@merenbey:
günün sonunda darılmayacaksan seni de beklerim Cem. birlikten kuvvet doğar.

Fotoğraf Dünyasından Subjektif Haberler, III

14/04/2010, 04:29

Fotoğraf dünyasından subjektif haberlerin üçüncüsü ile karşınızdayız (“karşınızdayız“mış -başlıkta haberler diyor diye kabız spiker rolüne soyunmasak olmaz çünkü (neyse)). Peki. Bu müziksiz okunmaz ki diyenler için arka planda EZ3kiel, Via Continum çalsın.

***

Bundan 5 ay kadar önce The Denver Post‘un bir fotojurnalisti olan Craig F. Walker’ın “Amerikan Askeri” isimli bir belgesel çalışmasına rastlamış ve çok beğenmiştim. Walker, Amerikan ordusuna başvuran Ian Fisher isimli bir gencin orduda geçirdiği 2 yılı, öncesi ve sonrası ile belgelemişti. Kendisi birkaç gün önce bu belgeseli ile haberciliğin en prestijli ödüllerinden birisi olan Pulitzer ödülünü kazanmış.


© Craig F. Walker

Bana göre Walker’ın orduya ve ordunun insana yaşattıklarına karşı objektif ol(a)madığı aşikâr (kendisi objektifliğini ordunun lehine bozmuş). Zaten belgeseli izlerseniz inanılmaz izinlere sahip olduğunu, neredeyse her yere fotoğraf makinesi ile girip çıkabildiğini görebilirsiniz. Bu bağlamda ordunun bu kadar içine girdikten sonra dışarı çıkarken ne yazacağının, neyi yayınlayacağının iznini ordudan almış olmasına şaşırdığımı söyleyemem. Belgesel boyunca bir anlamda dünyanın her yerinde lanetlenen Amerikan askerlerinin de aslında insan olduğunu görüyorsunuz (sürpriz! (birkaç adım daha düşünürseniz bambaşka sonuçlara da ulaşabilirsiniz)). Bununla beraber belgeselin Amerikan ordusunun yaptıklarını meşrulaştırmaya çalışır bir çabası yok, gizliden bir propaganda muamelesi görmesi haksızlık olur. Yine de bana göre bu hikayede eksik olan bir şeyler var. Hatta bana kendisini hissettiren en önemli eksiklerden birisi Ian Fisher isimli delikanlının orduya yazılma sebebi olan vatan sevgisinin Irak’taki hizmetin mekanikliği ile ortaya konamayacak bir şey oluşunu idrak etme ya da idrak edememe sürecinin hikayenin bir parçası olmamış olması (elbette Ian’ın düşüncelerinin bu yönde evrilmemiş olma ihtimali de yok değil (fakat bana göre bayağı küçük bir ihtimal bu)).

Belgeseli buradan izleyebilirsiniz (Walker kendi günlüğünde yayınladığında gayet güzel izlenen bu projeyi ünlü olunca dünyanın en kötü sitesine taşımışlar)(İngilizce biliyorsanız bilgi düğmesine tıklayıp fotoğraf metinlerini de okumayı ihmal etmeyin, İngilizce bilmiyorsanız da fotoğraflara bakabilirsiniz, yeterince açıklayıcılar).

Pulitzer anasayfası da burada.

***

Amerikan askerleri demişken birkaç hafta önce gördüğüm ve beni çok etkileyen başka bir proje ile devam etmek istiyorum. The New York Times’ın sözleşmeli fotojurnalistlerinden birisi olan, defalarca Irak’a gidip gelmiş, 20′li yaşlarının sonunu ise henüz görmüş olan Ashley Gilbertson “Askerlerin Yatak Odaları” isimli bir belgesel projesini bitirmiş. Belgesel Irak’ta çeşitli sebeplerle hayatını kaybetmiş olan askerlerin evlerindeki yatak odalarının fotoğraflarından oluşuyor. İzlerken odalardaki ayrıntılara, geriye kalmış eşyaya bakıyor, kimisi keskin nişancıların, kimisi yol kenarına yerleştirilen patlayıcıların marifeti ile yaşamını yitiren 19-20 yaşlarındaki askerlerin odalarına Gilbertson’ın karelerinden misafir oluyorsunuz (spikerlik taslamanın dayanılmaz hafifliği). Askerlerin odalarına misafir oluyorsunuz ama bu projenin ardındaki motivasyonun askerin anısına saygı, ya da Amerikan ordusuna destek olmak olduğunu düşünmüyorum. Daha çok insanlara, ölümlerini TV’den duydukları askerlerin haberlerdeki birkaç saniyeden ibaret olmadığını, onların aslında devam edemedikleri hayatların sahipleri olduğunu hatırlatma gayesi taşıyan bir seri olduğunu düşünüyorum. Belli mi olur, belki kimileri bütün bunların ne uğruna yaşandığını bir daha düşünebilir.

