Fotoğraflardaki Copyright İbareleri Üzerine
“Ben fotoğrafçının, fotoğraflarını anlamsız copyright ibareleri ile kirletmeyenini severim”
Şahsen ben bu eğilimi izleyiciye yapılan bir saygısızlık olarak addediyorum. Yapan bir çok kişinin olaya bu açıdan bakmadığını, fotoğraflarının kullanım haklarına dair bir kısıt olduğunu hatırlatmak üzere yaptıklarını biliyorum, fakat bu iyi niyet dahi işin saçmalığından ya da saygısızlığından bir şey eksiltmiyor bence.
![]() |
Bir şey çalıyor, Joe Pass ya da John Abercrombie ya da ne bileyim Jaco Pastorius filan olmadığı aşikar, fakat fena da değil gibi, dinliyorsunuz. Sonra bir ara birisi karga gibi sesi ile müziği bastırıp şöyle diyor:
“Bu arada bu parçayı ben yazdım. Adım Mehmet. Web sayfam da var”
Sonra müzik devam ediyor..
Bu Amerika’daki hava alanlarında tabi tutulduğunuz güvenlik önlemlerine benziyor. Kötü niyetlileri durdurmayan, olanın kendi halinde vatandaşa olduğu saçma prosedürler. Nitekim çalmaya, izinsiz kullanmaya niyetlenen kişinin o copyright satırını kaldırması hiç de zor değil.
Güvenlikten ziyade “fotoğrafımı birisi görür, beğenir, diğerlerini de görmek isterse elinde bir isim, bir adres olsun” amacı güdüyor da olabilirsiniz. O zaman size şöyle bir şey söylemek isterim: eğer yeterince iyi işler çıkarıyorsanız insanlar sizi zaten bulur. Bulmuyorlarsa da bulmasınlar, büyüklük sizde kalsın.





September 21st, 2008 at 15:24
Bence su pembe büyük yazilarla olan gayet iyi olmus.
böyle bir tema ile Pompidou\’da sergilenebilir :)
September 22nd, 2008 at 08:39
:)
Benimki artık alışkanlıktan ibaret sadece…
September 22nd, 2008 at 10:55
Tahmin edebiliyorum Özgür beyciğim :) Ben görüşlerimi yazmış olmak için yazıyorum, yoksa kim takar Yalova Kaymakamını :)
September 23rd, 2008 at 03:20
Estağfurullah Murat Beyciğim,
Olur mu hiç? Ben takarım. Hem Yalova il oldu artık değil mi? ;)
September 23rd, 2008 at 10:34
Haha teşekkür ederim efendim :)
September 27th, 2008 at 06:07
internet ortamında bence fotoğrafın üzerinde fotoğrafçının ismi ya onu internette bulabileceğimiz bir iz bir logo bir adres olmalı diye düşünüyorum.
çünkü internet büyüdü genişledi çöplük haline geldi. benin yayınladığım bir fotoğraf bir çok sitedede yayınlanabiliyor.
sonuçta sağ tuş - “fotoğrafı kaydet” deyince olay bitiyor. kopyalanmış oluyor ve kopyalayan kişi istediği yerde yayınlayabiliyor.
şahsen ben internette dolaşırken, araştırma yaparken gördüğüm güzel fotoğrafların devamını görmek isterim.
gördüğüm fotoğrafın üzerinde bir internet sitesi bir isim bir imza olsa fotoğrafların devamını bulmak daha kolay oluyor.
sevgi ve saygılarımla
tamercevik
September 27th, 2008 at 07:02
Şahsen
internet alanında eğer sadece “önizleme” sunyorsa gayet normal, ama bunun bir “baskı - sergi” ortamında yapılıyorsa komiklik olarak algılarım.
Sonuç itibariyle ticari bir kaygıya dönüşebilecek, “aşırmaya” açık bir ortamda sergilenen bir eserin kendini koruma kaygısı olmalı, ki bu gayet normaldir.
Güzel olmuş ama copyright’ın :)) bu da farklı bir yaklaşım olabilir Murat neden böyle acımsız eleştirdinki şimdi?
September 27th, 2008 at 09:50
İnsanlar genelde fotoğrafları bir “context” dahilinde görüntülüyorlar. Bu mesela Fotokritik oluyor, tamercevik.com oluyor, DeviantArt oluyor, fotoğrafa yer vermiş bir günlük girdisi oluyor… Dolayısıyla zaten eserin içinde bulunduğu “context” üzerine bir imza atmış oluyor. Eh, birisi alıp fotoğrafımı bir CC listesine 20 tane daha kendince yaptığı seçki ile bir araya getirip forward edebilir, elbette böyle birisinden isim/bağlantı kredisi vermesi beklenemez; nitekim bana ait olduğunundan habersiz şekilde fotoğrafımı duvar kağıdı olarak aylarca kullanmış insanlara bırakın Internet’te denk gelmeyi, günlük hayatta dahi denk geldim; incilerim dökülmedi.
Fotoğrafların Internet’te yayınlanan boyutları zaten baskıya el verişsiz, aklı başında insanlar da zaten isim, bağlantı vesaire bilgileri ile paylaşıyorlar fotoğrafı kullanacaklarsa (mesela benim bu günlükte paylaştığım diğer fotoğraflara yaptığım gibi), aklı başında olmayanın ulaştıracağından da ne hayır gelir zaten.
Fotoğraf çeken bir insanın “aman biri görür de beni bulamaz” endişesi ile fotoğrafının üzerine yazı yazması olayını benim aklım almıyor, üzgünüm (aptal filan olduğumdan değil). Bence bu fotoğrafçının ya kendisini, ya fotoğraflarını ya da izleyecek olan insanları en yumuşak tabiri ile kalitesiz görmesi ile ilintili bu tip imzalar bırakmak. Örneğin, bir Zalmai, bir Erdal Kınacı, bir Nuri Bilge Ceylan bunu neden yapmıyor diye düşünmek lazım.
Lütfen düşünürken “birisi aşırır”, “başkası beni bulamaz” seviyesinden sadece bir seviye ileride olan “fotoğraf nedir”, “neden fotoğraf çekiyoruz”, “çektiğimiz fotoğrafları neden başkaları ile paylaşıyoruz” sorularının yanıtlarını da hesaba katarak düşünün.
