<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Meren'in Fotoğraf Günlüğü</title>
	<atom:link href="http://www.meren.org/blog/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.meren.org/blog</link>
	<description>Işık, gölge, vesaire..</description>
	<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 22:23:49 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Katalin &#038; OC</title>
		<link>http://www.meren.org/blog/2009/06/katalin-oc/</link>
		<comments>http://www.meren.org/blog/2009/06/katalin-oc/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 18:55:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ben Bugün Bunu Çektim]]></category>

		<category><![CDATA[Couch Surfing]]></category>

		<category><![CDATA[Süper Olay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=534</guid>
		<description><![CDATA[Daha önceki yazılarımdan birisinde couch surfing denen müthiş oluşumdan bahsetmiş, Amerika&#8217;yı baştan başa yürüyerek geçen misafirimizin hikayesini anlatmıştım (bu arada kendisi yaklaşık 6500 kilometrelik seyahatini geçen haftalardan birisinde sağ salim bitirdi, yürüdüğü mesafe harita üzerinde yaklaşık olarak şöyle görünüyor).
Bu sabah havalimanına bıraktığımız misafirimiz Macaristan&#8217;dan bir konferans için gelmiş olan Katalin isimli bir hatun kişi idi.
Couch [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önceki yazılarımdan birisinde <a href="http://www.meren.org/blog/2009/01/amerikayi-bastan-basa-yurumek/">couch surfing</a> denen müthiş oluşumdan bahsetmiş, Amerika&#8217;yı baştan başa yürüyerek geçen misafirimizin hikayesini anlatmıştım (bu arada kendisi yaklaşık 6500 kilometrelik seyahatini geçen haftalardan birisinde sağ salim bitirdi, yürüdüğü mesafe harita üzerinde yaklaşık olarak <a href="http://tinyurl.com/lg6j6z">şöyle</a> görünüyor).</p>
<p>Bu sabah havalimanına bıraktığımız misafirimiz Macaristan&#8217;dan bir konferans için gelmiş olan Katalin isimli bir hatun kişi idi.</p>
<p>Couch surfing üzerinden tanıştığımız her kişi yeni bir şey getirdi hayatımıza. Bir çok harika insan ile dost olduk, gittiğimizde kalacak yerimiz olan ülke sayısı arttı. Bir doktora öğrencisi olan Katalin&#8217;in de çok enteresan bir araştırma konusu vardı örneğin, yeni şeyler öğrenmenin sonu yok.</p>
<p>Onun burada geçirdiğim zaman zarfında neden bu güne kadar couch surfing üzerinden tanıştığımız insanlarla iligli bir projeye daha önce başlamadığımı düşünüp üzüldüm açıkçası. Zararın gerçekten neresinden dönülürse kâr olup olmadığını test etmek amacıyla Katalin ile bu projeye başlamaya karar verdim. Kafamdaki proje evimizde misafir ettiğimiz insanların portreleri, nereden gelip nereye gittikleri, ne ile meşgul oldukları ve onlardan neler öğrendiğimiz ile ilgili olacak. Şimdilik bir şey yazmayacağım ama şöyle 9-10 kişi olduğunda yayınlarım herhalde.</p>
<p>Bu arada Katalin&#8217;in portresini koyabilirim ama:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SkQCA0BzrDI/AAAAAAAAFz0/_tXvSAO3_f8/s800/kati-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu arada Katalin gelirken bize bir çıkartma getirmiş. Hani şu üzerinde ülke kodları olan ve arabalara yapıştırılan çıkartmalardan. Öğrendik üzerinde OC yazan bı çıkartma Budapeşte&#8217;deki sanatçı bir arkadaşı olan Sári&#8217;nin devam eden bir sanat projesinin parçasıymış ve OC &#8220;<em>Other Country</em>&#8221; (&#8221;diğer ülke&#8221;) anlamına geliyormuş.</p>
<p>&#8220;<em>Bunu arabana yapıştırdığın zaman Sári&#8217;nin sergisinde kullanması için bir fotoğrafını çekmem gerekli</em>&#8221; dediğinde gözlerim parladı. Kati&#8217;nin elindeki point-and-shoot fotoğraf makinesine bakıp &#8220;<em>istersen ben de bir fotoğrafını çekerim, hoşuna giderse onu gönderebiliriz</em>&#8221; dedim.</p>
<p>Bir lab dönüşü de aşağıdaki iki fotoğrafı çektim:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SkQCAwd4RgI/AAAAAAAAFz4/6ShYDPyATWo/s800/oc-1-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>İkisini de beğendim, fakat bu daha çok hoşuma gitti sanırım:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Ske1QnWFrBI/AAAAAAAAF1w/uAfwRewPjjo/s800/oc-2-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kati fotoğrafları görünce çok beğendi ve hemen Sári&#8217;ye gönderdik.</p>
<p>Velhasılı Avrupa&#8217;daki bir sanat sergisinde bu fotoğraflardan birisinin boy göstermesi çok muhtemel&#8230; Evinde birisini misafir ediyorsun, bir de bakıyorsun Avrupa&#8217;da bir sanat projesinin ucundan da olsa parçası olmuşsun. Gel de couch surfing&#8217;in hastası olma şimdi.</p>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Meren%27in%20Foto%C4%9Fraf%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Katalin%20%26%23038%3B%20OC&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F2009%2F06%2Fkatalin-oc%2F"><img src="http://www.meren.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meren.org/blog/2009/06/katalin-oc/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Propaganda</title>
		<link>http://www.meren.org/blog/2009/06/propaganda/</link>
		<comments>http://www.meren.org/blog/2009/06/propaganda/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2009 05:11:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Büyük Fotoğrafçılar]]></category>

		<category><![CDATA[Düşünce / Yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=526</guid>
		<description><![CDATA[İran&#8217;daki seçimlerin ardından gerçekleştirilen protestolar ve devletin olan bitene karşı tutumuna dair Batı toplumlarının, özellikle de Amerikalıların verdiği tepkiler artık o kadar sentetik ve rahatsız edici bir hâl aldı ki, aklıma yıllar öncesinde İtalya&#8217;daki kahramanım Cristiano Corte sayesinde tanıştığım Eolo Perfido ve onun müthiş serisi &#8220;Propaganda&#8221; geldi.
İran&#8217;da yaşananların yanlışlığı ve can sıkıcılığı ortada. Can sıkıcı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İran&#8217;daki seçimlerin ardından gerçekleştirilen protestolar ve devletin olan bitene karşı tutumuna dair Batı toplumlarının, özellikle de Amerikalıların verdiği tepkiler artık o kadar sentetik ve rahatsız edici bir hâl aldı ki, aklıma yıllar öncesinde İtalya&#8217;daki kahramanım <a href="http://www.oltremono.com/">Cristiano Corte</a> sayesinde tanıştığım <a href="http://www.eoloperfido.com/">Eolo Perfido</a> ve onun müthiş serisi &#8220;Propaganda&#8221; geldi.</p>
<p>İran&#8217;da yaşananların yanlışlığı ve can sıkıcılığı ortada. Can sıkıcı olan bir diğer şey ise medya tarafından maniple edilen insanların bu olan biten karşısında ezberden verdikleri tepkiler bence. O tepkilerle kendilerini öyle bir motive etmiş durumdalar ki &#8220;İsrail İran&#8217;ın nükleer tesislerine iki sorti yapsa, İran İsrail&#8217;e cevap vermeye çalışsa, Amerika da huzuru tesis etmek için Neda&#8217;nın kanını döken canavarların çanına ot tıkamaya gitse nasıl olur?&#8221; deseniz &#8220;şşt saçmalamayın bakayım&#8221; diyecek kadar ayık kimse kalmadı meydanda.</p>
<p>Amerikalıların -ve onların heyecanına kapılan başkalarının da- Twitter&#8217;da, Facebook&#8217;ta hiç sorgulamadan, durup üzerine bir saniye dahi düşünmeden her duyduklarını tekrarlayışları, kendi kendilerini yapılan bu haksızlığa dair motive etme çabaları gerçekten inanılmaz. Halbuki durup bir düşünseler son yıllarda Dünya, kendi devletlerinin bizzat gerçekleştirdiği, destek olduğu ya da göz yumduğu insanlık ayıpları ile çalkalanırken onların medya kuruluşlarının en büyük derdinin Britney Spears&#8217;ın büyümesinin bir türlü önüne geçilemeyen kalçası ve yükselen petrol fiyatları olduğunu hatırlasalar, belki o zaman İran ile ilgili bu kesintisiz haber akışının ve yaratılan kamuoyu bilincinin ardında insan hakları, özgürlük ve demokrasi aşkından fazlası olduğunu hissedebilirler.</p>
<p>Sosyal ağların beraberinde getirdiği yeni iletişim mecralarının insanlara daha fazla aydınlık vaat ettiğini düşünürken aslında insanların teknoloji sayesinde propagandanın ucuz işçileri haline geliverdiğini görmek büyük hayal kırıklığı.</p>
<p>İşte bu noktada gözümün önüneden Eolo Perfido&#8217;nun azimli fakat gözleri bağlı Amerikalı stereotipleri geçiyor&#8230;</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SkLtKfDbCII/AAAAAAAAFw0/hMGxSFlcFsM/s800/propaganda1.jpg" alt="" /><br />
<small><em>Propaganda, © Eolo Perfido</em></small></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SkLtKshUabI/AAAAAAAAFw4/AJmOPryT2MI/s800/propaganda2.jpg" alt="" /><br />
<small><em>Propaganda, © Eolo Perfido</em></small></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SkLtKr2eraI/AAAAAAAAFw8/XYW90Crfsc8/s800/propaganda3.jpg" alt="" /><br />
<small><em>Propaganda, © Eolo Perfido</em></small></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SkLtK_JEzZI/AAAAAAAAFxA/0MH8QGlXo3I/s800/propaganda4.jpg" alt="" /><br />
<small><em>Propaganda, © Eolo Perfido</em></small></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bir yandan da Amerika toplumuna kanunlar ile bahşedilmiş kıskandığım, saygı duyduğum özgürlükler, Amerikan halkının sevgimi ve sempatimi kazanan nitelikleri de yok değil.</p>
<p>En basitinden bir fotoğrafçı yukarıdakine benzer bir eleştiriyi benim toplumuma getirmeye kalksa ya bayrağa hakaretten ya Türk&#8217;lüğü aşağılamaktan ya da milleti askerlikten soğutmaktan ötürü hapse girer, kendisinin web sitesi mahkeme kararı ile sansürlenir, hatta bakarsınız bir gün birisi çıkar kafasına bir kurşun sıkar da kimsenin umurunda olmaz.</p>
<p>İran öyle böyle de kalanlar da az değil hani.</p>
<p>Nazım da <a href="http://www.prensesemektuplar.com/">Prensese Mektuplar</a> da İran seçimleri ve ardından yaşananlar ile ilgili bir yazı <a href="http://www.prensesemektuplar.com/2009/06/iranda-dusler-kan-gozyasi-ve-politika.html">kaleme almış</a> okumanızı tavsiye ederim.</p>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Meren%27in%20Foto%C4%9Fraf%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Propaganda&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F2009%2F06%2Fpropaganda%2F"><img src="http://www.meren.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meren.org/blog/2009/06/propaganda/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Doğru Zamanda Dışarıda Olmak</title>
		<link>http://www.meren.org/blog/2009/06/dogru-zamanda-disarida-olmak/</link>
		<comments>http://www.meren.org/blog/2009/06/dogru-zamanda-disarida-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2009 17:03:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ben Bugün Bunu Çektim]]></category>

