Bir süredir yazamıyordum, geri geldim. Hemen konuya gireyim.

Essay bir çoğunuzun da bildiği gibi İngilizce dilinde “makale”, “deneme” anlamına gelen bir kelime. Tahmin ettiğiniz gibi photo essay de “fotoğraflar ile yazılan deneme” gibi bir anlam ihtiva ediyor ilk okuyuşta.

Fakat bu kadarı, photo essay dediğimiz şeyin tanımını ve sınırlarını pek yansıtmıyor. Konsepti çepeçevre tanımlamaya kalkarsak şöyle bir şey çıkar sanırım:

Bir photo essay, izleyiciye bir hikayeyi anlatmayı ya da bir duyguyu harekete geçirmeyi hedeflemiş fotoğrafların bir aradalığıdır.

Kabul ediyorum ki yukardaki tanımı okuyanlar “e herhalde yani, başka ne yapmayı hedefliyordu ki? diyorlardır kendilerine. Haklılar. Aşağıdaki tanım ile genişletirsem umarım kıymetli okuyucumun gözünde anlamlı bir noktaya doğru ilerlemeye başlamış olacağım:

Photo essay’ler sadece fotoğraf çalışmalarından ibaret olabileceği gibi, fotoğraflar ile beraber verilmiş bir iki kelimelik küçük açıklamalar, fotoğraflar ile beraber verilmiş nispeten uzun notlar ya da uzun metinlerin içine serpiştirilmiş fotoğraflar olarak hazırlanabilirler.

Halâ tatmin olmamış olanlar için biraz daha genişletmeye ve detaylandırmaya çalışayım (iki kelime bir şey anlatacağız diye düştüğümüz durumlara bakınız efendim):

Bir photo essay içerisindeki fotoğraflar doğal bir rastgelelik içerisinde okuyucu karşısına çıkacak şekilde dizilmiş olabilir, ya da belirli bir düzeni olabilir, ya da ilk bakışta okuyucunun hangisine bakacağını kendisinin seçebileceği bir şekilde yazı içinde bulunabilirler. Photo essay’ler bu tip niteliklere göre değerlendirilmezler (yani “bir photo essay içerisindeki fotoğraflar belli bir sıradüzen içerisinde yer alırlar” önermesi geçersizdir).

Bu tanımların ardından şöyle gramer olarak afilli görünen fakat içerik olarak mütevazi olan bir ek de benim gibi mevzuları matematiksever bir takım sınırlar çerçevesinde değerlendirmeyi sevenler için nazik bir ayrıntı olacaktır diye düşünüyorum:

Tüm photo essay’ler fotoğrafların bir kolleksiyonudur, fakat -altında açıklamalar olan- her fotoğraf kolleksiyonu bir photo essay değildir.

Benim gördüğüm kadarı ile başarılı sayılan photo essay’ler genellikle 6 fotoğraftan oluşuyorlar. Fakat fotoğraf sayısı için 6 ile 30 arasında tutmak, 30’u aşmamasını kesinlikle sağlamak gerekli sanırım.

Benim anlayışıma göre bir photo essay 6 tane fotoğraftan ve konu hakkında bilgi veren fakat hepsi bir araya geldiğinde iki A4 sayfasını keçmeyecek bir miktar metinden oluşmalı. Bir nevi ışık ile yazımın kelimeler ile yazım ile buluştuğu nokta olmalı. Öte yandan yine bence, bir photo essay’in sadece fotoğraflarına baktığınızda da konu hakkında fikir sahibi olabilmelisiniz, sadece yazıyı okuduğunuzda da. Yani photo essay hazırlayan bir fotoğrafçının başarısı, bence, hem görsel hem de yazımsal dengeyi bu aktarım esnasında bir şekilde tutturmak oluyor..

Bu arada son dönemlerde Internet yoluyla paylaşım yöntemlerinin yaygınlaşması neticesinde, fotoğrafçının fotoğrafları yaptığı ses kayıtları ile birlikte sunarak çekimin yapıldığı ortamın görünümü yanında işitsel kimliği hakkında bilgi vermesi de sık rastlanır bir şey oldu. Örneğin bir süre ntvmsnbc.com’da Fatih Pınar tarafında bir kaçını gerçekten beğendiğim bir kaç çalışma yer almıştı. Bir süredir yok ortada, fakat eski çalışmalarının arşivine de ulaşılabiliyor.

“Şöyle güzel photo essay’ler olsa da hem gözümüz gönlümüz açılsa hem de konsepti daha iyi özümsesek” diyen delikanlı beyefendiler, afacan hanımefendilerin merakla beklediği haberler ile az sonra karşınızda olacağız, fakat şimdi kısa bir reklam arası:

Artık üzerindeki 50mm objektifi ile Japon malı olan ve dünyanın ilk lensten gelen ışığa göre pozlama ölçümü yapan kamerası olan TOPCON Super D model SLR bir makinem var. Ayrıca kısa bir süre sonra ilk Holga çalışmalarımı sizinle paylaşacağımı tahmin ediyorum :)

Evet. Sizi aralarında duyulmamış konulara tüm dünyanın ilgisini uyandırmak için araç olarak dergi sayfalarında kendisine yer bulmuş olan Time dergisinin photo essay arşivleri ile başbaşa bırakıyorum, yaptığım bu iyiliğin karşılığında sizden iki ricam var:

1. En azından 4-5 tanesine göz atmadan o sayfayı terk etmeyin.

2. Bir sonraki günlük girdimde o sayfada görecekleriniz kadar ihtişamlı olmasa da benim tarafımdan hazırlanmış ufak bir photo essay göreceksiniz, şaşırmayın.

PS: “Acaba” diyorum, “Güney Afrika’da yaşadığını bildiğim Sabri Kılıçoğlu oraya özgü bir konuda bir özene bözene bir photo essay hazırlasa, biz de okusak fena olmaz mı” diyorum..