Ben de bu gün yola çıkıp Irak’ta ya da Afganistan’da ölen insanların odalarının fotoğraflarını çekmeye gitmeyi çok isterdim. Yoldan geçerken Türkiye’ye uğramayı isterdim. Dünyanın o kadar çok yerinde o kadar çok insan tam olarak kendilerine ait olduğu söylenemeyecek düşüncelerin ocağında dövülmüş politikalar veya kendilerinin dolaylı olarak bile faydalanacağından bahsedilmesi güç olan çıkarlar uğruna ölmüş ya da ölmekte ki, tüm bunları düşünürken insanın beyni kamaşıyor, sonra bir süreliğine bütün bunlarla ilgili üzülecek ne vardı diye hatırlamakta zorlanıveriyor sanki.


© Ashley Gilbertson

Yukarıdaki oda 19 yaşında Irak’ta intihar eden bir askere ait.

Ashley Gilbertson’ın web sayfası burada.

Yukarıdaki çalışmanın tamamı ise burada.

***

Geçen haftalardan birisinde büyük usta, fotoğrafı pictorialistlerin elinden kurtaran büyük isim Ansel Adams’ın 200 civarında yeni, daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış fotoğrafı gün yüzüne çıktı. Meğer 1941 yılında Amerikan içişleri bakanlığı Ansel Adams’ı ABD’nin çeşitli yerlerinin büyük format fotoğraflarını çekmesi için kiralamış (elin 70 yıl önceki içişleri bakanına bak). Japonlar Pearl Harbor’a saldırınca proje erkenden bitmiş, Ansel Adams’ın o zamana kadar çektiği fotoğraflar da bunca yıl bir rafta beklemiş. Ne güzel sürpriz.


Ansel Adams

Ansel Adams

Sergideki fotoğrafların bir kısmı burada.

***

Geçenlerde bu güne kadar gördüğüm en müthiş pinhole (iğne deliği) fotoğraflarından birisini gördüm. Aşağıdaki fotoğrafın pozlama süresi … sıkı durun … 6 ay. Gördüğünüz izler Güneş’in gökyüzünde izlediği yollar (eğer dünyanın ekseninin eğri olduğunu bilmeyen birisine bu fotoğrafı göstersek “daha neler” derdi herhalde). Fotoğrafı yayınladığı günlük girdisinde Mr. Mallon şöyle demiş:

Tepedeki kesikli çizgilere bakarak çok da iyi bir Yaz geçirmediğimizi görebileceğinizi tahmin ediyorum.

:)


© Mr. Mallon

Mr. Mallon’un fotoğrafı yayınladığı günlük gönderisi burada (ayrıca nasıl 6 ay pozlama için çok basit bir tarife bağlantı da vermiş).

***

Bir dahakine bundan da bahsetmelisin” dediğiniz bir şey olursa bana e-posta atmaktan, “kendi haberimi kendim veririm ki ben” derseniz de yorumlar kısmına denk geldiğiniz şeyleri eklemekten çekinmeyin lütfen.

Tags: , , , , , , , ,


“Fotoğraf Dünyasından Subjektif Haberler, III” için 10 yorum yapılmış.

  1. nurettin

    Selamlar meren ve teşekkürler yazı için,buraya koymamış olsan herhalde bunların çoğunu göremezdik bile.Benim esas dikkatimi çeken,pulitzer ödülü kazanan walker abimizin foto tekniği oldu.Biz burda herhalde ‘ bi belgesel yaptım işte bunlar da fotolar’ desek ilk eleştiriler kesin tekniğe olur;’ooo bunlar fotoşoplu,hedere mi ne ondan yapılmış sanki,doğal değil bunlar”.Biraz aşmak lazım bazı şeyleri,yerinde de olsa walker abi retouch’u dayamış ancak pulitzer ödülü onun olmuş,demek ki fotoda tartışılması gereken mevzu teknikten ziyade başka şeyler.’E herhalde öyle’ demeyesin sakın burda işler biraz farklı yürüyor:)
    selamlar..

  2. A. Murat Eren

    Merhaba,

    Biraz aşmak lazım bazı şeyleri,yerinde de olsa walker abi retouch’u dayamış ancak pulitzer ödülü onun olmuş,demek ki fotoda tartışılması gereken mevzu teknikten ziyade başka şeyler.