		<category><![CDATA[Ben, Meren Bey Nasılım]]></category>

		<category><![CDATA[Düşünce / Yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=509</guid>
		<description><![CDATA[Üniversitenin sabahlara kadar ders çalışır gibi yapıp aslında geyik yaparak geçirdiğimiz o güzel yıllarında güneş doğmazdan az evvel dışarıya fırlayıp fırından henüz çıkmakta olan poğaçalardan, böreklerden 3&#8242;er 5&#8242;er tane götürmek, vizeleri/finalleri de mide fesatı eşliğinde, suratlar on karış geçirmek bir ananemiz idi.
O zamanlar, doğmakta olan Güneş&#8217;in aydınlattığı ve poğaçalarımızı yerken seyrettiğimiz bomboş şehrin ve şehir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversitenin sabahlara kadar ders çalışır gibi yapıp aslında geyik yaparak geçirdiğimiz o güzel yıllarında güneş doğmazdan az evvel dışarıya fırlayıp fırından henüz çıkmakta olan poğaçalardan, böreklerden 3&#8242;er 5&#8242;er tane götürmek, vizeleri/finalleri de mide fesatı eşliğinde, suratlar on karış geçirmek bir ananemiz idi.</p>
<p>O zamanlar, doğmakta olan Güneş&#8217;in aydınlattığı ve poğaçalarımızı yerken seyrettiğimiz bomboş şehrin ve şehir mobilyalarının (binalar, kaldırımlar, direkler, ağaçlar, v.s.) o soğuk maviliğinin ardında insanların henüz uyanmamış, şehri ve mobilyalarını kullanmaya başlamamış olması olduğunu iddia ederdim. Güneş batarkenki o sıcak, cana yakın sarı/turunculuğun ardında ise elbette insanların işten çıkıyor olmaları sebebi ile azalmış olan stres, rahatlık ve eve dönüyor olmanın huzuru vardı.</p>
<p>Şehrin bu değişen halet-i ruhiyesinin iddia ettiğim şeylerle ilgisi olmadığını biliyordum ama bizce üniversite yılları anlamsız iddialar üretip sabahlara kadar ciddiyetle onları tartışmak içindi (bu tartışmalarımıza anlam veremeyenler üniversite sonrasında başlayan gerçek hayata en büyük hazırlığın aslında bu olduğunu anladıklarında ne yazık ki iş işten geçmişti).</p>
<p>Rengi aslında hiç değişmeyen bir cismin değişik ışık kaynaklarının altında değişik tonlara bürünmesinin ardında görünür ışığın bir niteliği olan &#8220;renk sıcaklığı&#8221; var aslında. Renk sıcaklığı gayet derin bir konu ve fotoğrafçılar, sinemacılar, yayıncılar filan için çok büyük önem arz ediyor (ayrıca sadece bu alanlar ile ilgilenenlerin değil görme yetisi olan her canlının bir miktar öğrenmekten keyif alabileceği de bir konu aynı zamanda). Renk sıcaklığı ışık kaynağına bağlı olarak değişen bir şey. Bir ışık kaynağının renk sıcaklığı onun <a title="ne yazık ki İngilizce" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Chromaticity">kromatikliği</a> ve o renge denk düşen <a title="ne yazık ki bu da İngilizce" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Black_body">kara cisim ışıması</a>na sebep olan sıcaklığın bulunması ile belirleniyor. Karışık duyulsa da aslında lise fiziğinin yeteceği karmaşıklıkta şeyler. Bir girersem kolayca çıkamayacağımı bildiğim için araştırma işini meraklılarına bırakıyorum.</p>
<p>Dün renk sıcaklığının en tatlı olduğu saatlerde dışarıdaydım. Güneş&#8217;in tam batışı esnasında, renk sıcaklığı 4500 Kelvin dolaylarına düştüğünde New Orleans&#8217;ta her şey o kadar güzel görünüyor ki anlatmam mümkün değil. Normalde -bir Artvin aşığı olarak- etrafta dağ, tepe omadığında kendini huzursuz hisseden, dağsız, tepesiz yerlerde yaşamaktan keyif almayan bir insanım. Hatta New Orleans ile ilgili en büyük problemim de bu idi başta. Fakat Konya&#8217;nın bir kaç katı olan bir düzlüğün ortasında yer alan ve Güneş&#8217;in ufukta kaybolmadan önceki son ışınlarını bile yakalayan bir yerde yaşamanın da ayrı bir keyfi varmış, zamanla onu gördüm.</p>
<p>Dünden bir kaç fotoğrafa yer vereyim de bu kadar yazı boşa gitmesin, &#8220;resimlerine bakıp&#8221; gitmek isteyenler eli boş dönmesin (bu arada <a href="http://www.tuxworkshop.com/blog/">Barış Özyurt</a> bana Türkiye&#8217;den &#8220;<a href="http://www.uykusuzdergi.com/">Uykusuz</a>&#8221; göndermiş, sayesinde <a href="http://www.uykusuzdergi.com/blog/ugur-gursoy">Uğur Gürsoy</a> isimli dahinin &#8220;Fırat&#8221; isimli inanılmaz karakteri ile tanıştım, ikisine de teşekkür ediyorum buradan).</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sj-dvyIK8HI/AAAAAAAAFZo/CtB7SZpC9aY/s800/araba-mini.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>..</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sj-dwMoHyrI/AAAAAAAAFZs/OBjADANvNPI/s800/bina-mini.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu arada aşağıdaki fotoğraf çok hoşuma gitti:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sj-dwU9qwAI/AAAAAAAAFZ0/G9TGxQveUAg/s800/teller-mini.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yukarıdaki kadar karakterli olmasa da, klişe ve sıradan görünse de aşağıdaki fotoğrafı da beğendim. Arada kaldım, bilemedim cidden.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center">
<img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sj-dwLIknEI/AAAAAAAAFZw/TUVp-Phkv_U/s800/stlouis-mini.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Meren%27in%20Foto%C4%9Fraf%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Do%C4%9Fru%20Zamanda%20D%C4%B1%C5%9Far%C4%B1da%20Olmak&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F2009%2F06%2Fdogru-zamanda-disarida-olmak%2F"><img src="http://www.meren.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meren.org/blog/2009/06/dogru-zamanda-disarida-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Babamla Günlerim</title>
		<link>http://www.meren.org/blog/2009/06/babamla-gunlerim/</link>
		<comments>http://www.meren.org/blog/2009/06/babamla-gunlerim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2009 17:11:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Leziz Bağlantı İçerebilir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=503</guid>
		<description><![CDATA[Photo Essay çalışmalarının oldum olası hastası olmuşumdur. Fotoğraf ile düz yazının birleştiği yerde fotoğrafın gösteremediğini yazı ile göstermek, yazının açıklayamadığını fotoğraf ile anlatmak çok güçlü bir karışım halini alıyor bence. Henüz az önceki cümlelerle ifade edilebilecek seviyede bir tane çıkmış olmamasına karşın arşivlerde benim de keyif alarak hazırladığım fotoğraflı düz yazılarım var:

Albino Kurbağa ve Ahmet’in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="Photo Essay Nedir?" href="http://www.meren.org/blog/2006/08/photo-essay-nedir/">Photo Essay</a> çalışmalarının oldum olası hastası olmuşumdur. Fotoğraf ile düz yazının birleştiği yerde fotoğrafın gösteremediğini yazı ile göstermek, yazının açıklayamadığını fotoğraf ile anlatmak çok güçlü bir karışım halini alıyor bence. Henüz az önceki cümlelerle ifade edilebilecek seviyede bir tane çıkmış olmamasına karşın arşivlerde benim de keyif alarak hazırladığım fotoğraflı düz yazılarım var:</p>
<ul>
<li><a href="http://www.meren.org/blog/2007/01/albino-kurbaga-ve-ahmetin-baligi/">Albino Kurbağa ve Ahmet’in Balığı</a></li>
<li><a href="http://www.meren.org/blog/2006/08/photo-essay-n-villere-new-orleans/">N Villere, New Orleans</a></li>
<li><a href="http://www.meren.org/blog/2007/08/siyah-beyaz-dugun/">Siyah Beyaz Düğün</a></li>
<li><a href="http://www.meren.org/blog/2009/03/laundry/">Laundry</a></li>
<li><a href="http://www.meren.org/blog/2008/11/3-kasim-2008/">3 Kasım 2008</a></li>
<li>(&#8230;)</li>
</ul>
<p>Bu gün sizi şu ana dek okuduğum en güçlü photo essay&#8217;lerden birisi ile tanıştırmak istedim: <a href="http://www.dayswithmyfather.com/">Days with my Father</a> (sitenin navigasyonu biraz fena, bir de ne yazık ki İngilizce dışında bir dile çevrilmemiş).</p>
<p>Phillip Toledano&#8217;nun elinden çıkma bu çalışma kısa süreli hafızası olmayan dolayısıyla her 15-20 dakikada bir her şeye yeniden başlayan yaşlı babasının ölümünden önceki günlerinin küçük bir belgeseli. Çok kişisel bir çalışma, fakat Toledano&#8217;nun eseri herkesin içinden bir şeyler çıkarabileceği kadar herkese ait ayrıntılar ile dolu. Bir çoğunuzun hali hazırda okumuş olma ihtimali var, fakat eğer şu ana kadar rastlamadı ya da okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim, 15-20 dakikanızı alacak.</p>
<ul></ul>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Si_cTRFtSaI/AAAAAAAAFO0/AIaJweGBeq0/s800/phillip_toledano_6.jpg" alt="" /><br />
<em><small>© Phillip Toledano, Days with my Father</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Babasının yazdığı notlardan birisi (Phillip bu not için &#8220;Bu babamla ilgili her şeyi özetliyor&#8221; demiş fotoğrafın sol tarafında, not defterinde ise &#8220;hayatımın geri kalanı ile ne başarabileceğime dair ciddi şekilde düşünmek istiyorum&#8221; yazıyor):</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Si_cTQPtqQI/AAAAAAAAFO4/JefiLNIdtvQ/s800/phillip_toledano_26.jpg" alt="" /><br />
<em><small>© Phillip Toledano, Days with my Father</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Farklı şeyleri anlatıyor olsa da benzer bir fotoğrafımız da çıktı Phillip Toledano ile (benimki de <a href="http://www.meren.org/gallery/childhood%20memories/">burada</a>, üstten dördüncü):</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Si_cTkrNbuI/AAAAAAAAFO8/-qUmboyJKUc/s800/phillip_toledano_35.jpg" alt="" /><br />
<em><small>© Phillip Toledano, Days with my Father</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Meren%27in%20Foto%C4%9Fraf%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Babamla%20G%C3%BCnlerim&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F2009%2F06%2Fbabamla-gunlerim%2F"><img src="http://www.meren.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meren.org/blog/2009/06/babamla-gunlerim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sugar, Banksy, Matthew</title>
		<link>http://www.meren.org/blog/2009/06/sugar-banksy-matthew/</link>
		<comments>http://www.meren.org/blog/2009/06/sugar-banksy-matthew/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2009 20:10:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ben Bugün Bunu Çektim]]></category>