Bununla beraber, Tamer’ciğim ve Sina’cığım, lütfen sözlerimden alınmayın. Sina beni hiç eleştirirken görmemiş birisi değilken bile “neden böyle acımsız eleştirdin” dediğini görünce üzüldüm. Bu bireyleri değil, artık köklü hale gelmeye başlamış saçma bir anlayışı hedef alan bir eleştiri. Ben bunu yazdım diye kimsenin yaptığı şeyden vazgeçmesini beklemiyorum sonuçta, fakat benim gibi düşünen insanların da olabileceği bilinsin isterim :)
Selamlar.
September 27th, 2008 at 21:15
Yok kesinlikle ben senin daha fazla konuşmandan yanayım :)) İstedğini söyleyebilirsin.
Dediklerine bir zamanlar katılıyordum. Hatta haızam yanıltımıyorsa bu konu hakkında yine bir fotokritikçi arkadaşımıza tabire caizse giydirmiş, ben de orada birşeyler yazmıştım.
Ama işler böyle yürümüyor ne yazıkki. Şu adresteki journal\’a bir bak istersen
http://sinademiral.deviantart.com/journal/17717588/
Kısacası taşın suyunu çıkartabilecek bir potansiyele sahip tasarımcı arkadaşlarımız. O fotoğrafı alıp da kitap kapağı yapabilmiş. Tebrik etmek lazım.
Ve şahsen de tanıştık. Çünü yayıneviyle iletişime geçtik avukatımla beraber ve size dava açağız dedik. Yayınevinin yayın yönetmei, tasarımcı eleman, ben ve avkatım biryerde bulşup konuştk dava öncesi. Ve tasarımcı elemanın savunması şuydu, ben bunu deviantart\’tan almadımki… Nette gezinirken gördüm kullandım.
Yani uzun sözün kısası o fotoğrafa adımı yazsaydım (ki yine aşırabilir :) beni bulup izin alma şansı artardı. Ki bir savunması da buydu. Ben bilemedim fotoğraf kimin? dedi…
Ya açıkçası isim, rütbe, deneyim, fotoğrafik kalite veya ne dersek diyelim. Bunların bir önemi yok. Eğer aşırlmasından müzadripse kişi koysun derim ben. İzleyene saygısızlık ne olurdu biliyor musun? Bizim melankolistanbul sergisinde fotoğrafları üstüne Sina Demiral, tarih exif yada aklına gelebilecek herşey \"merhabaa bu fotoğrafı ben çektim\" :)) gibi… o zaman hak verirdim.
Uff uzun mevzu neyse :) yazdıkça yazarız yoksa. Bir de benim fotoğraflarım hafif pop havası nedeniye çalınmaya müsait biliyor musun? Erdal abi\’nin koca memeli hatunun fotoğrafını kimçalsın mesela :)) toplum henüz onu aşırmaya müsait değil.
öpüyorüm.
September 27th, 2008 at 23:18
Sina’cığım kesinlikle talihsiz bir olay olduğunu sonuna kadar kabul ediyorum. Ortada bir hırsızlık var, grafikerin yaptığı savunma da bunu değiştirmiyor elbette. Hürriyet Gazetesi de benim iki fotoğrafımı saçma sapan haberlerinde görsel materyal olarak kullandı, senin kadar derinden olmasa da nasıl bir duygu olduğunu biliyorum ucundan.
Bu örnekteki grafiker gibi boktan insanlar bu dünyanın bir gerçeği. Bu kişi deviantArt’tan bulduğu halde yalan söylüyor da olabilir ya da benzeri bir kişi önce fotoğrafın üzerindeki ismi silip, sonra kullanıp, sonra da “benim bulduğum -ve şu anda online olmayan kaynakta- bu şekilde bulmuştum, özür dilerim” de diyebilir.
Daha fena şeyler de olabilir, can sıkıcı örnekler çoğaltılabilir..
Fakat kötü şeylerin yaşanma ihtimali yüzünden anlam katan şeylerden kısılması benim anlayışıma pek uymuyor, paylaşımın benim nazarımdaki estetiği ile bağdaşmıyor, daha da özele inecek olursak benim kafamdaki fotoğraf tanımı ile bağdaşmıyor. Bu da muhakkak sadece beni bağlar. İnsanlar nasıl rahat edeceklerse onu yapmalıdırlar muhakkak (arada bir “bazı tipler de sinir oluyordur şimdi buna” diye düşünseler bana yeter de artar bile ;)).
“Erdal abi’nin koca memeli hatunun fotoğrafını kim çalsın mesela :)) toplum henüz onu aşırmaya müsait değil.”
Sözlerime burada son verirken şu alıntıya “her şeyin çalıcısı bulunur mirim” diye kıvırgan bir yanıt vermeden edemedim. Son olarak verdiğin örnek için teşekkürler; insanlar böyle şeylerin yaşanabildiğini de görmeliler, bununla başa çıkamayacaklarsa önlemlerini elbette almalılar.
Sevgi, selam.
September 28th, 2008 at 01:37
tekrar merhaba,
“İnsanlar genelde fotoğrafları bir “context” dahilinde görüntülüyorlar. Bu mesela Fotokritik oluyor, tamercevik.com oluyor, DeviantArt oluyor”
böyle bir yazı yazmışsın murat, beni anı kefeye koyma be kardeşim :) benimki öyle tanıdıkların, eş dostun ziyaret ettiği, tamer bugün ne yapmış ne çekmiş dediği bir site… ama diğer siteler yüzlerce hatta dev de binlerce üyenin paylaştığı binlerce belki milyonlarca fotoğraf var. :)
sina nın olayına üzüldüm. kötü bir duygu benim başımada gelmişti. fotoğrafım izinsiz bir afiş te kullanılmıştı. sonradan konseri veren yerel grupla irtibata geçmiştik, özür dilendi olay tatlıya bağlanmıştı. O zamanlar fotoğrafın üzerine herhangi birşey yazmıyordum. o olaydan sonra beni bulabilecekleri birşeyler yazmaya başladım…
sina nın düşüncelerine sonuna kadar katılıyorum, murat seninkilerede ucundan biraz katılıyorum.
