Jennifer Shaw, Louis Sahuc
Bu gün New Orleans sokakları kazan biz kepçe dolaştık durduk. Biyolog bir hanımefendi ile evli olmanın böyle avantajları var işte: bir deneyin kontrol edilmesi gereken iki ayrı aşaması arasında 3-4 saat varsa vaktinizi French Quarter’da yürüyerek, Cafe Du Monde‘da kahve içerek, ya da ne bileyim Mississippi nehri üzerinde sefere çıkmaya hazırlanan yandan çarklı eski bir turistik tekneden gelen saçma melodileri dinleyerek geçirebiliriniz. Bu gün bunların hepsini yaptım (süperdi), fakat iki şey daha yaptım…
1, bu fotoğrafı çektim:
2, Louis Sahuc isimli bir şahsiyetin varlığını öğrendim.
Kimileriniz gözlerini yukardaki fotoğraftan hala alamamış olabilir diye tahmin ediyorum. Her ne kadar Cityscape çekimlerinde hiç bir iddiam olmasa da ben de beğendim. Beğendim çünkü, New Orleans’ın hem kültürel, hem tarihi hem de modern yüzünü yansıtırken bunu çok etkileyici bir kontrast ve sıradışı bir ışık ile yapıyor bence. Tabi bu noktada benim bir şey yaptığımı söylemek bu kadar etkileyici renklerin ve bu denli sıradışı bir ışığın kendini göstermesine neden olan New Orleans havasına haksızlık olur (bu fotoğraftan yaklaşık 20 dakika sonra gerçekten muazzam bir yağmur başladı).
Sizleri Louis Sahuc ile tanıştırmadan önce bahsetmek istediğim başka birisi var: Jennifer Shaw. Fakat Shaw’ın ne yaptığını anlamanız için de bir ön bilgiye ihtiyacınız var (elbette eğer bilmiyorsanız):
Holga nedir? Holga, adından da anlaşılacağı üzere (yok daha neler), fotoğrafçının vizöründen gördüğünü, yüksek geometrik bozulma ile filme saklayan çok çok ucuz -ve esasında çok kalitesiz- bir orta format fotoğraf makinesi markasıdır. Holga ile çekilen fotoğraflar low-fidelity estetiğinin hastası olan kimselerin bakmaya doyamayacakları şekilde 120mm’lik film karelerine saklanırlar. Bazı açılardan Lomo ile özdeşleştirilebilir. Fakat Lomo ile ilgili henüz bir tanım yapmadığım için ortak özelliklerine de sonra değineyim, mesela Lomo ile iglili bir yazı yazdıktan sonra… Bu arada biraz daha fikir sahibi olmak için Holga’cıların blog’larına bir göz atabilirsiniz.
Jennifer Shaw, Holga camera ve siyah beyaz film banyosu konusunda ciddi bir birikim ve yeteneğe sahip New Orleans’lı, yerel bir fotoğraf insanı. Web sayfasına bir göz atarsanız ne kadar etkileyici kareler yakaladığını görebilirsiniz. Kendisi ile bundan iki ay kadar önce tanıştım ve sanat ve fotoğraf üzerine uzunca bir sohbet etme şansı yakaladım. Ben yaşlı birisini beklerken 1 yaşındaki oğlu ile gelen minyon, genç ve sarışın bir kadın beklemiyordum açıkçası. Tabi aradan geçen zamanda konuştuklarımızın hepsini unuttum neredeyse. Kendisinin beni en çok etkilemiş olan fotoğrafı da budur.
Bu gün de New Orleans’ın en unutulmaz karelerinin bir kısmını çektiği ortada olan bir beyi keşfettim: Louis Sahuc. Henüz tanışmıyoruz, fakat uzun sürmeyecek. Ayrıca bu sefer kendisi ile sohbetimizi de sıcak sıcak buradan siz kıymetli okuyucularıma aktaracak ve sonraki nesillere bir miras olarak bırakacağım. Siz o zamana kadar kendisinin özellikle bu portfolyosuna göz atmayı ihmal etmeyin ve işinizi gücünüzü bırakıp neden benim o fotoğraflar arasında en beğendiğim fotoğrafının bu fotoğraf olduğunu düşünün.