		<category><![CDATA[Ben, Meren Bey Nasılım]]></category>

		<category><![CDATA[Düşünce / Yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=496</guid>
		<description><![CDATA[Bu Cumartesi son zamanların en dolu dolu Cumartesi günü idi dün benim için. Normalde hepimizin bildiği gibi Cumartesi günleri evde paşalar gibi bilgisayar başına kurularak geçirilen bir gündür. Son iş gününün bir gün sonrasına, son tatil gününün ise bir gün öncesine denk gelmesi nedeni ile Alacakaranlık olarak da adlandırılabilir aslında: Perşembe, Cuma, Alacakaranlık, Pazar.
Duygu ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu Cumartesi son zamanların en dolu dolu Cumartesi günü idi dün benim için. Normalde hepimizin bildiği gibi Cumartesi günleri evde paşalar gibi bilgisayar başına kurularak geçirilen bir gündür. Son iş gününün bir gün sonrasına, son tatil gününün ise bir gün öncesine denk gelmesi nedeni ile Alacakaranlık olarak da adlandırılabilir aslında: Perşembe, Cuma, Alacakaranlık, Pazar.</p>
<p>Duygu ile sabah bisikletimize atladığımız gibi yeni tanıştığımız Matthew isimli saksafoncu arkadaşın evine kahvaltıya gittik. French Quarter&#8217;da yaşayan, saksafon çalan, aynı zamanda gümüş takılar yapan, hayatı müzik ve gece hayatından ibaret gibi görünen, son derece yakışıklı, bekâr bir adamın hazırlayacağı kahvaltıdan ne beklenebilirdi. Fakat bu vejeteryan şahsiyet karidesli maridesli, yanarlı dönerli öyle bir kahvaltı hazırladı ki bize, yolda giderken &#8220;hiç bir şey bulamazsak bunları yeriz&#8221; diyerek aldığım croissant&#8217;ları çıkarıp masaya koyduğuma utandım açıkçası (zaten onlar da o kadar utandı ki pısss diye söndüler, kimse yemedi kendilerini). Velhasılı Matthew çok acayip bir tip çıktı. Bu kadar &#8220;olgun&#8221; ve &#8220;serseri&#8221; öğenin bir arada bulunduğu insanların hastası oluyorum. Zaten kendisi hakkında bir foto-röportaj planladığım için burada kendisini daha fazla detaylandırmayacağım.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SiwGqHg1ibI/AAAAAAAAFOA/u3yyk-_9s_g/s800/mathews-sax-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kahvaltıdan sonra bir ara konu grafiti ve grafiti sanatçılarından açıldı. Hemen &#8220;Banksy&#8217;yi biliyor musun?&#8221; diye sordum. &#8220;Hayır&#8221; dedi. Hayır dediğine çok sevindim aslında. İnsanları Banksy ile tanıştırmak bana çok büyük bir gurur veriyor. Banksy anonim bir grafiti sanatçısı ve dehşet işler ortaya koyuyor, belki de işlerindeki o &#8220;anonimlik&#8221;, o &#8220;haklarından feragat etmişlik&#8221; yüzünden, kendisi ile tanıştırdığım insanların Banksy&#8217;nin çalışmalarına bakıp bakıp iç geçirmelerinden kendime bir pay çıkarıyorum. Siz de tanımıyorsanız tanıştırayım, <a href="http://www.banksy.co.uk/outdoors/horizontal_1.htm">Banksy</a>. Lütfen inceleyin, kesinlikle ilham verici bir kişilik.</p>
<p>Matthew&#8217;a &#8220;bu arada bu adam New Orleans&#8217;a da uğramış bir ara&#8221; deyip New Orleans&#8217;ta bıraktığı izleri gösterirken <em>&#8220;aa ben bu grafitiyi biliyorum, daha önce görmüştüm</em>&#8221; dedi. Atladık bisikletlerimize ve bize nerede gördüğünü gösterdi. Ta kendisi idi, Banksy idi:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SiwGp_E8LiI/AAAAAAAAFN8/Z1n9i3y_-yw/s800/banksy-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>İşte New Orleans&#8217;ı bu yüzden seviyordum: birileri tutup bu grafitiyi koruma altına almıştı (grafiti üzerine vidalanmış olan saydam plakaya dikkat ediniz). Orada burada kamu malına zarar verdiği için hakkında davalar açılan, ertesi gün belediye işçileri tarafından yaptıklarının üzeri boyalarla kapatılan grafiticilere duyurulur.</p>
<p>Günün ikinci etkinliği Richard Cheese konseri idi. Gittiğimizde konsere daha iki saat vardı, bu yüzden hemen yakınlarda olan ve bağımsız filmler yayınlayan bir sinemaya girdik. Ne izleyeceğimizi bilemedik, hakkında hiç bir fikrimiz olmayan <a href="http://www.imdb.com/title/tt0990413/">Sugar</a> isimli filme girdik. Böylece Sugar günün ikinci etkinliği, Richard Cheese konseri ise üçüncü etkinliği oluverdi. Sugar Müthiş bir yapıt. Çıldırmış şekilde çıktık dışarı (fazla bir şey yazmayacağım ama eğer izlemek istiyor ve spolier okumak istemiyorsanız bundan sonraki iki paragrafı atlayınız).</p>
<p>Hikaye Amerika&#8217;daki baseball takımları için oyuncu yetiştiren Dominik&#8217;teki bir okulda sivrilen bir gencin Amerika&#8217;ya gelişi ve işlerin nasıl gittiği üzerine kurulu. Köleliğin evrim geçirerek geldiği noktalardan birisi. Dominikli bir genç Amerika&#8217;da baseball oynama hayali ile okulunu bırakıyor, baba mesleğini bırakıyor, tüm vaktini bu işe adıyor, bir şekilde başarısız olduğunda ise artık tutunacak hiç bir şeyi kalmamış oluyor..</p>
<p>Ben gençken, İzmir&#8217;de yaşadığım muhitte bu sistemin bir benzerinin Türkiye içinde de var olduğuna şahit olmuştum. Mahallede güzel top oynayan gençlerin en büyük hayali bir şekilde Karşıyaka ya da Göztepe spor kulüpleri tarafından keşfedilmek, sonra da Fenerbahçe&#8217;ye, Galatasaray&#8217;a transfer olmak idi. Her mahallede de yarı ciddi bir mahalle takımı ve bu takımların başında da &#8220;<em>tamamen şans eseri Fenerbahçe yerine bu mahallenin takımını çalıştırmakta</em>&#8221; olan antrenörler olurdu: işi gücü olmayan, bir zamanlar bu gençler gibi yola çıkıp becerememiş, şimdi küçük bir takıma satacak oyuncu yetiştirmek tek geçim kaynağı kalmış çapulcular. Bu adamlar bir şekilde çocukları öyle gaza getirirlerdi ki bir kısmı okula, derslere vakit ayırmak yerine var güçleri ile futbolcu olmaya çalışmaya karar verirlerdi. Ondan duyulacak bir iltifat, o çirkin yüzde belirecek bir gülümseme etrafında pır pır dönen çocuklar için dünyaya bedeldi. Fakat Muhsin yetenekli/yeteneksiz ayırmazdı. Herkese gülümser, her gence ümit verirdi. Çünkü ne kadar çok çocuk tüm gücüyle denerse içlerinden birisinin gerçekten bir kulübün ilgileneceği noktaya gelme olasılığı o kadar artardı; kafası pek çalışmazdı Muhsin&#8217;in fakat olasılıktan pek iyi anlardı. Küçük olmama rağmen bu durumu fark ettiğimde kendime yakın bulduğum arkadaşlarıma okulu bırakmamaları, bir meslek sahibi olmak için çabalamaları, futbolu hobi seviyesinde tutmaları için yalvarıp rahatsızlık veren bir insana dönüşmüştüm. İçlerinde iyi oynayanlar da vardı, hatta bir tanesi Karşıyaka Spor Kulübü ile bir yıllık sözleşme bile imzaladı.. O mahalleden ayrıldığımda lise birinci sınıf öğrencisi idim. Annem halâ aynı yerde oturduğundan arada bir gidip geldiğim bir yerdir, dolayısıyla rastlantı eseri de olsa kendilerini görürüm, haberleri bir şekilde kulağıma çalınır. Bir dönem aynı okulda okuduğum bu gençlerin birisi en son gördüğümde Migros&#8217;ta kasiyer, diğeri bir sanayi sitesinde çaycı, bir diğeri ise uyuşturucu, mafya mevzularına bulaşmış Belçika&#8217;ya gitmekten, milyoner olmaktan bahseden bir andaval idi. Bana bir kaç defa benim bir gün harika bir futbolcu olacağımı, muhteşem bir tekniğim olduğunu fakat biraz daha fazla çalışmam gerektiğini söylemiş olan, okulun önümdeki en büyük engel olduğunu ima eden Muhsin ise halâ oralarda idi. Ne &#8220;<em>ben sizi yetiştireceğim</em>&#8221; diyerek hayatını bellediği çocuklar ne de 6&#8242;lı ganyanlar onu kurtarabilmişti. Çark dönmeye devam ediyordu. Futbol sektörü işleyen bir saat, böyle küçük çarklar da Fenerbahçe, Beşiktaş gibi büyük çarklar ile aynı sistemin bileşenleri. Hepsi kokuşmuş, pislik içinde işleyen bir sistemin parçaları. Hoş futbol günümüzde işleyen, içine bir sürü insanın para, emek ve zaman akıttığı ve sonucunda yalnızca bir kaç kişinin cebini dolduran sistemlerden sadece birisi olduğundan o kadar üstüne gitmenin de alemi yok belki. Sugar işte bir yerde bu mevzuyu bir baseball oyuncusunun gözünden işliyor. Müthiş oyunculuk ve güçlü senaryo da cabası.</p>
<p>Richard Cheese konserine fotoğraf makinesi almıyorlardı. Bu &#8220;<em>fotoğraf makinesi sokmak yasak</em>&#8220;, &#8220;<em>vidyö kamera sokmak yassah</em>&#8221; mevzusunun beni ne kadar tiksindirdiğini anlatamam. Bir gün beyin sinyallerini algılama ve işleme metotları iyice geliştiğinde, mesela daha önce gördüğümüz bir şeyi başkaları tarafından da görülebilir bir formata dönüştürmek mümkün olduğunda ne olacak? Ya da fotoğraf makinesi teknolojisi suyunu çıkarıp insanların kornealarına gömülebilen fotoğraf makineleri yaygınlaştığında nasıl olacak bu &#8220;video yasak&#8221;, &#8220;fotoğraf makinesi yasak&#8221; insanları bilemiyorum (ben şahsen sarı beneğimin olduğu yere bir CCD sensör koydurmak için resmi başvuruda bulundum, göz kırpacağım fotoğraf çekecek sonra USB ile bilgisayara aktaracağım (tek problem -çok afedersiniz- USB portunu nereye taktıracağım, sonra her şey tamam)). Diğer taraftan bir şeyi anlatmanın tek yolu fotoğraf ya da video mu? Madem derdiniz bu, edebiyatçıları da almayın o zaman konserlere. Adam öyle güzel anlatır ki gördüklerini okuyan herkes konseri görmüş kadar olur. Üstüne üstlük Richard Cheese başkalarının şarkılarını alıp yorumlayan birisi, birisinin ortaya koyduğu bir şeyi yorumlamanın sınırı nerededir? Richard Cheese Britney Spears&#8217;ın şarkısını alıp yorumlayabilir fakat ben onun sahne düzenini fotoğrafını çekmek sureti ile yorumlayamam. Bu mudur? Nitekim içeri bir girdik ortalık point-and-shoot fotoğraf makineleri ile fotoğraf çekenler, iPhone&#8217;ları ile video kaydedenler ile dolu idi. Ben ne bu kadar tutarsızlığı ve bu kadar dangalaklığı kaldırabiliyorum ne de resmi olarak yasaklanmış bir konsere fotoğraf makinesi sokma yüzsüzlüğünü ortaya koyabiliyorum. Bu yüzden bir daha fotoğraf makinesi resmi olarak yasak olan hiç bir konsere gitmeyeceğim.</p>
<p>Bunun ötesinde Richard Cheese konseri de pek güzeldi. Kendisini tanımıyor etmiyorsanız <a href="http://www.youtube.com/watch?v=gUUj4BjY-VM">bunu izleyin</a>, hemen anlarsınız nasıl bir tip olduğunu (Tabi o bağlantıyı verirken Radiohead&#8217;ın Creep isimli şarkısını daha önce duyduğunuzu var sayıyorum :)).</p>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Meren%27in%20Foto%C4%9Fraf%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Sugar%2C%20Banksy%2C%20Matthew&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F2009%2F06%2Fsugar-banksy-matthew%2F"><img src="http://www.meren.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meren.org/blog/2009/06/sugar-banksy-matthew/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>French Quarter, Bugün.</title>
		<link>http://www.meren.org/blog/2009/06/french-quarter-bugun/</link>
		<comments>http://www.meren.org/blog/2009/06/french-quarter-bugun/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2009 00:11:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ben Bugün Bunu Çektim]]></category>