şunu düşündüm, imza atılmalı ama direk göze çarpmayacak, fotoğrafın gizli bir yerine, opacity si düşürülerek atılmalı, ama sonuçta olmalı…
mesela (http://www.magnumphotos.com) bu fotoğraflara baktığımda çok çok küçükler, ancak pul boyutlarında baskı yaptırılıp kullanılabilir ama zamanın çok değerli fotoğrafçıların fotoğraflarını bu şekil koruma altına alma gereği duymuşlar,
haaa yanlış anlamayın değerli fotoğraf değerli fotoğrafçı imzasını atar değil, ben nacizane kendi çapımda eğlencelik yapıyorum bu işi, para kazanma kaygım yok, olmadıda, teklif de olmadı… hobi amaçlı ve fotoğraflarım beğenildikçe bu hobiye daha da sarıldığım bir hobi…
ben sadece empati yapıyorum. öyle düşünüyorum. daha önceki yorumumdada dediğim gibi. fotoğraf da olmayabilir. güzel site gördüğümde mesela, tasarımı kim yaptığını merak ederim, en altında “tasarım: ???????” yazısını ararım. tasarımcının sitesinden diğer tasarladığı sitelere bakarım. mesela dükkanların panoları, hepsinin altında mutlaka panoyu yapan ajansın reklamı vardır. düğün davetyelerinde ufak bir ajans reklamı vardır. daha birçok örnek vermek mümkün, bunlar ticari amaçlı olabilir. güzel site, güzel pano diyerek yapana ulaşılır ve yeni işler yaptırılabilir. ama ben şahsen güzel bulduğğum şeylerin devamını ararım,
nasıl fotokritikte güzel bulduğumuz bir fotoğrafa bakarken, o fotoğrafçının portfolyosunu geziyoruz. aynı şekilde fk yada diğer paylaşım siteleri dışında kopyalanmış (çalınmış demeye dilim varmıyor) fotoğrafların kökenine ulaşmak için mutlaka imza iz olmalı diye düşünüyorum ….
sina’ya (özgürle konuştuk davet edildim ama geçen hafta 2 günlüğüne istanbuldaydım gelemedim. güzel fotoğraflar, güzel sergi, tebrik ederim bu arada)
selamlar & sevgiler & saygılar
September 28th, 2008 at 06:16
Tsekkurler Tamer :)
Bu arada özlemişim bu muhabbetleri.
Takip edelim Meren’i, arada tartışma çıkaralım :p
September 29th, 2008 at 03:44
aklıma başka birşey geldi. mesela haber değeri çok yüksek bir fotoğraf çektiniz. kimsenin çekemediğini ve imzasız internette bir sitede yayınladınız.
size ulaşadılar ve bütün gazeteler manşetten fotoğrafı yayınladı…. (gibi)
(haa sonradan davalar v.s. açılabilir ama ne gereği var. önceden anlaşmak varken ;)
October 2nd, 2008 at 06:04
meren’e katılıyorum. diğer kişilere tüm gerekçelerine rağmen katılmıyorum. Bir fotoğraf izinsiz kullandıldı diye yeri göğü inletmeyi, komik buluyorum.
Aslında insanlar bu oldukça, fotoğrafları “çalındıkça”, onlar eşe dosta bunu anlattıkça, internette yazdıkça, kendilerini daha önemli, değerli hissediyorlar.
Belki de asıl hata hem kendini hem fotoğrafı bir araç olarak görmeyi bırakma, yüceltme, anlam yükleme, abartma…
Özgürlük, kend,n ve başkaları için, her zaman bir parça risk barındırıyor. Muhteşem anlamlı fotoğraflarınızın daha çok insana ulaşmasını ve onları etkilemesini mi tercih edersiniz yoksa üst kültür standartlarında elitist davranıp belli bir kesime ulaşıp bu işten para kazanmak mı?
bu sorunun cevabı, fotoğrafın ve onun anlamının mı yoksa sizin egonuzun mu daha değerli olduğunu belli edecek olan fotoğraf üzerine imza atıp atmama durumunun açıklamasıdır benim için.
O kadar özgün olunabilir ki bazen, kim çalsa, kim üstünden para kazansa, nerde kullansa, herkes bilir onun sizin olduğunu…
Akıllı insanlardan komplekslerden kurtulup akıllı çözümler üretmelerini istiyorum.
October 2nd, 2008 at 07:09
Kendi içinde çelişkili bir yazı bence yukarıdaki. Mesela “çalındı” diye bunu eşe dosta anlatmak, internette yazmak hoşa gidelecek bir durum değil. Bundan emin olabilirsin.
aa bak fotoğrafım çalındı demek ki çok iyi hadi bunu yazayım bir de internette eşe dosta da buyuk harflerle söyleyeyim de prim yapayım, bak ne değerli bir fotoğrafçıyım hissettireyim gibi bir derdim olmadı hiç. Olacağını da sanmıyorm. Ha şu var, bahsettiğin sebep sonuç örgüsü olağan bir süreç. Fotoğrafım çalındı diye kimseye anlatmayp yardım istemeyip içine atılacak bir durm değilki :) olağan bir süreç işliyor burada. Kendini bilmeyen biri “hmm bak ne süper fotoğafçıymışım” kibiriyle dolabilir ama ben öyle olmadığıma inanıyorum.
Fotoğraflar elbette daha çok kişiye ulaşsın. Herkes izlesin, baksın, tad alsın ama bu noktada eğer üretilen bir malzemeyi amme hizmetine sunmuyorsa, alınız dilediğiniz yerde kullanınız demiyrsa ticari bir işte iznin olmadan kullanılması kesinlikle çok rahatsız edici bir durum.
Aslında bu copyright, bant, yazı konularının şu yönü de var, internette fotoğraf paylaşma çok yeni birşey. Yeni dediğim tabiki fotoğrafın baskı yada dia düzeniyle karşılaştırıldığında.
Ressamlar da imza atıyor unutmayın.
Onlar atıyor diye biz de i atalım düz mantelitesinden bahsetmiyrum ama eserin sahibi, onun başka yerlerde de kimin taraından ortaya çıkarıldığının görümesini ister.