July 19th, 2006 at 16:20
Merhabalar,
Hmmmm, bahsettiginiz fotografa baktIm, fotografta ilk ve tek gordugum guzellik ya da ozellik, merdiven oyle kadraja alInmIs ki bana tek kelime ile belirsizligi anlatIyor, sanki nerede basladIgi bilinmeyen, neden bittigi bilinmeyen bir merdiven izlenimi geldi, tabii beklenmedik bir yaklasIm ve gozlem olabilir, ama hepimiz bu yuzden farklIyIz, bende kIsaca uyandIrdIgi duygular bunlar…
Tesekkurler blogunuzdaki misafirperverliginiz icin, gayet seviyeli ve ozgur bir mekan:)
Gorusmek uzere
July 19th, 2006 at 16:24
Bu arada Türkçe kullanımıma hayran kalmadım desem yalan söylemiş olurum :)
nerede başladığı neden bittiği bilinmeyen merdiven izlenimi veriyor insana demek istedim
:)
July 19th, 2006 at 19:42
“bende kIsaca uyandIrdIgi duygular bunlar…
Tesekkurler blogunuzdaki misafirperverliginiz icin, gayet seviyeli ve ozgur bir mekan:)“
Paylaştığınız için teşekkürler :)
Şimdi yalnız olduğumuz için özgür gibi geliyor tabi, halbuki ne gizli faşistler ne devrimciler var aramızda ;)
Selamlar.
July 20th, 2006 at 16:27
hmmmm,
bunu tekrar dusunmeliyim:)
Bence gayet guzel, sadece ne dusundugumuzu paylasiyor olmak ve begenilme kaygIsI olmamasI cok hos….
Bu arada pinhole formulunu bir turlu hayata gecirememis olmaktan oturu, sprite icmekten hasta olabilirim, tabii yaratIcIlIgImI(!!!) kullanIp soda ve kola kutusu ile de deniyorum arada sIrada:):)
Selamlar tekrar
July 31st, 2006 at 05:13
Merhaba,
Blogunuza üye olduğum bir gruba yollanan mesaj sonucu ulaştım. “Fotoğrafı Anlamak” konulu çalışmayla ilgili. Blogunuzu gezerken bu sefer deja-vu oldum çünkü daha önce biryerlerden gördüğümü hatırlıyordum. Derken başka bir yerde Moleschino ile ilgili bir yazıyı takip ederken buraya ulaştığımı hatırladım. Kısacası iki farklı rotadan bir şekilde buraya eriştim ve şimdi zevkle takip ettiğimi bilmenizi istedim. Genelde bu tür çalışmalar gerekli ilgiyi görmediğinden zamanla motivasyon azalması yaşanır ve son nokta konur. Sizinki de öyle olsun istemedim. Birileri tarafından takip edildiğinizi bilmeniz iyi gelecektir diye düşündüm. Herneyse, kolay gelsin.
July 31st, 2006 at 11:38
“Birileri tarafından takip edildiğinizi bilmeniz iyi gelecektir diye düşündüm. Herneyse, kolay gelsin.“
Çok teşekkür ederim, yaptığınız gerçekten çok nazik bir davranış.
Hiç kimse takip etmiyorsa bile en azından afrikalıtacir için yazmaya devam ederim aslına bakarsanız :) Bu sıralar pek müşkül durumdayım yazı yazma konusunda (Ortadoğu’daki savaş o kadar moralimi bozdu ki, toparlanıp fotoğraf ile ilgili bir şeyelr yazasım bir türlü gelmiyor).
İlginiz ve nezaketiniz için çok teşekkürler. Beğenmenize ve takip etmenize sevindim.
Selamlar.