		<category><![CDATA[Ben, Meren Bey Nasılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=489</guid>
		<description><![CDATA[Arabamızın vites kutusu bozulduğundan beri laboratuvar&#8217;a gidemiyorum. Bunun yerine son haftamı geçenlerde bulduğum buluşu geliştirmeye çalışarak, evde geçirdim (profesörüm de ben de yeni bir veri kümeleme yöntemi geliştirdiğimi düşünüyoruz, göreceğiz zamanla). Fakat bugün evde oturmamaya, dışarı çıkıp fotoğraf filan çekmeye karar verdim.
Bizim muhitte yaşayan ve arabası olmayan kişilerin French Quarter&#8217;a gitmek için hem en nostaljik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.biyolokum.com/2006/06/bobrek-araba-siir/">Arabamız</a>ın vites kutusu bozulduğundan beri laboratuvar&#8217;a gidemiyorum. Bunun yerine son haftamı geçenlerde bulduğum buluşu geliştirmeye çalışarak, evde geçirdim (profesörüm de ben de yeni bir veri kümeleme yöntemi geliştirdiğimi düşünüyoruz, göreceğiz zamanla). Fakat bugün evde oturmamaya, dışarı çıkıp fotoğraf filan çekmeye karar verdim.</p>
<p>Bizim muhitte yaşayan ve arabası olmayan kişilerin French Quarter&#8217;a gitmek için hem en nostaljik hem de en ekonomik alternatifi meşhur &#8220;Streetcar&#8221;lar. Bu nostaljik trenciklerin bizim Taksim&#8217;deki tramvaylardan pek bir farkı yok aslında. Ben de bir tanesine atladım bu gün.</p>
<p>Kabul etmek gerekir ki bu tramvayların içleri, insanların uzay mekikleri ile zırt pırt &#8220;o uydu tamiratı senin&#8221;, &#8220;bu uzay istasyonu onarımı benim&#8221; şeklinde oradan oraya gittikleri bir dönemin standartları için ziyadesiyle eski.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SimeKdBw1NI/AAAAAAAAFNU/LEk8h9fJgYA/s800/11-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yine de buralarda ülkemizi ve şanlı Türk gençliğini temsil eden bir birey olarak bu ironik durumun bende yarattığı gülme isteğini bastırmam gerektiğinin farkındaydım. Ciddiyetimi takındım ve gün boyunca ciddiyet konusunda hiç ödün vermedim.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SimeKuXY8PI/AAAAAAAAFNc/uZ_iTgA1la0/s800/13-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bir saat gibi bir süre sonra French Quarter&#8217;a vardım. Hızlıca bir şeyler atıştırdım.</p>
<p>New Orleans sokak müzisyenleri ve onların icra ettiği kaliteli müzik ile meşhur bir şehir; zaten bir çoğunuzun çoktan izlediğini düşündüğüm <a href="http://www.youtube.com/watch?v=Us-TVg40ExM">şu harika projeye</a> New Orleans&#8217;ın üç sokak müzisyeni sokmuş olması bir rastlantı değil yani.</p>
<p>Benim de Ne zamandır aklımda New Orleans&#8217;ın sokak müzisyenlerini fotoğraflamak, bu konuda küçük bir belgesel hazırlamak gibi bir proje vardı. Zaman alacak bir şey olduğunun, bir günde halledebilecek bir şey olmadığının farkındayım. Fakat yine de &#8220;fırsat bu fırsat, bu günkü hedefin ortalığı kolaçan etmek, deneme çekimleri yapmak olsun Meren&#8221; dedim kendi kendime. Hepinizin bildiği gibi en büyük yolculuklar &#8220;bir adım&#8221; ile başlar (genelde de ilk adım atılması en zor olanıdır). Nitekim bu gün bir başlangıç olabilir, bundan sonra da her ay bir-iki günümü bu projeye pekalâ ayırabilirdim. Bende bu ciddiyet olduktan sonra elimden hiç bir şey kaçamazdı.</p>
<p>Hemen St. Louis katedralinin önüne gittim. Günlerden Cuma olmasına rağmen müzisyenlerin döktürme yeri olan bu mekân yine kalabalıkidi ve şansıma da Dirty Dozen isimli bir jazz grubu düşmüştü.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SimeDGem8wI/AAAAAAAAFNI/EdMMii7Mp9c/s800/08-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Vokal işlerinden tromboncu abimiz mesul idi. İkisini de pek iyi beceriyordu açıkçası. Fotoğrafları çekmeye başlamadan önce bir yarım saat filan oturup kendilerini dinledim. Kâh emprovize, kâh jazz standartlarını yorumlamak sureti ile döktürüyorlardı.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SimeC82XTQI/AAAAAAAAFNA/4dXjKsCPZ-o/s800/06-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kendisi üstüne bir de yakışıklıca bir eleman olunca genç kızların ilgisi bir türlü dinmedi. Bizimki de her sokak müzisyeninin sevecenliği ile ilgi alaka göstermekte cimri davranmıyordu elbette..</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Simd0SF_N3I/AAAAAAAAFM0/TaP5uIevvW8/s800/03-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Klarnet&#8217;in <span style="text-decoration: line-through;">Tuba</span> Sousaphone ile uyumu ise büyüleyici idi (bu arada bir bilen lütfen beni aydınlatsın, o arkadaş ne Tuba ne French Horn ne de Trombon, Trombon ailesinden geliyor gibi görünüyor ama bilemedim) (<em>Güncelleme: ülkemizin aynı zamanda <a href="http://evrimcaliskanlari.org/blog/">evrim çalışkanı</a> olan en önemli yan flüt isimlerinden birisi olan <a href="http://nodrylight.wordpress.com/">riemann bey</a> beni aydınlatmış ve bu aletin trombon ailesinden gelen <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Sousaphone">sousaphone</a> olduğunu söylemiş yorumlar kısmında. Sousaphone, 1890 yılında icat edilmiş ve pratik sebeplerle bandolarda Tuba&#8217;nın yerine geçmiş. Ben de önce Tuba olduğunu sanıp sonra da Trombon ailesinden geldiği konusundaki şüphelerim ile sonuca epey yaklaşmışım aslında. Meren Bey, sonuca o kadar güzel yaklaşmışsınız ki üflemeli çalgılar konusundaki cehaletinizi unuttuk bile. Çok teşekkür ederim, çok naziksiniz, yüreğime su serptiniz. Rica ederiz, o sizin nezaketiniz, o ciddi görünüşünüzün altında altın bir kalp yatıyor. Ahah. Kikirt. Yazıya dönelim mi? Elbette, muhakkak)</em>.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SimeC7fIEnI/AAAAAAAAFNE/FpbLHLWgjlo/s800/07-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Böyle bir grubu canlı canlı dinlememiş birisine nasıl şahane bir müzik yaptıklarını anlatmak güç. Fakat bir video kamera almaya karar verdik geçenlerde Duygu ile, belki New Orleans müzisyenlerini duyabilmeniz için bir kaç klip de eklerim ilerleyen zamanlarda. Bu arada o klarnet ağladı orada, etraftaki yaşlıları da ağlattı..</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Simd0khQZQI/AAAAAAAAFM8/ZkXGAdyChWc/s800/05-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Sonra yavaş yavaş eve döndüm.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Simd0uuaMgI/AAAAAAAAFM4/AuaQ1Fd7Ris/s800/04-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Abstract görünce dayanamıyorum, ne olacak benim bu halim&#8230;</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SimeKqflyHI/AAAAAAAAFNY/hp4mkt_4X1Y/s800/12-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Meren%27in%20Foto%C4%9Fraf%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F&amp;linkname=French%20Quarter%2C%20Bug%C3%BCn.&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F2009%2F06%2Ffrench-quarter-bugun%2F"><img src="http://www.meren.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meren.org/blog/2009/06/french-quarter-bugun/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yirmidokuzuncu Öz Portre</title>
		<link>http://www.meren.org/blog/2009/05/yirmidokuzuncu-oz-portre/</link>
		<comments>http://www.meren.org/blog/2009/05/yirmidokuzuncu-oz-portre/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 20:40:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ben Bugün Bunu Çektim]]></category>

		<category><![CDATA[Ben, Meren Bey Nasılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=481</guid>
		<description><![CDATA[Entropiye karşı umutsuz bir savaş veriyoruz ve hiç birimiz bu savaştan galip ayrılmayacağız. Eninde sonunda hepimiz Dünya&#8217;dan ödünç aldığımız  molekülleri ona geri iade edeceğiz; pek keyifli duyulmasa da bu gerçeği zaman zaman hatırlamak bir şekilde hayatımızda yer etmiş bir sürü gereksizliği ortaya çıkarıp gözlerimizin önüne seriyor bence.




























Tanıdığımız insanlar, üretilen, paylaşılan düşünceler kâr kalıyor yanımıza. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Entropiye karşı umutsuz bir savaş veriyoruz ve hiç birimiz bu savaştan galip ayrılmayacağız. Eninde sonunda hepimiz Dünya&#8217;dan ödünç aldığımız  molekülleri ona geri iade edeceğiz; pek keyifli duyulmasa da bu gerçeği zaman zaman hatırlamak bir şekilde hayatımızda yer etmiş bir sürü gereksizliği ortaya çıkarıp gözlerimizin önüne seriyor bence.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SiDdzP6OrYI/AAAAAAAAFMc/r8nlDgVaxQs/s800/1-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SiDdzFkt7TI/AAAAAAAAFMg/4vQ-_-C2FjE/s800/2-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img title="Meren Natürmortu" src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SiA38XLVdMI/AAAAAAAAFMA/Ku7D8eZQk6A/s800/dogum-gunu-smaller.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SiDdzHUaPWI/AAAAAAAAFMk/buw8gZ0Kf4k/s800/3-small.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tanıdığımız insanlar, üretilen, paylaşılan düşünceler kâr kalıyor yanımıza. Geriye kalan her şey ise kârı kimseye kalmayan meşgaleler.</p>
<p>Günlük yaşantının dikte ettiği koşuşturmacaya aldanıp, ulaşıldığında tüm anlamını yitiren ve hemen ardından yerine yenisi gelen hedeflere erişmek için daireler çizmekten fazlasını yapmalı. Çünkü en nihayetinde vaktimiz sınırlı ve hepimiz yavaş yavaş ölüyoruz.</p>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Meren%27in%20Foto%C4%9Fraf%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Yirmidokuzuncu%20%C3%96z%20Portre&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F2009%2F05%2Fyirmidokuzuncu-oz-portre%2F"><img src="http://www.meren.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meren.org/blog/2009/05/yirmidokuzuncu-oz-portre/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Fibonacci Dizisi ve Fotoğraf</title>
		<link>http://www.meren.org/blog/2009/05/fibonacci-dizisi-ve-fotograf/</link>
		<comments>http://www.meren.org/blog/2009/05/fibonacci-dizisi-ve-fotograf/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 May 2009 21:45:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[10+ Yorum]]></category>