October 2nd, 2008 at 10:43
tartışma başka yönlere saptı diye düşünüyorum.
4-5 senedir HOBİ olark uğraşıyorum fotoğrafçılıkla. hiç para kazanmadım ve kazanmayıda düşünmüyorum. işin içine para girerse hobi olmaktan çıkacağını düşünüyorum ve şu anda alacağım zevki alamayacağımı düşünüyorum.
fotoğrafa, fotoğrafı çekene saygı duyuyorum. fotoğrafçılığı \"SANAT\" olarak düşünüyorum. ve bütün inceliklerini detaylarını öğrenmeye uygulamaya çalışıyorum.
Bende çektiğim fotoğraflara saygı duyulmasını istiyorum. en ufak bir maddi kaygı düşünmüyorum. sadece kullanabilirmiyim? kullanabilirsiniz… muhabbeti arıyorum…
bence bu tartışma buda bitmeli… kırıcı olmaya başladı.
selamlar…
October 2nd, 2008 at 11:21
Tartışmaların genelde birileri kırılmaya başlayınca değil, insanlar tartışmaktan sıkılınca bitmesi beklenir (çok nadiren de olsa bir konsensus ile neticelenerek bittiklerine de şahit olanlar olduğunu duydum). Ben de ismi cismi belli olmayan birisinin gelip “egolarınıza yenik düşüyorsunuz” demesinden rahatsız olabilirdim (olmam da, hadi var sayalım empati kurabilen harika bir insanım); fakat bu koşulda da yapılması uygun olan şey ya savunmak ya da yok saymak bence. Bak Sina’ya, aslanlar gibi çıkır çıkır yazıyor yok “ressamlar da imza atıyor”, “Internet’te fotoğraf paylaşmak yeni bir şey” diye (elbette birileri çıkar bunlara da yanıt yazar muhakkak) ;)
Kimse alışkanlıklarını değiştirsin istemiyorum ben açıkçası. Yazıyı da o gaye ile yazmadım, birileri tartışsın diye yazdım. Son mesajının son satırı haricinde kalan kısmı için de şunu söylemek istiyorum: yaptığın şeyi mantıklı bir zemine oturtmak zorunda değilsin. Kimseyi bir şeye ikna etmek zorunda da değilsin. Çünkü -aslında pek de mantıklı bir temeli olmadığı için- yaptığını doğrulamaya çalıştıkça birbirine uymayan, anlamsız şeyler söylüyorsun.
Selamlar.
October 2nd, 2008 at 12:07
” yaptığın şeyi mantıklı bir zemine oturtmak zorunda değilsin. Kimseyi bir şeye ikna etmek zorunda da değilsin. Çünkü -aslında pek de mantıklı bir temeli olmadığı için- yaptığını doğrulamaya çalıştıkça birbirine uymayan, anlamsız şeyler söylüyorsun.”
burayı fazla anlamadım. tartışma demişsin tartışmadır bu. tartışmanın özünde ikna etmekte vardır bu arada. ben düşüncelerimi paylaşıyorum sadece. ve birbirine uymayan anlamsız şeyler söylediğimi düşünmüyorum.
dedim ya tartışma başka yönlere saptı. doğru değilmi. şimdi fotoğraf üzerine atılan imza değil, yazılan düşüncelerdeki anlamları v.s. tartışmaya başlıyoruz.
hayırlısı bakalım,
October 2nd, 2008 at 13:19
Tartışmalar başka yönlere sapmadı bana göre, başka boyutlar işin içine girdi ki bu neden bahsedildiğini, hangi fikrin neden savunulduğunu anlamada işe yarayabilir.
“Fotoğraf üzerine imza atılsın mı atılmasın mı”yı sadece evet hayır düzeyinde tartışırsak bu tartışmadan ne öğrenebiliriz ki?
Anlamları tartışmadan anlamak mümkün mü?
Tartışmanın özünde ikna etmek? Belki gelişmemiş grup kültürleri için evet… Düşünenler için yeni anlamlar kazanma ve öğrenme aracı benim için…
Kırılıp darılmak bir fikir tartışmasında tuhaf kaçıyor.
mi lerin ve de lerin ayrı yazılmaması da beni üzüyor, rahatsız ediyor ama fikre hürmeten ses etmiyorum :)
October 2nd, 2008 at 13:21
dilbilgisine mi girildi :)
October 4th, 2008 at 05:40
Soru işareti eksik kalmış dostum :))
ego (küçük harfle yazılmış) kardeşimiz şöyle yazmış:
“Aslında insanlar bu oldukça, fotoğrafları “çalındıkça”, onlar eşe dosta bunu anlattıkça, internette yazdıkça, kendilerini daha önemli, değerli hissediyorlar. Belki de asıl hata hem kendini hem fotoğrafı bir araç olarak görmeyi bırakma, yüceltme, anlam yükleme, abartma…
.
.
O kadar özgün olunabilir ki bazen, kim çalsa, kim üstünden para kazansa, nerde kullansa, herkes bilir onun sizin olduğunu…”
Anlaşılan kendisi ego sorunsalı da, abartılma ihtiyacı da olmayan yüce bir şahsiyet. Takma ismine bakılırsa bunu tahmin etmek hiç güç değil. Ankara’daki Elektrik Gaz Otobüs şirketinde bir çalışan olduğu tahmininde bulunanlar ise yanıldılar:) (Sarkazm olarak algılandı ise kusuruma bakılmasın lütfen, bulaşıcıdır çok fenasından. Kırılıp darılmak yok ama! Halen bir fikir tartışması sınırları içerisindeyiz dikkat!).
Herneyse… Diğerleri de -yani ilk cümlede geçen insanlar- onun tepeden bakıp hallerine çok üzüldüğü, insan oldukları için zaafları olanlar, zayıf karakterli, ego sorunlarını aşamamış insancıklar… Ben yazılanları böyle algılayabildim. Usluba takılıp devamını okuyamadım bile…
Tamam kabul. Çözdünüz bizi. Süpersiniz sayın ego. İtiraf ediyorum. Şimdi, hemen, şuracıkta yani: ben özgün işler üretemeyen bir insancık olduğum için imzasız çıkmam abi! Benim için fotoğraf ve anlamı değil benim egom daha değerli!