    Evet, kesinlikle. Hatta buralarda bir çağdaş fotoğraf müzesine gidip de (daha çok mixed-art dolaylarında gezinen, fakat hala fotoğraf müzesinde sergilenecek kadar “fotoğraf” olduğu düşünülen) fotoğraf çalışmalarını gördüğümde iyice anlamıştım fotoğrafın tanımının aslında ne kadar geniş olduğunu ve bahsettiğin küçük şeylere takılanların tek problemlerinin dar vizyonları olduğunu. Orada işlerin çoğunlukla farklı yürüdüğünü az çok duyuyor ve görüyorum :)

    Selamlar.

  3. pLn

    sagol Merencan,
    bak yine neler ogrendik. buyrun yeni bir tik daha:)

  4. tanla

    Fotoğraf sanatçısının belgesel projesinde önemli olan verilen emek oluyor, teknikte pekişince tadından yenmiyor pek tabiki.. Şimdi Craig F. Walker’ın fotoğraf çalışmalarında beni rahatsız eden bir şey var.. (Amerikan ordusunu haklı çıkarma projesinin yanısıra) Eyvellahh uğraşmış emek harcamış her koşulda belgesel değeri taşımakta objektif veya subjektif…Ancak bir kaç fotoğraf çok kurgusal görünmüyor mu? Tamam, fotoğrafı oluşturan ana temaların bir araya gelişi ve simgesel anlamı o dakika fotoğrafçının görüp ölümsüzleştirmesi (kadrajın önemi ve kuralları hiçe sayması) profesyonelliğinden ileri gelir. Ancak örnektede verilen fotoğrafta simgeler o akdar düzgün ve anlam bütünlüğü ile yerleşmiş ki Vietnam Savaşı dönemindeki  I Want You ikonu, Saatten sarkan idam ipi görseli askerin önce boynunu eğişi, yan tarafta Ordu yazısı.. öyle büzel yerleşmişki..bu tesadüfler bir kaç fotoğrafında da çok bariz.. Bu anlamda ordunun kendi kiraladığı kurgu fotoğrafçısından farklı bir imaj çizmiyor bana kalırsa..  (Haa kensinin tanımam etmem yorumcunun buraki amacı belgesel fotoğrafçılığı üzerine tartışmaya eklemleme yapmaktır) Paylaşımlar için ayrıca amin.  
    Tanla

  5. A. Murat Eren

    Şimdi Craig F. Walker’ın fotoğraf çalışmalarında beni rahatsız eden bir şey var.. (Amerikan ordusunu haklı çıkarma projesinin yanısıra)

    Walker’ın Amerikan ordusunu haklı çıkarmaya çalışır bir tutum içerisinde olduğunu düşünmüyorum. Neden böyle düşünüyorsun?

    örnektede verilen fotoğrafta simgeler o akdar düzgün ve anlam bütünlüğü ile yerleşmiş ki Vietnam Savaşı dönemindeki  I Want You ikonu, Saatten sarkan idam ipi görseli askerin önce boynunu eğişi, yan tarafta Ordu yazısı.. öyle büzel yerleşmişki..bu tesadüfler bir kaç fotoğrafında da çok bariz..

    Yeni sitede fotoğrafların boyutu çok küçük olduğu için bu fotoğrafı başka bir kaynaktaki haberden almıştım, aslında bu fotoğraf Walker’ın orijinal kadrajından farklı. Fotoğrafın orijinalına gidip Chapter 2′den bir daha baktım, bayağı farklı :) Belki bir not düşmeliydim. Benim hatam.

    Baız fotoğraflarda kurgu havası sezildiğini biliyorum. Fakat müthiş bir belgesel fotoğrafçısı bu adam (o kadar iyi olunca kurgular seni buluyor bence, senin bir şey yapmana pek gerek kalmıyor olabilir ;)). Daha önce de AIDS’li bir kadının hayatının son 6 ayını belgelemiş ve AIDS konusunda ciddi bir gündem oluşturmuştu.

    Sevgi, selam.

  6. Timuçin Hızal

    Ultra slow pinhole photography olayı aslında Solargraphy, solarigrafia, solarigraphy olarak adlandırılan, düşük asa’lı filme çok uzun süreli pinhole uygulaması işi. Sonuçları inanılmaz ve çok iyi örnekler var. Özellikle bu sitede ve bu videoda ki örnekler başarılı. Hatta bu işi dünya çapında projeye dönüştürmüş olanlar var. O da burda. Ansel Adams’a gelince, kendisi yoda master olduğundan ot çekse millet ağzı açık bakıyor fotoğrafa :p