		<category><![CDATA[Ben Bugün Bunu Çektim]]></category>

		<category><![CDATA[Düşünce / Yorum]]></category>

		<category><![CDATA[Sanat Filan Üzerine]]></category>

		<category><![CDATA[Süper Olay]]></category>

		<category><![CDATA[Teknik]]></category>

		<category><![CDATA[Öğreten Adam Modu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=464</guid>
		<description><![CDATA[Orta Çağ&#8217;ın en büyük matematikçilerinden birisi olan Fibonacci&#8217;nin en derin bulgularından birisi de şüphesiz herkesin bir şekilde adını duyduğu Fibonacci dizisidir. Fibonacci dizisindeki sayılar doğadaki bir çok fenomen ile birebir örtüştüğü için insanı garip düşüncelere sürükler.
Fibonacci dizisi denilen sayılar şöyle başlar ve sonsuza dek gider:
0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Orta Çağ&#8217;ın en büyük matematikçilerinden birisi olan Fibonacci&#8217;nin en derin bulgularından birisi de şüphesiz herkesin bir şekilde adını duyduğu Fibonacci dizisidir. Fibonacci dizisindeki sayılar doğadaki bir çok fenomen ile birebir örtüştüğü için insanı garip düşüncelere sürükler.</p>
<p>Fibonacci dizisi denilen sayılar şöyle başlar ve sonsuza dek gider:</p>
<blockquote><p>0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987, &#8230;</p></blockquote>
<p>Bu sayıları üreten fonksiyonu daha önceden bilmiyorsanız dahi şöyle bir bakarak kolayca her bir sayının kendisinden önceki iki sayının toplamı olduğunu görebilirsiniz. Ayrıca sayılar arasındaki orana pi ve e gibi bir sabit olan altın oran denir ve bu sabit ile kriptografik algoritmalardan tutun da rönesans dönemi mimari ve sanat eserlerine kadar bir çok yerde karşılaşmak mümkündür.</p>
<p>Doğada fibonacci sayıları o kadar çok yerde gözlemlenebilir ki &#8220;bu sayılarda bir iş var hocam&#8221; dememek elde değildir. İlginizi çekiyorsa bunu araştırmayı size bırakıyorum. <a href="http://www.google.com/#q=fibonacci+numbers+in+nature">Buradan</a> ya da <a href="http://images.google.com/images?q=fibonacci%20numbers%20in%20nature">buradan</a> başlayabilirsiniz.</p>
<p>Fibonacci dizisinden elde edilen fibonacci spirali de aşağıdaki gibi bir şeydir ve sanat eserlerine de sık sık uyarlanır (hatta fotoğraf kompozisyonu hakkında mürekkep yalamışlık taslamak isteyen kişilerin ilk ortaya attığı &#8220;üçte bir kuralı&#8221; da, köşeleri birleştirilerek bu spiralin oluşmasını sağlayan karelerin en sonuncusunun tüm karelerin kapladığı alana oranından gelir, aşağıdaki şekle baktığınızda ne demek istediğimi kolayca görebilirsiniz).</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sgh_ecfaPnI/AAAAAAAAFJM/Exqlvfbjzi8/s800/fibonacci-spiral.png" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu spiral şöyle oluşur: en küçük iki karenin kenarı 1 ve 1 birimdir, bir büyüğünün kenarı 2 birimdir, bir sonraki karenin kenarı 3 birimdir, bir sonrakininki 5&#8242;tir, bu bu şekilde 8, 13, 21, 34 diye devam eder. Daha sonra bu kareleri birleştirdiğinizde yukarıdaki spiral ortaya çıkar.</p>
<p>Konudan konuya atlamacılık: Bir yılı aşkın süredir beraber çalıştığım lab teknisyenimiz, maestromuz, gönlümüzde taht kurmuş tatlı insan Amanda Alba (<a href="http://www.meren.org/blog/2009/02/bilim-insani-meren/">1</a>, <a href="http://www.meren.org/blog/2008/11/3-kasim-2008/">2</a>), önümüzdeki hafta hayırlı bir nedenle ile New York&#8217;a taşınıyor (Columbia Üniversitesi&#8217;ne kabul edildiği için, gidişine adam gibi üzülemedik bile). Küçük bir veda partisi vesilesi ile arkadaşları olarak dün onun French Quarter&#8217;daki evinde bir araya geldik. Ben de bir kaç fotoğraf çektim olay mahallini belgelemek adına. Çektiklerimden bir tanesi de aşağıdaki fotoğraf:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sgh_enAVmfI/AAAAAAAAFJQ/Km4Hw_iQbF0/s800/raw.png" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yakınımda olan ve fotoğraf ile ilgilenen kişiler kadraja giren objelerin geometrik ilişkilerine fena halde itina gösteren bir insan olduğumu söylerler arada bir. Çoğunlukla fotoğrafı çekerken çok fark etmesem de daha sonra çektiğim fotoğrafları incelerken bu konuya iç güdüsel şekilde çok özen gösterdiğimi ben de fark ediyorum açıkçası.</p>
<p>Öte yandan geometrik ilişkilerin insanların bir fotoğraftan aldıkları mesajı çok değiştirdiğini, Barthes&#8217;in fotoğraf düşünürlerine kazandırdığı bir terim olan <a href="http://www.meren.org/blog/2006/10/roland-barthes-punctum-studium/">Punctum</a>&#8216;u ortaya çıkarma ya da güçlendirme konusunda rol aldığını da düşünüyorum.</p>
<p>Örneğin yukarıdaki fotoğrafı daha sonradan incelediğimde çok hoşuma gitti ve çekmiş olduğuma çok sevindiğim fotoğraflardan birisi oldu. Bununla beraber sadece ben değil, bir kaç kişinin fotoğrafla ilgili beğenilerini işittim. Fakat  fotoğraftaki diğer kişi olan Dr. Alexander Stoyanov&#8217;un -daha önce bir çok fotoğrafımı görmüş olmasına rağmen- bu fotoğrafa dair attığı &#8220;<em>senin fotoğraf konusunda bu kadar yetkin bir insan olduğunu bilmiyordum</em>&#8221; içerikli e-postası bardağı taşıran son damla oldu. &#8220;<em>Bir saniye</em>&#8221; dedim kendi kendime. Neden bu fotoğrafı beğenmek herkes için bu kadar kolay olmuştu? Bu işin içinde bir iş mi varmıştı? Tam o sırada aklıma fibonacci dizisi geldi (hehe, evet, geliyor öyle arada bir aklıma). Fibonacci dizisinin meşhur spiralini fotoğrafa uyarlamaya karar verdim. Sonuç etkileyici idi, çünkü neredeyse bütün görsel ögeler ya fibonacci spirali tarafından ziyaret ediliyor ya da kendilerine kareler içerisinde anlamlı bir yer buluyorlardı:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sgh_fA9SFAI/AAAAAAAAFJU/2fHe3PSq4fM/s800/fib.png" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Duygu fotoğrafı gördüğünde şöyle demişti:</p>
<blockquote><p>Direkler! Aa çatılar. Katedral! Sokak tabelası bile orada. Süper olmuş!</p></blockquote>
<p>Bir kişinin kendi fotoğrafını bu şekilde anlamaya çalışması biraz komik duyuluyor, farkındayım. Bunu başkalarının yapmasını bekleyecek kadar meşhur filan olmadığım için iş başa düşüyor, mazur görün :) Fakat beni fotoğrafa dair en çok etkileyen şey direkler olmuştu. Siz fotoğrafı izlerken nelere hangi sıra ile dikkat ettiniz bilemiyorum ama Duygu&#8217;nun son gördüğü direk en soldaki direk olmuştu. Acaba algı gerçekten fibonacci spiralinin dağılımı ile oranlı bir şekilde mi ayrıntılara odaklanıyor bilemiyorum. Fotoğrafı çekerken bunlara dikkat etmemiştim, fakat bu kadrajı seçmiş olmam işin içinde doğal bir takım geometrik güdülerin olduğunu düşündürdü bana.</p>
<p>Sonra dedim ki, &#8220;bir de herkesin -diğer fotoğraflarıma haksızlık edercesine- beğendiği bir fotoğrafım üzerinde deneyeyim, bakayım ne çıkacak&#8221;. Bu çıktı:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sgh_fSa-SzI/AAAAAAAAFJY/0cB4xru5uhc/s800/fib2.png" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Sonra dedim ki &#8220;Kendi fotoğraflarını bırak, bir de başkasının fotoğrafına bak&#8221;. Hemen Erdal Kınacı&#8217;nın bu gün paylaştığı ve görür görmez &#8220;kıskanılası fotoğraflar&#8221; klasörüme eklediğim fotoğrafı geldi aklıma, aldım baktım, bir de ne göreyim:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SgiYGJMldXI/AAAAAAAAFJg/65Zt__46Bf8/s800/erdal-kinaci-fib.jpg" alt="" /></p>
<p><em><small>© Erdal Kınacı</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Peki. Daha fazla uzatmayacağım. Bu yazıdan çıkan fikirler şunlar, üzerlerinde düşünmenizi rica ediyorum:</p>
<ul>
<li>Fibonacci dizisi inanılmaz bir şey.</li>
<li>Fibonacci dizisi ile elde edilen geometrik oranlar ile insanları bir görüşte etkileyen fotoğraflardaki objelerin yerleşimleri arasında enteresan bir ilişki var. Fotoğrafçının çekerken bunu dikkate aldığını söylemek güç iken sonuçların örtüşüyor olması düşündürücü.</li>
<li>Erdal Kınacı&#8217;nın İstanbul&#8217;da fotoğraf çekmesi bir an önce yasaklanmalı, hatta sınır dışı edilmeli (bu durumda &#8220;şehir dışı&#8221; edilmesi daha yerinde olabilir). Daha fazla fotoğraf çekerse Haydarpaşa Vapur İskelesi, Balıkçı ve Martı fotoğrafı çekerek hayatını devam ettiren fotoğrafçı güruhunun kendilerine, başkalarına veya Erdal Kınacı&#8217;ya zarar vermeye teşebbüs etmesi ihtimali söz konusu.</li>
</ul>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Meren%27in%20Foto%C4%9Fraf%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Fibonacci%20Dizisi%20ve%20Foto%C4%9Fraf&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F2009%2F05%2Ffibonacci-dizisi-ve-fotograf%2F"><img src="http://www.meren.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meren.org/blog/2009/05/fibonacci-dizisi-ve-fotograf/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Think That You Might Be Wrong</title>
		<link>http://www.meren.org/blog/2009/05/think-that-you-might-be-wrong/</link>
		<comments>http://www.meren.org/blog/2009/05/think-that-you-might-be-wrong/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 May 2009 17:22:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ben Bugün Bunu Çektim]]></category>

		<category><![CDATA[Düşünce / Yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=435</guid>
		<description><![CDATA[Sizlere New Orleans&#8217;tan, anonim kişilerce şehrin bir çok yerindeki direklere asılmış olan bir temenni getirdim. Kendisi bence düşünme yetisi olan canlılara verilebilecek en güzel öğütlerden biri. Ayrıca dedikodulara göre bu mesaj en çok da mesajın kendisi yerine başkaları için olduğunu düşünenler içinmiş ;)







&#8220;Yanılıyor olabileceğinizi düşünün&#8221;

    

	]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sizlere New Orleans&#8217;tan, anonim kişilerce şehrin bir çok yerindeki direklere asılmış olan bir temenni getirdim. Kendisi bence düşünme yetisi olan canlılara verilebilecek en güzel öğütlerden biri. Ayrıca dedikodulara göre bu mesaj en çok da mesajın kendisi yerine başkaları için olduğunu düşünenler içinmiş ;)</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img title="Think That You Might Be Wrong" src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sfz51P1-JoI/AAAAAAAAFF8/Tfg7ZVOSTqc/s800/ttymbw.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<blockquote><p>&#8220;Yanılıyor olabileceğinizi düşünün&#8221;</p></blockquote>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Meren%27in%20Foto%C4%9Fraf%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Think%20That%20You%20Might%20Be%20Wrong&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F2009%2F05%2Fthink-that-you-might-be-wrong%2F"><img src="http://www.meren.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meren.org/blog/2009/05/think-that-you-might-be-wrong/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Saç Bağışı</title>
		<link>http://www.meren.org/blog/2009/05/sac-bagisi/</link>
		<comments>http://www.meren.org/blog/2009/05/sac-bagisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 May 2009 02:27:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ben Bugün Bunu Çektim]]></category>

		<category><![CDATA[Ben, Meren Bey Nasılım]]></category>

		<category><![CDATA[Leziz Bağlantı İçerebilir]]></category>

		<category><![CDATA[Süper Olay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=451</guid>
		<description><![CDATA[Bir yılı aşkın süredir &#8220;hayırlı bir amaç uğruna&#8221; uzattığım saçlarımı dün nihayet kestim. Hayırlı amaç ise, kanser tedavisi gören ve kemoterapi sürecinde saçlarını kaybeden kişilerin verdiği savaşa sağlıklı ve saç üretebilen bir birey olarak bir nebze de olsa destek olmak idi.
Amerika&#8217;da faaliyet gösteren ve kâr amacı gütmeyen organizasyonlar var. Belirli bir uzunluğun üzerindeki saçlarınızı belirttikleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yılı aşkın süredir &#8220;hayırlı bir amaç uğruna&#8221; uzattığım saçlarımı dün nihayet kestim. Hayırlı amaç ise, kanser tedavisi gören ve kemoterapi sürecinde saçlarını kaybeden kişilerin verdiği savaşa sağlıklı ve saç üretebilen bir birey olarak bir nebze de olsa destek olmak idi.</p>
<p>Amerika&#8217;da faaliyet gösteren ve kâr amacı gütmeyen organizasyonlar var. Belirli bir uzunluğun üzerindeki saçlarınızı belirttikleri şekilde kesip kendilerine gönderdiğiniz zaman, bu saçları kanser tedavisi gören kişilerin kullanabileceği hale getirip kendilerine ulaştırıyorlar. Bunun ardındaki düşünce de, hem maddi hem de psikolojik olarak çok yorucu olan kanser ile savaş sürecindeki hastaların, en azından saçlarını kaybetmiş olmalarından doğan psikolojik çöküntülerine merhem olmaya çalışmak.</p>
<p>Bir yıl kadar önce sıradan saç kesmelerimden birisini yaparken rastlantı eseri Google&#8217;da rastladım böyle bir şeyin varlığına. Kadınların güzelliklerinin önemli bir parçası olarak gördükleri saçlarını kolay kolay böyle bir şey için kesemeyeceklerini düşündüğümden &#8220;bari ben uzatayım, kesip gönderirim, ne olacak&#8221; dedim ve saçlarımı kesmekten vaz geçtim. İnsanın kendisini yeniden insan gibi hissetmesini sağlayan bir şey.</p>
<p>Aslında önce çocuklar için bağışlayacaktım (sadece lösemi hastalarının kullanabileceği şekilde de bağışlayabiliyorsunuz), fakat daha sonra herhangi bir kanser hastasının kullanabilmesi için bağışlamaya karar verdim.</p>
<p>Yarın dikkatle kestiğim saçlarımı Pantene isimli firmaya gönderiyorum. İsterseniz siz de yapabilirsiniz, saçınızın at kuyruğu yaptığınızda 22 santimden uzun olması yeterli. Nasıl yapabileceğiniz <a href="http://www.beautifullengths.com/en_US/index_home.jsp">bu adres</a>ten ulaşabileceğiniz belgede adım adım anlatılıyor. Gönderi adresi de sayfada mevcut. Keşke Türkiye&#8217;de böyle bir organizasyon olsa idi, onlara göndermenizi salık verebilseydim.</p>
<p>Saçlarımı keserken boş durmadım ve geçirdiğim evrimi sizin için belgeledim. Fotoğraflar kişiliğimin nasıl yeniden şekillendiğini çok güzel gösteriyorlar. Daha sonra bakarken &#8220;ben hep aynı şekilde baktığımı sanıyordum&#8221; diyerek şaşkınlığımı dile getirdim (evde yalnız olduğum için kimse duymadı, o ayrı (bu arada, zaman zaman çok ilgisiz konularda kendi kendime konuşmaya başlar oldum yalnızken, sözleri olmayan anlamsız şarkılar mırıldanırken, etrafımdaki nesnelere akıl verip onları uyarırken yakalıyorum bazen kendimi (zaten geçen gün arada bir duyduğum gaipten gelen seslerin ardında <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Exploding_head_syndrome">Exploding Head Syndrome</a> denen nörolojik bir sıra dışılık olduğunu da öğrendim, git gide yüzeye çıkan gizli bir hastalığım varmış, aslında deliymişim filan gibi heyecanlanıp kendimi kafamda bir huni ile filan hayal ediyorum arada))).</p>
<p>Gaz ve toz bulutu:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SgDpAUlpMUI/AAAAAAAAFHw/vhftQSddBSw/s800/step1.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kullanılabilir saçların kesilmesinin ardından ikinci lig futbolcusu ara formu:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SgDpAVi_0sI/AAAAAAAAFH4/PcoFOHf9TyY/s800/step2.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yeni Meren:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SgDpAouzSxI/AAAAAAAAFIA/EJHN1EtYy0I/s800/step3.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<ul>
<li>Nasılsa birisi sorar diye önceden aydınlığa kavuşturayım istedim; T-Shirt&#8217;ün üzerinde &#8220;Genghis Khan and his Mongol Horde, Jin Dynasty Tour, 1211-1215&#8243; yazıyor (şimdi bu yazıya hiç yorum gelmezmiş, bu not da kendi kendini çok saçma bir duruma düşürürmüş).</li>
<li>Fotoğraf çekimi esnasında bana yardım etmek için lab&#8217;daki deneylerini yarım bırakıp gelen Düygü&#8217;ye bir kez de huzurlarınızda teşekkür etmek isterim.</li>
</ul>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Meren%27in%20Foto%C4%9Fraf%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Sa%C3%A7%20Ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F%C4%B1&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F2009%2F05%2Fsac-bagisi%2F"><img src="http://www.meren.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meren.org/blog/2009/05/sac-bagisi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve Sansür</title>
		<link>http://www.meren.org/blog/2009/05/8-mart-dunya-kadinlar-gunu/</link>
		<comments>http://www.meren.org/blog/2009/05/8-mart-dunya-kadinlar-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 May 2009 19:23:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[10+ Yorum]]></category>