(Egom derken yanlış anlaşılma olmasın daha o kadar benimseyemedim arkadaşı :)
Bu metnin bundan sonrası ev sahibine kişisel ileti kıvamında ama ego sorunu olan insancıklar da okuyabilir (bu durumda ego okumasın :)) Dilbilgisi hataları olabilir yani :))
Muratcığım, blog sularını azıcık bulandırdı isem affola. Fikir tartışması kisvesi altında sağa sola laf sokmayı, insanları aşağılamayı marifet sayan kimliği gizli biri için az bile oldu zannımca. Ulen (afedersiniz) adam (Tamer yani) “kırıcı oluyor usluba dikkat” demiş üstüne birde dilbilgisi için zılgıt yemiş iyimi? (Cümledeki imla hatalarını bulup fikre hürmeten ses etmeyenlere teşekkürü borç bilirim).
Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum :)
October 4th, 2008 at 10:59
“Muratcığım, blog sularını azıcık bulandırdı isem affola.”
Rica ederim Özgür, lafı mı olur. Herkesin istediğini söylüyor olması kadar memnun edici bir şey olabilir mi hiç :)
“Söylediklerinin üzerinde düşünülmesi, düşüncelerinin arada kaynamaması için yorumlarını olduğundan daha sert bir üslup ile yazma” ekolü ile kaleme alınmış yorumlarını tasvip ettiğim ya da desteklediğim gibi bir anlam çıkmasını istemesem de ego’nun, Tamer’in “dilbilgisine mi girildi” diye tepki gösterdiği, senin de gözünden kaçmamış olan cümlesinin biraz yanlış anlaşıldığını/yorumlandığını düşündüğümü ifade etmek isterim :) Belki yanılıyorumdur. Kendisi nezaket gösterip açıklamak isterse, açıklasın. Fakat bundan sonra konuyu nasıl eksi eksenine döndürür bilemiyorum. Belki de bir başka takma isim ile devam etmeli ;)
Örneğin Sina 7 mesaj önce ortaya kimsenin karşı çıkmadığı iki şey attı, dedi ki, (1) “ressamlar da imza atıyor”, (2) “Internet’te fotoğraf paylaşımı çok yeni bir şey (=bu imza olayının sebebi Internet’te fotoğraf paylaşımının çok yeni olması)”. Belki de aradaki 7 mesajı görmezden gelip konuya buradan dönmek isteyen birisi çıkar diye hatırlatayım dedim :)
Selamlar.
October 4th, 2008 at 15:29
ressamın imza olayına katılıyorum. bunu ben yaptım der atar altına kocaman imzasını yağlı boya fırçasıyla bi güzel.
ressamın kaygısı o resmin kopyalanması başka yerlerde kullanılmasıda değildir aslında…
bir tablo beğenilir ve kimin yaptığına bakılır çok beğenilir ise diğer yaptığı tablolar merak edilerek araştırılır.
mesela picasso nerdeyse 40 yıl oldu öleli ama halen kayıp tabloları var, kimsenin bilmediği tabloları var, sonradan su yüzüne çıkan, nerden tanınıyor imzadan. imzadan sonra fırça tekniğinden, sonra kesinlik kazanıyor picasso olduğu gibi…
mesela damlalar üzerine çok uğraştığım zamanlarda, damlayan damla, üzerindede şemsiye gibi açılan bir damla fotoğrafı gördüğümde, (http://www.liquidsculpture.com/fine_art/image.htm?title=Nasturtium gibi) bununla ilgili başka fotoğraf arayışına girdim, çekeni bulmaya çalıştım. tekniğini bulmaya çalıştım birkaç günümü aldı. sonunda Martin Waugh u buldum, ordan oraya videolara, tekniğe v.s. herşeyini bulmuştum. amacım çalmak kullanmak değildi elbette, tekniği öğrenerek bu teknikle damla çekmekti.
fotoğrafın altına ufacık ismini yazsaydı anında bulabilecektim mesela….
(şimdi tekrar baktım fotoğraflarada isimde var adres de var. ben çektim diye sokuyor gözümüze…. Helal olsun)…
selamlar, saygılar
(yukardaki yazıyı ben yazdım, http://www.tamercevik.com dan siteme erişebilirsiniz. v.s. v.s.)
October 5th, 2008 at 11:19
Of off.. Neyse, bir de ben bi kaç kelam edeyim de rahatliyim en azindan.
Fotografa ya ekranda bakariz ya da baskida.
(Sergi oldugunda duvara monte bir bilgi vardir sanatci ve eseriyle ilgili.
Bu resimde de böyle, artik çok az resimde “imza” atilir günümüzde. Bu konunun resimle kiyaslanmasi da pek bi saçma zaten.)
Bu ekran ve baski olayinda da zaten ya bir sayfayi acmisizdir, ya da elimizde bir kitap tutuyoruzdur.
Gerekli bilgiler yazar mutlaka bir yerlerde, o kadar panik olmaya da gerek yok. Yani bu malum bilgiler kadraj disinda bir yerlere de yazilabilir.
O küçücük fotograflarin kopyalanmasindan korkulmasini da anlamiyorum,
reklamcilik mantigiyla fotografin ortasina etmenin mantigini da anlamiyorum.
O kadar korkuyorsaniz ya fotograf koymayin,
ya da öyle bir sistem gelistirin ki herhangi baska bir aygittan fotografiniz kopyalaninca
tüm ip ve gps bilgileri size gelsin ve icabina bakin.
October 5th, 2008 at 11:26
komik :)
October 5th, 2008 at 11:37
Evet Tamer’cim çok komik olmus.
Tipki futbol maçlarinda gördügümüz, artik üç boyutlu filan yapilabilen reklamlara benzemis son teknigin.
October 5th, 2008 at 11:38
çamur mu başladı şimdide… :)
October 5th, 2008 at 11:48
Yok, baslayan bir sey varsa o da tartismayi seviyesizlige sürükleyen, ne yazacagini bilmeyip sirf bi tepki veriyomus gibi olmak maksadiyla yazilmis
“komik :)” falan gibi anlamsiz efektlerle ayni zamanda tartisanlara saygisizlik yapan hal ve davranislardir.
