelim” diye tutturmuştu. Devam...
March 23rd, 2009
Geçtiğimiz hafta fotoğraf açısından çok verimli bir hafta idi benim için. Pazar günü geri çeviremeyeceğim bir rica üzerine La Luna Negra isimli Salsa dans ekibinin fotoğraflarını çekmek için stüdyolarına gittim. Bu ilk profesyonel sayılabilecek iş ile ilgili deneyimlerimi paylaşmak için bir yazı yazmaya üşenmemem gerektiğini düşündüm :) Devam...
March 22nd, 2009
Fotoğraf ile ilgili bir yazı değil bu, fakat “bir şeylere ilgi duyacak noktaya” varmış olan herhangi birisinin ilgisini çekebilecek bir materyale sahip olduğunu düşünüyorum. Başta yayınlamayacaktım, fakat olaya böyle bakınca yayınlamaya karar verdim. Mesele şu: Toplamda 3 milyardan daha fazla insanın kutsal kabul ettiği iki kitap olan İncil ve Kur’an’a kuş bakışı baksak ne görürüz? Herkesin kendince bir takım yanıtları olduğunu tahmin ediyorum. Fakat bu soruya biraz daha formal bir yanıt vermek de mümkün olabilir mi? Devam...
March 20th, 2009
Beni hayattan çamaşır yıkamak kadar bezdiren pek az şey var. Oturduğumuz apartmandaki kurutma makinesi bozuk olduğu için bu iş lojistik açıdan da keyifsiz bir hal alıyor; iş daha fazla ertelenemeyecek hale geldiğinde taa bilmemnerdeki çamaşır yıkama şeysine gidiyor, hayatımın bir kısmını yıkameren, kurutmeren, katlameren olarak geçiriyorum. Devam...
March 16th, 2009
Geçenlerde Kanada’da merkezli Geez Magazine isimli bir derginin editöründen bir e-posta aldım. Aiden Enns isimli kişi e-postasında dergiyi “tinsellik, sosyal adalet ve sanat üzerine yazı ve eserlerin yayınlandığı reklamsız bir dergi” olarak tanıtıyor, fotoğraflarımdan birisine gelecek sayılarında yer vermek istediklerini söylüyor ve kullanım izni istiyordu. Söylediğine göre gelecek sayının teması “Kuzey Amerika toplumunun bireylerinin hayatı değişik yollarla yaşamaları için çeşitli deneyler” olacaktı ve seçtikleri fotoğraf kafalarındaki şey için çok uygundu. Devam...
March 11th, 2009
6-7 Eylül Olayları Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yer alan, silinmeyecek kara lekelerden birisi. Bu tarih 1955 yılında “Atatürk’ün Selanik’te doğduğu eve bomba atıldı” şeklindeki yalan haberle başlayan, İstanbul’da yaşayan azınlıklara karşı patlak veren şiddet olayların yaşandığı tarih: gayet organize şekilde gerçekleşen ve 9 saat süren bu olaydan geriye saldırıya uğramış 5317 mekân, yakılıp yıkılmış kiliseler, manastırlar ve okullar, hayata gözlerini yummuş 13 Rum ve bir Ermeni vatandaş kalır. Devam...
March 4th, 2009
Science isimli meşhur bilim dergisinin 6 Şubat 2009 tarihli sayısını okuyordum. Micheal Balter imzalı bir makale dikkatimi çekti. Makale, 1994 yılında Fransa’nın güneyindeki Chauvet Mağarası‘nda araştırmacılar tarafından keşfedilen mağara resimlerinden, başka dönemlere ait heykelcikler ve araç gereçlerden yola çıkarak sanatın temelini oluşturan sembolik ifade yeteneğinin insan hayatına ne zaman ve nasıl girdiğine dair görüşleri tartışıyordu. Devam...
February 24th, 2009
Fotoğraftan arta kalan vakitlerimde bir doktora öğrencisi olduğumu biliyorsunuzdur sanırım (smiley). Arada bir günlük girdilerinin arasının çok fazla açılmasına nedeni de bu gizliden yürüttüğüm çalışmaların dönüm noktalarındaki yoğunluklar oluyor. Nitekim iki gün önce bir konferanstan döndüm, konferans öncesindeki hazırlıklar, döndükten sonraki yorgunluk derken fotoğraf günlüğü uzun süre atıl kaldı yine. Ben de sizleri hayatımın bu kadar ciddi bir kısmını dolduran çalışmalarımdan tamamen bi’ haber bırakmamın haksızlık olduğuna karar verdim. Devam...
February 16th, 2009
Asıl konuya girmeden evvel, bir kısmınızın zaten ne olduğunu bildiğini tahmin ettiğim lomo ile ilgili bir kaç şey yazmak istedim. Lomo, Rusya’dan, St. Petersburg’dan çıkma, optik kalitesizliğinden dolayı renk ve ışığı kafasına göre kaydeden ve beklenmedik sonuçlar veren analog bir fotoğraf makinesi. Lomo bir çok oyuncak fotoğraf makinesinden (toy camera) birisi fakat o da Holga gibi unutlmak yerine bir alt kültür olmayı başarmış durumda. Ekşi sözlükten referans vereyim, daha fazla öğrenmek isteyenler oradan devam etsinler. Nitekim Lomo hakkında söyleyebileceğim şeyler genel kültür ile sınırlı. Devam...