		<category><![CDATA[Düşünce / Yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=441</guid>
		<description><![CDATA[8 Mart, ilk kez 1911 yılında Danimarka&#8217;da kutlanmış. Wikipedia&#8217;ya göre bu gün, kadının ekonomik, sosyal ve politik kazanımlarını küresel şekilde kutlama günü. Biz ise kutlamaları her sene bir sonraki yıla erteliyoruz; zira bizim takvimimizde bu gün, ağlanacak halimizin bir başka boyutunu hatırlamak için işaretli.  Çeşitli web sayfalarında rastladığım bildirilere göre İstanbul 8 Mart Kadın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>8 Mart, ilk kez 1911 yılında Danimarka&#8217;da kutlanmış. Wikipedia&#8217;ya göre bu gün, kadının ekonomik, sosyal ve politik kazanımlarını küresel şekilde kutlama günü. Biz ise kutlamaları her sene bir sonraki yıla erteliyoruz; zira bizim takvimimizde bu gün, ağlanacak halimizin bir başka boyutunu hatırlamak için işaretli.  Çeşitli web sayfalarında rastladığım bildirilere göre İstanbul 8 Mart Kadın Platformu bu günde meydanlara,</p>
<ul>
<li>Biz kadınlar bedenlerimiz üzerindeki kontrole, emeğimizin yok sayılmasina, sömürülmeye, yoksullaştırılmaya, cinsel, fiziksel, duygusal, psikolojik, ekonomik her türlü erkek egemen şiddete hayır demek için,</li>
<li>Kapitalizmin ekonomik krizi nedeniyle artan ücret eşitsizliğine, işten ilk atılanlar olmaya, ucuz iş gücü olarak görülmeye hayır demek için,</li>
<li>Bizleri aileye daha da bağımlı hale getiren, eve kapatan yasalara hayır demek için,</li>
<li>Erken emeklilik için, sığınma evleri için, ana dillerimizde baskıya uğramadan konuşmak için,</li>
<li>Savaşlar son bulsun, savaşa ayrılan bütçe kadınlar için kullanılsın demek için,</li>
<li>Kılık-kıyafetlerimize yönelik yasaklamalara, yerel yönetimlerde erkek egemen anlayışlara dur demek için,</li>
<li>Heteroseksizme hayır demek için</li>
</ul>
<p>çıkıyormuş. Ben de çoğunlukla hemcinslerinin sebep oldukları yüzünden insanca yaşama hakkını kaybetmiş kadınlardan utanan bir erkek olarak onların yanında durup &#8220;hayır&#8221; dediklerine &#8220;hayır&#8221;, &#8220;evet&#8221; dediklerine &#8220;evet&#8221; demekten gurur duyuyorum.  Bu günlük girdisini yazmama sebep olan ise bu gün <a href="http://www.fotokritik.com/forum/89287">haber</a>dar olduğum, Uludağ Üniversitesi tarafından göz yumulan bir diğer sansür hadisesi:</p>
<blockquote><p><a href="http://www.fotografakademisi.org/">Fotoğraf Akademisi</a> Belgesel Fotoğraf Seminerleri katılımcılarının 6. UFAT Fotoğraf Günleri kapsamında açılan 8 Mart Kadınlar Günü ve Yerel Seçimler temalı belgesel fotoğraf sergisine emniyet görevlileri tarafından müdahale edildi. Sergide yer alan 32 fotoğraftan 11’ini &#8220;sakıncalı&#8221; gören jandarma görevlileri fotoğrafları panolardan indirilerek incelemeye aldı. 30 Nisan’da yapılan bu müdahalenin ardından Uludağ Üniversitesi yönetimi, festivali düzenleyen öğrencileri uyararak sergideki diğer fotoğrafları da indirtti. Festivalin web sayfasında sergiye ayrılan sayfa da aynı gün yayından kaldırıldı.</p></blockquote>
<p>Ayrıca başka bir kaynaktan duyduğuma göre Jandarma &#8220;biz yapmadık, neden yapalım&#8221; diyor, üniversite ise hiç bir soruya yanıt vermiyormuş. Kadınlar gününde gerçekleşen gösterilerde çekilmiş fotoğrafları &#8220;sakıncalı&#8221; görerek sergilenmesine engel olmak, fotoğrafların içeriğinden bağımsız olarak sansürdür. Bırakın insanlar ne istiyorlarsa söylesinler. Ülkesini seven ve ifade özgürlüğünün ona zarar vermeyeceğini bilen aydın bir genç olarak bu yasağa ve sansüre, söz konusu fotoğraflardan bir kaçını bu sayfalardan size ulaştırarak tepki göstermek istiyorum. Uludağ Üniversitesi&#8217;ndeki sansürcü zihniyet isterse bunları kaldırmayı da deneyebilir.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SgCN5d14nvI/AAAAAAAAFGc/WS7ULyGxFU8/s800/ceyda_celepoglu.png" alt="" /> <br /><em><small>© Ceyda Celepoğlu</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SgCN5WSUnoI/AAAAAAAAFGk/xHHGQdfyfWw/s800/emin_kurtoglu.png" alt="" /> <br /><em><small>© Emin Kurtoğlu</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SgCN5-8TmbI/AAAAAAAAFGs/Gn2c_TEO9mY/s800/emin_kurtoglu2.png" alt="" /> <br /><em><small>© Emin Kurtoğlu</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SgCN6Hkat8I/AAAAAAAAFG0/5Rhoy2n2ung/s800/hanife_gumus.png" alt="" /><br /> <em><small>© Hanife Gümüş</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SgCN6Utc9dI/AAAAAAAAFG8/MXuyfzyS5GA/s800/huseyin_ovayolu.png" alt="" /><br /> <em><small>© Hüseyin Ovaoğlu</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SgCN-TP5vKI/AAAAAAAAFHE/nUkfYjBQ1-0/s800/pelin_durtas.png" alt="" /><br /> <em><small>© Pelin Durtaş</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SgCN_L7MPMI/AAAAAAAAFHM/nU2KO4sCd_s/s800/pelin_durtas2.png" alt="" /><br /> <em><small>© Pelin Durtaş</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Fotoğraf Akademisi yukarıda bağlantısını verdiğim mesajını çok güzel bitiriyor:</p>
<blockquote><p>Galata Fotoğrafhanesi ve Fotoğraf Vakfı olarak, fotoğraflarımıza yönelik bu müdahaleyi protesto ediyoruz! &#8220;Anlamak ve anlatabilmek için muhalif bir yolculuk denemesi&#8221; olarak tanımladığımız belgesel fotoğraf seminerlerinde üretilen fotoğraflarımıza ve genel olarak herhangi bir yol ve yöntemle yapılan düşünceyi ifade eden üretimleri sınırlandırmayı hedefleyen yasakçı zihniyetlere karşı sessiz kalmamız mümkün değildir. Gerek emniyet güçleri, gerekse üniversite yönetiminden kaynaklanan bu türden baskıcı anlayışlara karşı kamuoyunu dayanışmaya davet ediyor; alıkonulan fotoğraflarımızı geri istiyoruz.  İfademizin önemli bir parçası olan fotoğraflar özgür kalmalı!</p></blockquote>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Meren%27in%20Foto%C4%9Fraf%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F&amp;linkname=8%20Mart%20D%C3%BCnya%20Kad%C4%B1nlar%20G%C3%BCn%C3%BC%20ve%20Sans%C3%BCr&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F2009%2F05%2F8-mart-dunya-kadinlar-gunu%2F"><img src="http://www.meren.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meren.org/blog/2009/05/8-mart-dunya-kadinlar-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Anonim Ortaklıklar</title>
		<link>http://www.meren.org/blog/2009/05/anonim-ortakliklar/</link>
		<comments>http://www.meren.org/blog/2009/05/anonim-ortakliklar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 May 2009 00:54:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ben, Meren Bey Nasılım]]></category>