Sizi hiç tanimam, bilmem, alip veremedigim de olmaz. Keyfinize bakiniz ama daha mantikli seyler yaziniz ki okuyucular bosuna su sayfada vakit kaybetmesin.
October 5th, 2008 at 12:17
Bu arada JPG görüntü biçiminin EXIF denen ve meta bilgi saklamaya yarayan bir başlığı var, belki biliyorsunuzdur. Bu başlık içerisinde bir yorum kısmı var. Oraya istediğiniz bilgiyi gömebiliyorsunuz. Örneğin benim görünürde bir şey yazmayan bir fotoğrafımdan:
Üzerine bir şey yazılmadığı durumda da Internet’te fotoğraf çırılçıplak kalmıyor aslında (öyle ki Google arama motoru bu bilgiyi de parse ediyor, ‘üzerine’ isim yazılmış fotoğraflar bulunamazken ben fotoğraflarımı kim ne yapıyor bulabiliyorum :)). Yeni nesil fotoğraf makineleri her fotoğrafa otomatik olarak tercih edilen bir yorumu yerleştiriyor.
Bu EXIF bilgisini görüntülemek kadar değiştirmek de mümkün tabi. Fakat kim neden değiştirsin (değiştirecek kişi fotoğraf üzerindeki yazıyı da değiştirir :)).
Bunu da küçük bir bilgi olarak iliştirmiş olayım.
Selamlar.
October 5th, 2008 at 13:04
Niye resimle kıyaslamak saçma olsun? Bnce “saçma” diyorsanız ayrı birşey diyemem ama bu saçmalığın bir altyapısı varsa hepimiz inanalım ve bize de sçma gelsin?
İkisi de birer eserdir.
Yoksa inceden inceye (bilmiyorum fotoğraf çekiyor musnuz) fotoğrafın biraz daha “hafif” bir sanat eseri olduğunu mu düşünüyorsunuz?
İnternette fotoğraf paylaşımı, online sergileme bunlar hakikaten yeni (Murat sen biraz gir bari bu tartışmaya ;) ve hatta türk işi çerçeveleme ve imza diye birşey var kaımca. Siyah 15-20 piksellik bir paspartu üzerinde hangi font olduğunu bilmediğim garip bir yazı tipi ile isim yazılması sağ alt köşeye. Şahsen bana hiç de estetik gelmiyor bu imza şekli…
Peki bunu da tartışmaya ne dersiniz?
Fotoğraflarnı sevdiğim bir kişi Yücel Zorlu, fotoğraflarına bakınız http://yucelzorlu.deviantart.com/
Fotoğraf tasarım afiş tarzı bize aslında çok yabancı? birşeyler üretiyor. Ama benim hoşuma gidiyor. Siz ne dersiniz bilmiyorum
Exif bilgisinden öte başka şeyler fotoğrafın size ait oldğunun östergesi olmuş durumda ne yazıkki Murat. Fotoğraf ilk kimin bilgisayarına aktarılmışsa ftoğraf sahibi o kişidir.
October 5th, 2008 at 13:28
Bana saçma geldi çünkü ikisi hem teknik, hem sunum hem de dönem olarak çok farkli seyler.
Resim bir kere yapiliyor ve tualde kaliyor, imzali ya da imzasiz.
(Ayrica dikkatinizi çekerim genelde o imzalar ayni stilde ve renklerde eserin estetigine uygun bir sekilde yapiliyordu.)
Hiçbir fotografçi su ana kadar negatifine imza atip onu ölümsüzlestirme geregi duymamis.
Sadece bazi sunumlarda yapilma geregi duyuluyor; magnum vb ajanslarin siteleri gibi…
Bizim tartistigimiz sey her fotografinin göbegine kocaman altin harflerle ismini kaziyanlara sadece bir elestiri.
Internet ortami filan diyoruz ama bu bence paranoyaya giriyor.
Etrafta binlerce fotograf var. Gazeteler, kitaplar, dergiler…
Onlara da yapistiralim o zaman.. Hatta onlar saglam bi taranirsa daha kaliteli çalinir.
October 5th, 2008 at 23:26
şimdi ilk düşüncende fotoğrafların içine ettiklerinden bahsetmişsin
“O küçücük fotograflarin kopyalanmasindan korkulmasini da anlamiyorum,
reklamcilik mantigiyla fotografin ortasina etmenin mantigini da anlamiyorum”
sonrada bazı istisnaları gösterip normal karşılamışsın, hem magnum fotoğrafları daha küçük :) hem magnumcular ta göbeğine değil herbirtarafına basıyorlar reklamlarını :)
“Sadece bazi sunumlarda yapilma geregi duyuluyor; magnum vb ajanslarin siteleri gibi…
Bizim tartistigimiz sey her fotografinin göbegine kocaman altin harflerle ismini kaziyanlara sadece bir elestiri.”
October 5th, 2008 at 23:34
haaaa diyorsan magnumcular çok çok değerli insanlarlan oluşmakta, çok çok değerli fotoğrafları var. çalınıp çırpılıp kullanılabilir. aman haaa, çok sakınırlar kendileri diye düşünüyorsan o başka tabi.
October 5th, 2008 at 23:49
“haaaa diyorsan magnumcular çok çok değerli insanlarlan oluşmakta, çok çok değerli fotoğrafları var. çalınıp çırpılıp kullanılabilir. aman haaa, çok sakınırlar kendileri diye düşünüyorsan o başka tabi”
Magnum bir ajans. DHA gibi mesela. Bir “tüzel kişilik” yani. Tüzel kişilikler ile -zat-ı alîleriniz gibi- güzel kişilikleri karıştırmayınız, karşılaştırmayınız.
Magnum ajansına bağlı bir fotoğrafçı iseniz, bildiğim kadarı ile, çektiğiniz fotoğrafların hepsi Magnum’a ait oluyor. Dolayısıyla fotoğrafçının bir tasarrufu yok fotoğrafın başına gelenler ile ilgili.
Sina’cığım, “Murat sen biraz gir bari bu tartışmaya” demişsin, fakat baktım önceki yazdıklarıma “zaten söyleyeceğimi söylemişim ben” diye hissettim, o yüzden kalabalık etmek istemedim :)
Selamlar.