February 8th, 2009
Wabi-Sabi ziyadesiyle derin bir mevzu. Wabi-Sabi’yi tamamen rastlantı eseri keşfettiğimde bir çok taş kafamda yerine oturdu ve yıllardır, özellikle modernizm bakış açısının yarattığı genel estetik kanı ile çelişen düşüncelerimi bir düzleme oturtmak konusunda çektiğim sıkıntı -bir anlamda- sona erdi. Wabi-Sabi, güzellik ve estetik ile ilgili bir felsefe; elbette yüzyılların birikimi olan kültürünü bir nebze de olsa korumayı başarabilmiş olan bir yerden, Japonya’dan geliyor. Devam...
January 30th, 2009
Dün gece Etsy üzerinden bir mesaj geldi, Texas’ta yaşayan bir teyzemiz mesajında yıllar önce gerçekleştirdiği bir New Orleans ziyareti esnasında Bourbon Street üzerinde konakladığı “Biscuit Palace” isimli konuk evinden ve tadı halâ damağında olan yemekler yediği “Clover Grill” isimli hamburgerciden bahsediyor, çok özlediği bu mekanların fotoğrafını çekmemin mümkün olup olmadığını soruyordu. Elbette böyle bir ricayı geri çeviremezdim, “Yarın bir deneyeyim, eğer beğendiğim bir şey çekebilirsem haber veririm” dedim. Devam...
January 27th, 2009
Duygu ile Internet üzerinden yapılanan CouchSurfing isimli bir ağın parçasıyız (http://www.couchsurfing.com). Birisi benden CouchSurfing (CS olarak kısaltıyorum bu yazı için) konseptini Türkçe’ye çevirmemi istese herhalde “Kanepe Sörfü” diye çevirirdim. Bu muhteşem çeviri (:p) yardımı ile zaten kafanızda bir şeyler canlanmıştır, fakat yine de CS kendisini nasıl tanımlıyor onu yazayım ki her şey daha net olsun: Devam...
January 23rd, 2009
Takip ettiğim günlüklerden birisi olan Magnum günlüğü‘nde Alessandra Sanguinetti’nin, İsrail’in Gazze’ye girmesine ilişkin bir The New York Times haberinde kullanılan fotoğraf ile ilgili “Editöryal Sorumluluk” değerini sorgulayan bir yazısına rastladım. Tahmin ettiğiniz gibi NYT en gözde ve en çok okunan gazetelerden birisi Amerika’da. Dolayısıyla yaptığı haberlerle kamuoyu vicdanı üzerinde büyük etkisi var. Savaşı anlatan, kimilerine göre muazzam derecede İsrail taraflısı haberinde kullandığı ve Sanguinetti’yi olan biteni sorgulamaya iten fotoğraf bu: Devam...
January 17th, 2009
Bu gün uyandığımda bu günün aslında kendimi standartlardan sıkılmış bulacağım bir diğer Cumartesi günü olduğunu anlamam biraz zaman aldı. Gazze’de olup bitenlerin günlerdir içimde biriktirdiği sıkıntının üzerinde bir de kapalı bir hava eklenince ne zamandır fotoğraf makinemle ziyaret etmeyi planladığım, New Orleans’ın hemen kuzeyinde olan Pontchartrain Gölü’ne gitmenin vakti gelmiş de geçiyor dedim kendi kendime. Devam...
January 11th, 2009
Richard Avedon 60 yıllık fotoğraf kariyerini hayatının son günlerine kadar sürdürmüş, fotoğraf dünyasının tanıdığı belki de en önemli portre fotoğrafçılarından birisi. Andy Warhol’dan Salvador Dali’ye, Marilyn Monroe’dan Dr. Robert Oppenheimer’a kadar modern çağa damgasını vurmuş simaların unutulmaz portrelerini çekmiş olan ve insanların isimleri yüzlerle ilişkilendirmesine vasıta olmuş dehşet bir insan kendisi. Dönüp dönüp fotoğraflarına bakmak büyük bir keyif. Devam...
January 8th, 2009
Hangisinin iyi, hangisinin ise kötü haber olduğu kişiden kişiye değişecektir muhakkak fakat ben kendimce bir sırayı şu şekilde oluşturdum: iyi haber, Türkiye’de geçirdiğim kısa tatil sona erdi ve New Orleans’taki evime geri döndüm (yani yeniden günlüğümün başındayım), kötü haber, gelirken hasret kaldığım bass gitarımı da getirdim (yani muhtemelen fotoğrafa azıcık daha az zaman ayırabileceğim). Devam...