		<category><![CDATA[Düşünce / Yorum]]></category>

		<category><![CDATA[Leziz Bağlantı İçerebilir]]></category>

		<category><![CDATA[Süper Olay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=428</guid>
		<description><![CDATA[Fotoğraf ile ister amatör ister profesyonel, fakat ciddi bir şekilde ilgilenen ve ürettiklerini paylaşan kişiler bir süre sonra fotoğraflarının kendilerinden izinsiz kullanılması ile ilgili dertlenmeye başlıyorlar. Bu duyguyu pek iyi anlıyorum ve doğal karşılıyorum, bununla beraber ben nadiren hissediyorum.
Daha önce bu günlükte fotoğrafların izinsiz şekilde kullanılması konusu ile dolaylı olarak ilgili olan, &#8220;kullanılan fotoğrafın sahibine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fotoğraf ile ister amatör ister profesyonel, fakat <em>ciddi</em> bir şekilde ilgilenen ve ürettiklerini paylaşan kişiler bir süre sonra fotoğraflarının kendilerinden izinsiz kullanılması ile ilgili dertlenmeye başlıyorlar. Bu duyguyu pek iyi anlıyorum ve doğal karşılıyorum, bununla beraber ben nadiren hissediyorum.</p>
<p>Daha önce bu günlükte fotoğrafların izinsiz şekilde kullanılması konusu ile dolaylı olarak ilgili olan, &#8220;<em>kullanılan fotoğrafın sahibine atıfta bulunulmaması</em>&#8221; sorununu fotoğrafa eklenen bir ifade ile &#8220;<em>fotoğrafın kendi sahibine atıfta bulunmasını sağlayarak çözme</em>&#8220;nin <a href="http://www.meren.org/blog/2008/09/fotograflardaki-copyright-ibareleri-uzerine/">gerekliliği/gereksizliği üzerine</a> bir tartışma dönmüştü.</p>
<p>Herkesin benim gibi hissetmesini beklemiyor olsam da ben fotoğraflarımın bir şekilde değerlendirilmesinden, haberim olmasa da bir takım çalışmalara anonim bir şekilde ortak olmaktan keyif alıyorum açıkçası (fakat <a href="http://sinademiral.deviantart.com/journal/17717588/">Sina Demiral&#8217;ın başına gelen olay</a>da olduğu gibi bir durum cereyan ederse birileri bunun bedelini ödemek zorunda kalabilir, o ayrı. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu orada, açıp okumalı).</p>
<p>Çeşitli yerlerde kullanıldığına şahit olduğum fotoğraflarımdan bazılarının yer aldığı sitelerden ekran görüntüleri aldım günlüğüme koymak için. Bakın neler oluyor..</p>
<p>Mesela fotoğraf gidiyor, bir edebiyat sitesindeki yazıya materyal oluyor:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sfyutc_P9OI/AAAAAAAAFEc/a6JLbrODy_w/s800/ehk.png" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Benim çekmeye ve paylaşmaya değer gördüğüm bir fotoğrafı gören birisinin onu bambaşka bir bağlamda değerlendirip kullandığına şahit olmak çok keyifli. Tabi keşke insanlar haber verse, en azından gidip dolaylı olarak bir parçası olduğum bu yeni ürünü görsem diyorum. Fakat insanlar fotoğrafları kim bilir nerelerden buluyorlar, ya da belki Internet konusundaki deneyimsizlikleri onları orijinal sahibine ulaşmaktan alıkoyuyor. Fotoğrafın üzerine e-posta adresi isim yazmayı başka sebeplerle hoş bulmuyorum, EXIF içerisinde e-posta adresim var, fakat insanların EXIF&#8217;in ne olduğunu bilmelerini beklemek anlamsız.</p>
<p>Ayrıca çok nadir de olsa <a href="http://www.oguzdinc.com/">Oğuz Dinç</a> gibi haber verenler de çıkıyor, üstüne bir de fotoğrafını <a href="http://oykulerimle.blogspot.com/2009/04/cift.html">misler gibi bir hikaye</a>nin tamamlayıcı öğesi olarak görünce insan, daha da bir seviniyor:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SfyuuNEEp5I/AAAAAAAAFE0/CwnHpdvnqWY/s800/lie.png" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bazen aşağıdaki gibi çalışmalara bakıp &#8220;<em>acaba bu çalışmanın sahibi fotoğrafı bulduktan sonra mı bu şiiri yazmış, yoksa şiiri yazdıktan sonra mı fotoğraf aramaya başlamış</em>&#8221; diye merak ediyorum:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sfyutn2hvOI/AAAAAAAAFEk/slOu_TyYnOI/s800/ehk2.png" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Ya da birisinin bir fotoğrafımı &#8220;hayırlı&#8221; bir takım amaçların görsel tamamlayıcısı olarak değerlendirdiğine şahit oluyorum (böylesine canım feda, &#8220;bize şöyle bir fotoğraf lazım, çeker misin&#8221; deseler çıkar çekerim, o derece anlamlı buluyor ve seviniyorum):</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SfyuuRbaZMI/AAAAAAAAFE8/n68lQDfFNzY/s800/me.png" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Ya da mesela gidiyor aynı fotoğraf, &#8220;komiklik, şakalar&#8221; <a href="http://icanhascheezburger.com/2009/02/26/funny-pictures-photo-result-fanks/">oluyor</a> (zaten <a href="http://icanhascheezburger.com/">lolcats</a>&#8216;in ailecek hastasıyız, bir gün ana sayfasında bu fotoğrafı görünce o kadar hoşuma gitti ki altında &#8220;<em>kaynağı bilinmiyor</em>&#8221; demesi umurumda bile olmadı açıkçası):</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sfyuzl9jRmI/AAAAAAAAFFE/e54oFzRY8uo/s800/me2.png" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Ya da bir başka fotoğraf birisinin profil fotoğrafı oluyor. Şimdi bu kişi gelip bana &#8220;fotoğrafını profil fotoğrafı yapabilir miyim?&#8221; mi desin? Ya da bir copyright ibaresi koyayım üzerine başka bir fotoğraf mı arasın? Mesela bir fotoğraf onu bu kadar beğenen birisinin değilse kimindir, bilemiyorum (öyle gibi görünse de forum mesajının fotoğraf ile ilgisi yok bu arada :) başka bir kişiyi tebrik ediyor, başka bir şey için harika olmuş diyor):</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sfyuz2u5JuI/AAAAAAAAFFM/JQZzZI7DVRQ/s800/soph.png" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Ya da dünyanın başka bir yerinde insanların günlüklerine paylaştıklarına rastlıyorum, altında da anlamadığım muhabbetler dönmüş oluyor (fakat &#8220;art&#8221; diye imlemiş, bundan güzel hediye olabilir mi, ismimi yazmış yazmamış ne fark eder):</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sfyuz8zV6_I/AAAAAAAAFFU/yGwSgGkj70w/s800/te.png" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Ya da bir fotoğraf gidiyor Çekçe, yalnızlık üzerine bir şiiri tamamlıyor, yine isim yok, bağlantı yok, ama dediğim gibi, afiyet olsun:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sfyu0BIiCSI/AAAAAAAAFFc/8ND4qhHn_Po/s800/ymi.png" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yukarıdakilere benzer bir diğer örnek olan ve bu yazıyı yazmamın asıl sebebi de aşağıda:</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/Sfyut6piEUI/AAAAAAAAFEs/iXMViQn8mRY/s800/ehk3.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Geçen gün <a href="http://midiyez.blogspot.com/">Anıl Eraslan</a> bana &#8220;<em>Beşiktaş&#8217;ta bir sergin var!</em>&#8221; konulu bir e-posta attı. Olay şu: misafir kaldığı evde Internet bağlantısı ile ilgili bir takım problemler yaşayınca yakınlardaki bir Internet kafeye gitmiş kendisi. Kafenin bir duvarında 30&#215;40 boyutlarında basılmış bir fotoğrafımı görmüş ve şaşkınlıkla kasadaki amcamıza gitmiş, e-postası şöyle devam ediyordu:</p>
<blockquote><p>Gidip sordum, &#8220;bu fotoğrafı nereden aldınız&#8221; diye.</p>
<p>- Valla işte bütün bu resimler internette dolaşıyo, Google&#8217;dan resim yazıp arayıp buluyosun</p>
<p>- Peki bu fotoğrafçının haberi var mı?</p>
<p>- Yok da biz nereden bilelim kime ait olduğunu, her yerde geziyo bu fotoğraflar. Geçen bi arkadaşın msn resmi olarak bile görmüştüm.</p>
<p>- O zaman size ben söyleyim kim olduğunu, en azından ismini yazın.</p>
<p>dedim ve siteni gösterdim.</p></blockquote>
<p>Sonra da ekliyordu:</p>
<blockquote><p>Çok iyi bir şey yaptığımı zannetmiyorum, oradaki fotoğraflara da bakıp &#8220;hmm, hmm&#8221; dedikleri için onların da piyasaya mal olması yakındır..</p></blockquote>
<p>Çok sevindim okuyunca, kendisinden olay mahallinin bir fotoğrafını çekip göndermesini rica ettim, zahmet etti gönderdi sağ olsun.</p>
<p>Gördüğünüz gibi amcamız fotoğrafın uygun bir yerine &#8220;Ayet el Kürsi&#8221; duası asmış. Birisinin sizin ürettiğiniz bir şeyi alıp kendi dünyası içerisinde anlamlı hale getirişine şahit olmak, kendi ürettiğiniz şeyi onun gözünden görmek kadar güzel bir şey yok bence. Üstüne üstlük bunu bir ton insan görüyor, bu fotoğraf onlara kim bilir neler hissettiriyor. Müthiş.</p>
<p>Bu konuda bazı tutarsızlıklarım da var tabi.</p>
<p>Mesela bir fotoğrafımı alıp &#8220;bunu ben çektim&#8221; diye oraya buraya gönderen kişilere aynı sempatiyi duyamıyorum. Halbuki normal olan isminin yazılmasından rahatsız olmayan birisi olarak, yalnızca manevi kazançlar amaçlayan bu kişilere de aynı sempati ile yaklaşmam olurdu. Fakat buradaki antipatinin kaynağı fotoğrafın benim fotoğrafım olması ya da hakkımın yeniyor olması düşüncesi filan değil de, bunu yapmakta sakınca görmeyen insanların, yapmakta sakınca görmeyebileceği diğer şeyleri düşününce onlara karşı hissettiğim kızgınlık sanırım.</p>
<p>Ama mesela fotoğrafını alıp &#8220;bunu ben çektim&#8221; diye oraya buraya gönderseydi, haberi olduğunda <a href="http://www.meren.org/blog/2008/10/james-nachtwey/">James Nachtwey</a> bu kişiye kızmazdı bence. Bu gezegen böyle süper insanlar yetiştirmeye de muktedir işte..</p>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Meren%27in%20Foto%C4%9Fraf%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Anonim%20Ortakl%C4%B1klar&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F2009%2F05%2Fanonim-ortakliklar%2F"><img src="http://www.meren.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meren.org/blog/2009/05/anonim-ortakliklar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri, 2009</title>
		<link>http://www.meren.org/blog/2009/04/sony-dunya-fotograf-odulleri-2009/</link>
		<comments>http://www.meren.org/blog/2009/04/sony-dunya-fotograf-odulleri-2009/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 22:14:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Leziz Bağlantı İçerebilir]]></category>

		<category><![CDATA[Süper Olay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=423</guid>
		<description><![CDATA[Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri, Cannes 2009 sonuçları açıklanmış. &#8220;Fotojurnalizm/Belgesel&#8221;, &#8220;Sanat&#8221; ve &#8220;Reklam&#8221; kategorilerinde birinci, ikinci ve üçüncülerin fotoğraf ya da fotoğraf serilerine ana sayfalarından göz atmak mümkün (her ne kadar korkunç ötesi, rezalet bir web sitesine sahip olsalar da fotoğrafları izlemeden geçmeyin derim).
Benim çok etkileyici bulduğum bir kaç fotoğrafa da yer vereyim, ne ile karşılaşacağınızı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.worldphotographyawards.org/">Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri</a>, Cannes 2009 sonuçları açıklanmış. &#8220;Fotojurnalizm/Belgesel&#8221;, &#8220;Sanat&#8221; ve &#8220;Reklam&#8221; kategorilerinde birinci, ikinci ve üçüncülerin fotoğraf ya da fotoğraf serilerine ana sayfalarından göz atmak mümkün (her ne kadar korkunç ötesi, rezalet bir web sitesine sahip olsalar da fotoğrafları izlemeden geçmeyin derim).</p>
<p>Benim çok etkileyici bulduğum bir kaç fotoğrafa da yer vereyim, ne ile karşılaşacağınızı görün.</p>
<p>Wojciech Grzedzinski&#8217;nin Belgesel kategorisi içindeki Gündemdeki Mevzular dalında jüri tarafından birinciliğe layık görülen serisinde çok çarpıcı fotoğraflar var. Gürcistan ve Rusya arasındaki gerginlikten.. Her sene bu tip bir serinin bu denli üzücü görüntüleri bize ulaştırmasına vesile olan bu gezegen ve insanlarına karşı arada bir nefret duymamak mümkün mü, bilemiyorum. Şu aşağıdaki fotoğraftaki yaşlıların bu manzaraya tanık olmaktansa yerde yatan gencin yerinde olmayı tercih edecek bir halde olduklarını hissetmek beni anlatılmaz duygulara gark ediyor.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SeuVLQsUdQI/AAAAAAAAFCo/T3wPZkvgTZA/s800/Wojciech_Grzedzinski_gundem-1st.png" alt="" /><br />
<em><small>© Wojciech Grzedzinski</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yarışmaya fotoğrafçılar Amatör ve Profesyonel olarak katılıyorlar. Aşağıdaki fotoğraf amatör fotoğrafçılar arasından Müzik kategorisinde birinci seçilen fotoğraf. Müzik kategorisine tıklarken nedense aklımda Batılı bir grubun ya da sanatçının yanarlı-dönerli bir sahnede yapmacık bir karizma, şımarık bir duruş ile hayranlarına armağan ettiği bir fotoğraf ile karşılaşacağım düşüncesi vardı her nedense. Heyecansız bir tıklamanın ardından karşılaştığım Kushal Gangopadhyay&#8217;ın bu fotoğrafına aşık oldum açıkçası.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SeuUy6yQDxI/AAAAAAAAFCA/cd5Rz78xmBI/s800/Kushal_Gangopadhyay_music_A.png" alt="" /><br />
<em><small>© Kushal Gangopadhyay</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tamany Baker&#8217;ın Sanat kategorisindeki kurgu dalında birinciliğe layık görülen serisi, izlediğim tüm fotoğraf serileri arasında beni en çok etkileyen seri oldu. Üstün bir hayal gücü.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SeuVK3OpZPI/AAAAAAAAFCg/Wvh3cWdj1tw/s800/Tamany_Baker_fine_art_concept-1st.png" alt="" /><br />
<em><small>© Tamany Baker</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu tip fotoğraf ödüllerinde en beğendiğim fotoğraflar genellikle ikincilik ya da üçüncülük alanlar arasından çıkar. Tamany Baker bu geleneği bir üstteki serisi ile bozmuş olsa da Martin Borgen&#8217;in aşağıdaki fotoğrafının da içinde olduğu ve Sanat kategorisi altındaki Portre dalında ikinciliğe layık görülmüş serisi hastalıklı güzel.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SeuVKhFNq6I/AAAAAAAAFCQ/PgzOPIFcciA/s800/Martin_Bogren_fine_art_portrait-2nd.png" alt="" /><br />
<em><small>© Martin Borgen</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bir diğer muazzam seri de Ohm Phanpiroj&#8217;dan. Belgesel kategorisinin altındaki Sanat/Eğlence dalında üçüncü olmuş seri transseksüellerin kimlik bunalımını irdeliyor; gören gözler için çok üzücü. İnsanları çıkmazlara, bunalımlara sürükleyen saçma toplumsal kabullere lanet etmemek elde değil.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh3.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SeuVK2j81yI/AAAAAAAAFCY/YsAvC3043K4/s800/Ohm_Phanpiroj_documentary-3rd.png" alt="" /><br />
<em><small>© Ohm Phanpiroj</small></em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri&#8217;ne ve sonuçlarına daha önce hiç göz atmamıştım, fakat fotojournalizm ile beraber sanat ve reklam fotoğraflarını da değerlendiriyor olması WorldPhoto&#8217;dan daha çok sevmeme neden oldu bu etkinliği. Ellerine sağlık.</p>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Meren%27in%20Foto%C4%9Fraf%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Sony%20D%C3%BCnya%20Foto%C4%9Fraf%20%C3%96d%C3%BClleri%2C%202009&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F2009%2F04%2Fsony-dunya-fotograf-odulleri-2009%2F"><img src="http://www.meren.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meren.org/blog/2009/04/sony-dunya-fotograf-odulleri-2009/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Fotoğraf Eleştirmenliği</title>
		<link>http://www.meren.org/blog/2009/04/fotograf-elestirmenligi/</link>
		<comments>http://www.meren.org/blog/2009/04/fotograf-elestirmenligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 18:55:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Düşünce / Yorum]]></category>