October 5th, 2008 at 23:53
teşekkür ederim açıklaman için murat
dikkat ettiysen magnumcular, dçok değerli insanlardan oluşmakta gibi çoğul ifadeler kullandım,
hem neden karıştırmamak gerekirki, varsa fotoğrafta bir imza onu tartıimıyoruzmu. neden magnum güzellik yapıyor biz çirkinlik mi ?
October 6th, 2008 at 00:50
Senin çoğul ifadeler kullanmış olmanın pek bir şeyi değiştirmiyor olduğu bir şeyi düzeltmek istedim ben. Ben diyorum ki: Magnum bir AJANS, dolayısıyla bu adamlar MADDİ gelir dışında hiç bir amaç gütmeksizin faaliyet gösteren bir ŞİRKET. Fotoğrafçılar var, bir de Magnum var. Bunu anladıktan sonra ister çoğul yaz, ister tekil.
Çünkü Magnum fotoğraflarını çok değerli bulmasa bile “nasılsa çok değerli bulan biri çıkar, ben de satarım, satamasam da alıp yayınlayan bedavadan reklamımı yapmış olur” mantığı ile hareket ediyor. Bunu bir şirket yaptığında buna ticaret denir ve kimse şaşırmaz. Bunu bir birey yaptığında buna ticaret denmez benim gibi bazı insanlar şaşırabilir. Bu yüzden karıştırmamak gerekir. Alex Webb çıkıp “bu fotoğrafıma da magnum watermark’ı konmasın” diyemez, fakat ben çıkıp “bu fotoğrafıma meren watermark’ı koymayayım” diyebilirim. Bu yüzden karıştırmamak gerekir. Bu böyle sürer gider, o sırada “neden karıştırmamak gerektiği” daha da anlamsız bir hale gelir.
Evet ve hayır. Evet, fotoğraflar üzerine atılan imzaları tartışıyoruz. Hayır, bunun içerisinde dünyadaki bütün fotoğraflar girmiyor. Örneğin Google’ın Google Maps ile kullanılan uydu fotoğrafları buna girmiyor, ya da hepsiburada.com’un ürün tanıtımı için çektiği fotoğraflar buna girmiyor. Bu böyle sürer gider. Dünyadaki bütün fotoğraflar kümesinin hangi alt kümesi ile ilgili konuşmamızın mantıklı olacağını görmek gerçekten güç mü?
..
Tamer, daha önce de söyledim. Herkes istediğini yapmakta sonuna kadar özgür, yaşasın özgürlük. Son fotoğraflarındaki imzalar da çok güzeldi, göze filan batmadıkları gibi fotoğraf içinde bir bulmaca keyfi yaşattılar. Ama rica ediyorum bu sayfada yazan şeyleri baştan bir kere okumadan yorum filan yazma, yazdığın yorumu ise baştan iki kere okumadan da gönderme, aksi taktirde bir daha yazdıklarına yanıt yazacak enerji bulabilir miyim bilemiyorum.
October 6th, 2008 at 00:57
Ben çok beğendim aslında. Fakat burada bir fark var. Bu arkadaşımız bu yazıları ortaya koyduğu eseri “tümleyen” bir konsepte oturtmuş. Yani bana kalırsa orada yazılar ile fotoğraf arasında bir birliktelik var, ortaya çıkan şey bunların bir karışımı. Yani oradaki yazıların amacı ile copyright yazılarının amacı aynı değil bence, bu yüzden aynı şekilde görünmüyorlar fotoğraf üzerinde.
Bu arada ne kadar harika bir tarzı var :) Müziği lomo umursamazlığında çekilmiş siyah beyazlarla resmediyor, pek bir beğendim şöyle baştan sona neler yapmış diye bakınca.
October 6th, 2008 at 04:05
“Bizim tartistigimiz sey her fotografinin göbegine kocaman altin harflerle ismini kaziyanlara sadece bir elestiri…” demiş Anıl. Ben tartışmanın “imza atılmalı mı atılmamalı mı?” olduğunu sanıyordum :). Bu durumda ben kendimi muhatap saymıyorum. Çünkü oldukça küçük, küçücük imzalar atıyorum :)). Hem Yücel kadar olmasa da fotoğrafı zayıflatmayacak, hatta katkı koyacak yerleri de tercih ettiğim oluyor çoğu zaman. Bir ara bu işi biraz abartmış ve “her fotoğrafta imzanızı nereye atacağınızı merakla bekliyorum”, “imzaları attığınız yerleri ne güzel seçiyorsunuz” türünden yorumlar alır olmuştum. Birkaç örnek gerekirse: http://oscarsnapshotter.deviantart.com/art/Ice-81188963
http://oscarsnapshotter.deviantart.com/art/magnum-81110654
http://oscarsnapshotter.deviantart.com/art/Lux-82750727
Murat Yücel ile ilgili şöyle demiş: “Bu arkadaşımız bu yazıları ortaya koyduğu eseri “tümleyen” bir konsepte oturtmuş. Yani bana kalırsa orada yazılar ile fotoğraf arasında bir birliktelik var, ortaya çıkan şey bunların bir karışımı.”
Evet katılıyorum.
Gerçi bahsi geçen tarzda yorumlar almak hoşuma gitmediğinden daha iddiasız imza yerlerini tercih etmeye başladım o ayrı mevzu ama imzanın varlığı beni rahatsız etmiyor fotoğraflarımda. Ve izlenebilirliğini zayıflattğına katılmıyorum.
Ve bir kez daha hepinizi sevgiyle kucaklıyorum ;)
October 6th, 2008 at 04:31
Muratı sevgiyle kucaklayabilirsin Özgür :)) ben artık korkuyorum senin kaslı kollarından ahaha .)))))