    C. F. Walker’ın fotoğraflarına bakıp rahatsız olan insanların içinde gizliden gizliye bir sızı oluştuğunu düşünüyorum. Her ne kadar aleyhtar bir düşüncede olunursa olunsun. Özenle seçilmiş odalar. Orada yaşanmış bir çocukluk ve izleri. Anılar, heyecanlar. Bütün odalar ışıl ışıl tertemiz düzenli. Sanki ölmemişçesine orada yaşantısına devam edermiş gibi. Peki neden 2 m²lik odasında kırık yatağı olan yoksul bir askerin değil de neden böylesine göz alıcı odalar. Aslında duvarları bu fotoğrafların çözünürlüğüne yetmeyecek anılar ve yaşanmışlıklar barındıran fakir bir gencin odası da olabilirdi. Ancak bu odalar tam tersine bu askerlerin yaptığı fedakarlığı gözlere batırmak için, böylesine bir yaşantıdayken cepheye gittiğinin altı çizilmek adına özellikle seçilmiş. Bence bu seriye bakacak gözlerin, kendi yaşantılarına bakarak ülkeleri için ne kadar fedakarlık yapacakları konusunda duyguları sömürülmektedir. Bu açıdan propoganda fotoğrafları denebilir.

  7. A. Murat Eren

    Peki neden 2 m²lik odasında kırık yatağı olan yoksul bir askerin değil de neden böylesine göz alıcı odalar.

    Bunun temel sebebi Amerika’da bahsettiğin şekilde bir oda bulmanın gerçekten zor olması olabilir ;)

    Göze batırma ve propaganda ile ilgili düşüncelerinde yalnız olduğunu düşündüğümü söylememe de müsaade et. Ashley Gilbertson hakkında ne kadar araştırdığını bilmiyorum ama kendisi bayağı aykırı bir gazeteci. Öte yandan bu projeyi The New York Times gazetesi için yapmış. NYT, Amerika’da ordu propagandası yapacak son gazete olabilir.

  8. faruk

    Amerika`nın, ordu propogandasını “Amerika’da ordu propagandası yapacak son gazete olabilir” denen bir gazeteye yaptırması da çok olası. Adamların neyi neden yaptıkları eylemden çok sonra anlaşılıyor. adamı paranoyak yaptılar yahu :)

  9. A. Murat Eren

    Amerika`nın, ordu propogandasını “Amerika’da ordu propagandası yapacak son gazete olabilir” denen bir gazeteye yaptırması da çok olası.

    Olası tabi. Ama bu durumda ordu propagandasının insanları bir şeylerin ne kadar gerekli olduğuna dair sorgulamaya ve düşünmeye itmeyi amaçlamış projeler üzerinden yapılıyor olduğunu da kabul etmemiz gerekir. Benim bunu bir taktik olarak kullandığını bildiğim bir ordu sanatçı ordusu, diğeri de düşünür ordusu :p

  10. birsevgiliokuyucutanla

    Anlatmak istediğimi tek cümleye indirgeyince böyle oluyor aslında. (Amerikan ordusunu haklı çıkarma kısmısı-yanlış cümle yapısı)..Amerikan ordusunun propagandasını yapmıyor olabilir kendisi ve gidilen savaşta geriye kalan asker psikolojisini de göz önüne sürmek istiyor olabilir, belki bir fark yaratacığı inancı da dahil olabilir pek tabi. Ama nedense askerlik konusu üzerine özellikle Amerika ordusu üzerine yapılan belgeseller projeler bende hep “savaş” kavramının yanlışlığından ve nedenini sorgulamaktan çok, acındırma ve bununla beraber gelen vicdan ve merhamet duygusu sadece tek yanlı oluyor gibi geliyor. (Bu noktada Amerikan ordusu yanlısı) Bu fotoğraf projesini inceleyen sade bir vatandaş (örneğin Irak savaşının background’una dair hiçbir fikri olmayan), ülkenin kendi yarattığı savaş ortamlarına kendi yarattığı ordusuyla açtığı trajediden ziyade kendi ülkesinin gençlerinin kendi ülkelerini korumak için ne hale geldiğini görerek kinlenebilir ve birilerinin feda olmasını içten içe gereksinimde görebilir…Bu noktada belgeseli izleyemediğimi üzülerek belirtiyor sadece çalışmalarını inceleyerek bu yorumu yapıyorum. Belki belgeselde  üstünkörü geçildiğini düşündüğüm noktaya parmak basılmıştır ancak bunu yine fotoğraflarda açıklamak zor)

    Yukarıda bahsettiğim duyguyle yaklaşıp fotoğraflara baktığımda ve sizin kullandığınız fotoğrafa  haliyle bir nebze kurgu fikri canlandı. (ah birde ödül almış olması artık günümüzde Amerika’nın neye ödül vereceği çok aşikar olması) ama madem crop fotoğraf diyorsunuz o zaman fotoğrafçının profesyonelliğine şapka çıkarıyorum.

Bir yorum bırakın, şanınız yürüsün