October 6th, 2008 at 08:49
Bence tartismanin dugum noktasi cok onceden kacmis. Yani sunulan argumanlarin hepsine pek sevgili meren bey, girdisinde halihazirda cevap vermis bulunuyor…
Ne kimsenin niyeti sorgulanmis, ne de neden yapiyorsun denmis. Sadece olasi gosterilecek sebeplerin bile daha onemli hususlar goz onune alindiginda ‘goz ardi edilebilir’ oldugu soyleniyor. Hal boyleyken bu isi yapanlarin “ama bak boyle bir durum var” diye yeni arguman sunmalari tartisma ortamlarinin vazgecilmez elemani straw man’i davet etmekten daha ileri gidememis ne yazik ki
“Internet asirmaya musait bir ortam”, “eser kendini korumali”, “izleyenlerin sonradan bulmasi kolay olsun” vb. bunlarin hepsine paralel ya da karsit dusunebilirsiniz bunda bir beis yok; fakat bir baskasi da cikip “bunlarin hepsine soyleceklerim var, sacma isler yapiyorsunuz, hatta bence salakca” derse neden kirilip aliniyor ya da ilave mantikli gerekce sunmaya calisip kendinizi yoruyorsunuz? Boyle de dusunenler varmis deyip gecin. Yok ama “internette fotograf paylasimi yeni bir sey” ya da “ressamlar da imza atiyor” diyerek disinformation yapacaksaniz ona da soylecekleri olanlar var:
photo.net‘e evrilen sitenin tohumlari 93′te atilmis, yani handiyse internetle beridir “fotograf paylasalim, komunite olusturalim ki bilenler bilmeyenlere akil gostersin” yaklasimi var. Bu yeni bir fikir olmadigi gibi, internette herhangi bir icerik paylasiminin getirecegi ‘kopyalanma’ mevzuusu da yeni bir sey degil. Zaten bir konuya egilirken cagdas insanin ilk aklina gelen “lan bunu benden once dusunenler olmustur belki” fikridir. Hasili, deviantart’in copyright policy’si olsun, creative commons olsun sizi bir yere kadar korumakta, urettikleriniz lisanssiz olmasin diye. (Allah askina bana birisi cep telefonunuzun calinma olasiligiyla deviantart’tan fotografinizi calan grafikerin “vallaha oradan bulmadim abi” deyisi arasindaki olasilik korelasyonunu karsilastirsin da hangisi daha olasiymis ona iman edelim.)
Ressamlarin imzalarinin baglamiyla dijital ortamda paylasilan fotografin baglami tamamen farklidir, resimlerin icerisindeki imzalar tamamen -o arkadasin islerine meren’in yorumu gibi- tumleyen minvalde resmin icerisindedir.
Eger ki sadece imzalarin fotograftaki yerleri ve estetigi, gizli olup olmamasi vs. gibi tamamen oznel ve fakat pragmatik seyleri tartisacaksak asil onemli soru su olabilir gibime geliyor, Sina: Senin fotograflarindaki Sina Photography imzasini goren biri lanetten bir google aramasiyla Sina Photography ajansini bulayim da izin alayim derken http://photographsbysina.com/ buraya gider mi?
Tamamen retorik sordum, cevap vermek zorunda degilsin.
October 6th, 2008 at 12:54
murat açıklamaların için teşekkür ederim çok açıklayıcı tamamen sen haklısın, ben bilmiyormuşum, özür dilerim.
Madem birkaç yazı öncesinde dilbilgisine girmiştik, biraz daha dilbilgisinde anlam “mecaz-i mürsel” i hiç kullanmayım. “Ankara ayağa kalktı” demeyim birdaha ki ankarayı canlı sanıp ayaklandı sanmasınlar…
özgür, bunu her fırsatta dile getiriyorum, fotoğrafların bence harika, imzalarında bir harika, bende “her fotoğrafında imzanızı nereye atacağını merakla bekliyorum”,
selamlar & saygılar
October 6th, 2008 at 13:41
Konu özele girmesin diye kısacayazayım
ben de “sina photography” diye aratınca benim deviantart sayfam çıkıyor 4.sırada. Bilmem sen nasıl arattın. Bir de tabi henüz sinademiral.com açılmadığı için - şu an yayında olan sinademiral.com çoook çok eski - ki çok yakında açılacak o zaman ilk sırayı onun alması muhtemel…
böyle işte…
October 6th, 2008 at 15:53
(Google farklı ülkelerden yapılan aynı aramalarda sonuçları farklı şekilde önceliklendirebiliyor).
October 7th, 2008 at 09:25
fotoğrafın üzerine <b>sinademiral.com</b> imzasını atarsın daha iyi olur. google da aramak zorunda kalmazlar, direk ulaşırlar,
daha pratik değil mi :)
January 5th, 2009 at 20:58
Ilginc bir konu bu. Uzerinden birkac ay gecmis, sogumus da olsa birseyler eklemek istedim. EXIF cok sahane bir cozum aslinda, tek sorun su: fotograflar printscreen gibi komutlarla ele gecirilmis, ya da grafik yazilimlarinda islenmisse bu bilgi yok oluyor. Eger fotografinizin calinip cirpilacagindan cok endiseliyseniz (ve bu size ciddi mali kayiplar verdiriyorsa) cok onceki Adobe Photoshop surumlerinde dahi bulunan ‘embed digital watermark’ islevine bir goz atin derim. Digimarc adinda bir sirketten belli bir ucret karsiligi bir lisans aliyorsunuz (mesela 1000 fotograflik lisans $79), sonra foto isleme yaziliminizda eserinizin icerisine gozle farkedilemeyen ama fotografiniz anormal derecede bozulmadikca, baskisindan tarama dahi yapilsa kalici olarak kaydolan bir copyright bilgisi gomuyorsunuz. Oldukca etkili bir sistem, Digimarc bu olayi fotograflarinizin internette gezen kopyalarini dahi bulmaniza olanak saglar hale getirmis. Eger kaygiliysaniz, mali kaybiniz varsa, bu en etkin cozum bence. Bu adamlara https://www.digimarc.com/mypicturemarc/ adresinden ulasabilirsiniz (bir tanisikligim yok kendileriyle).
Ha diger taraftan bircok kisi kendi “eserlerine” sahip cikarken baskalarina ayni saygiyi gostermiyor. Mesela yukarida yorum yapmis, hatta “Bende çektiğim fotoğraflara saygı duyulmasını istiyorum.” demis tamercevik. Ama bu tartismadan 2 hafta sonra kendi sitesinde wikipedia’dan butun bir konuyu asirip, bir kelime referans gostermemis. Sanirim bu ornek durum yaygin hassasiyetin nedenini aciklar…
K.