		<category><![CDATA[Leziz Bağlantı İçerebilir]]></category>

		<category><![CDATA[Sanat Filan Üzerine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=414</guid>
		<description><![CDATA[Fotoritim dergisi &#8220;Fotoğraf Eleştirmenliği&#8221; konusunda bir e-panel hazırlamış. Fotoğraf Yazıları günlüğünde haber verince gözüme çarptı. Güzel ve içerikli bir çalışma olmuş. Ben de fotoğrafın tanımı, anlaşılması ve yorumlanması üzerine kafa yormaktan keyif alan bir kişi olarak yazanlara göz atmak istedim.
Elbette yer yer anlamsız bulduğum yaklaşımlara rastlamak benim için sürpriz olmadı (sonuçta Fotoritim içindeki ve etrafındaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://fotoritim.com/">Fotoritim</a> dergisi &#8220;Fotoğraf Eleştirmenliği&#8221; konusunda bir <a href="http://www.gaxxi.com/fotoritim/epanel/">e-panel</a> hazırlamış. <a href="http://fotografyazilari.blogspot.com/">Fotoğraf Yazıları</a> günlüğünde haber verince gözüme çarptı. Güzel ve içerikli bir çalışma olmuş. Ben de fotoğrafın tanımı, anlaşılması ve yorumlanması üzerine kafa yormaktan keyif alan bir kişi olarak yazanlara göz atmak istedim.</p>
<p>Elbette yer yer anlamsız bulduğum yaklaşımlara rastlamak benim için sürpriz olmadı (sonuçta Fotoritim içindeki ve etrafındaki herkesin arif insanlar olmadığını biliyorum). Bununla beraber bir şeyi anlamlı ya da anlamsız olarak addederken kullandığım kriterler sadece benim düşüncelerimi şekillendiren aksiyomlarla biçimlendiği için bana anlamsız gelen şeylerin başkalarına anlamlı gelebileceğinin de farkındayım, dolayısıyla öyle en doğrusunu, tek doğrusunu ben bilirim havasında da değilim, yazdıklarım sadece benim düşüncelerim ve tamamen yanlış da olabilirler. Bunu da bir feragatname olarak kabul edin.</p>
<p>Panelde yer alan yazılarda rastladığım ve yanlış olduğunu düşündüğüm bir kaç görüşe yer verip bu konudaki düşüncelerimi not düşeyim arşiv olsun (bunu yaparken isimleri yazacak ve doğrudan yazılardan alıntı yapacaktım, polemik çıkarmaya değer bir getirisi olmadığına karar verdim, düşüncelerin özetini alıp kendi görüşlerimi eklemeye karar verdim):</p>
<ul>
<li>&#8220;<em>Eleştiri, fotoğrafçının daha iyiye gitmesi için gerekli bir şeydir</em>&#8220;. Bir eser ortaya koyulduğu şekli ile kabul edilmelidir. Eserin taşıdığı mesaj onun son halinde gizlidir; eserin son hali ise onu ortaya çıkaran kişinin tasarrufundadır ve yaratıcısının düşüncelerini yansıtır. Dolayısıyla daha iyisinin ya da daha kötüsünün ne olabileceği ile ilgili spekülasyon yapmak ve eser sahibine yol göstermek cahilliktir.</li>
<li>&#8220;<em>Eleştiri yazan kişinin üslubu çok önemlidir, eser sahibini kırabilir</em>&#8220;. Bir eserin eleştirisi (ya da yorumu) eser sahibi için yapılmaz. Yorumcu, daha çok, izleyiciler ve eser arasındaki bağdır. Bu kişi eserin içerisindeki farklı mesajların ortaya çıkması, eserin daha iyi anlaşılması için bir vekildir. Eser sahibi isterse eleştiri ve yorumları dönüp okuyabilir, fakat yorumun asıl muhatabı o değildir. Üslubu düşüncenin önüne koymak ise başlı başına bir acizliktir. Öte yandan eleştiriyi eser sahibi için yapmak ise ya iltifat ya da saldırı amaçlıdır ve ikisi de okura bir şey vermez. Alıntıladığım yaklaşım bu sebeplerle sağlıksız bir yaklaşımdır.</li>
<li>&#8220;<em>Ödül alan eserlerin jürileri eleştirilerini yayınlamalıdır ki takip edenler ödül alabilecek eserler ortaya koyabilsinler</em>&#8220;. Bir eserin hasbelkader bir araya gelmiş bir jüri tarafından ödüle layık görülmesi tamamen o jüride yer alan kişilerin vizyonları, eğilimleri ve entelektüel birikimleri ile ilgilidir ve genel için bir anlam ifade etmesini beklemek büyük hatadır. Her eser, kendisini ortaya koyan kişinin duygu ve düşüncelerini ihtiva eder. Jürinin eleştirilerini okumak izleyiciler için keyifli ve verimli olabilir fakat ödül alamayanların eserlerini ödül verenlerin eleştirilerine göre şekillendirmesini normal bulmak, bunu telkin etmek en yumuşak tabiri ile bir tıkanıklığın sonucudur. En nihayetinde aynı eserlerin farklı bir jüri tarafından değerlendirilmesi ile ortaya çıkacak &#8220;kazananlar&#8221; listesinin farklı olabileceğini tahmin etmek zor değildir. Dolayısıyla jürinin düşüncelerinin geriye kalan eser sahipleri için bir bağlayıcılığı, yönlendiriciliği olması beklenmemelidir.</li>
<li>&#8220;<em>Yorum/eleştiri, bir eserin doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işidir</em>&#8220;. Yorum/eleştiri bir eserin gözden kaçabilecek detaylarında gizli olanları bulup ortaya çıkarma, bir amfi misali içindeki mesajı güçlendirip diğer izleyicilere ulaştırma amacı ile yapılmalıdır. Doğru ve yanlış yanlarını aramanın eleştiri ile ilgisi yoktur, bu şekilde bir eserin yorumlanabileceğine inanmak ancak sanatın ne kadar yanlış anlaşılabileceğine dair güzel bir gösterge olabilir.</li>
<li>&#8220;<em>Eleştirmen/yorumcu objektif olmalıdır</em>&#8220;. Eserin yorumu, eserin yorumlayan kişi üzerinde bıraktığı izler ve bu izlerin bu kişinin düşünce evrenindeki izdüşümleri ile ilgilidir. Yorumcunun bu ip uçlarından yola çıkarak inşa ettiği fonksiyonlarla eserin farklı bir düzlemdeki resmini çizmesi beklenir. Bunun objektif olamayacağı ortadadır, eleştiri/yorum objektif olduğu ölçüde gereksizdir.</li>
<li>&#8220;<em>Eleştirmek için çok bilgili, kültürlü ve çok yönlü olmak gerekir</em>&#8220;. Bir eseri eleştirmek, onu yorumlamak için çok bilgili ya da çok kültürlü olmak bir ön koşul değildir. Bilginin ve kültürün seviyesi ise izafidir; kendisini insanları bilgi ve kültürü açısından sınıflayabileceğini düşünen bir kişi bir başka kişi karşısında bilgisiz ve kültürsüz duruma düşebilir. Bu beklenti ancak bilgili, kültürlü ve çok yönlü olan insanların bir eser içerisindeki mesaj hakkındaki düşüncelerini dile getirme özgürlüğü olduğunu ima eden elitist bir düşüncedir. Herkes eleştirebilir ve yorumlayabilir, hangilerinin ne kadar kıymet göreceği eleştirmenlik standartlarını belirleme enstitüsünün memurlarının değil, okurların işidir.</li>
</ul>
<p>My 2 cents.</p>
<p>&#8220;<em>Meren Bey, neden hiç bir şeyi beğenmiyorsunuz kuzum? Hep böyle negatif ve kırıcı bir insan mı olacaksınız?</em>&#8220;. Hayır, hiç bir şeyi beğenmiyor değilim, rica ederim. Panelde keyifle okuduğum yazılar da oldu, örneğin <a href="http://www.gaxxi.com/fotoritim/epanel/yazi/merih-akogul--fotograf-elestirmenligi-e-panel">Merih Akoğul&#8217;un düşünceleri</a>ne sonuna kadar katılıyorum, düşüncelerini oturttuğu sağlam çerçevenin herkes tarafından görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Kendisine saygılar sunarım. Ayrıca <a href="http://www.gaxxi.com/fotoritim/epanel/yazi/gultekin-cizgen--fotograf-elestirmenligi-e-panel">Gültekin Çizgen&#8217;in yazı</a>sı ve <a href="http://www.gaxxi.com/fotoritim/epanel/yazi/mehmet-oguz--fotograf-elestirmenligi-e-panel">Mehmet Oğuz&#8217;un yazısı</a> da bence okumaya değer içerikli yazılar arasında (hep negatif ve kırıcı olduğumu söylüyorsunuz ama bakın aslında dün <a href="http://www.meren.org/blog/2008/07/havadan-sudan-gultekin-cizgen/">demediğimi bırakmadığım bir insan</a>ı da yeri gelince yüceltip baş tacı yapmasını bilen, son derece koşut zamanlı ve kin gütmez bir insanım).</p>
<p>Her neyse, fotoğrafsız yazı olmaz. Resimlerine bakmak için gelenlere ayıp olmasın. Hadi bakalım.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><a href="http://www.meren.org/blog/2006/08/photo-essay-n-villere-new-orleans/"><img src="http://meren.org/essays/NVillere/photos/03-03.jpg" border="0" alt="" /></a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Meren%27in%20Foto%C4%9Fraf%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Foto%C4%9Fraf%20Ele%C5%9Ftirmenli%C4%9Fi&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F2009%2F04%2Ffotograf-elestirmenligi%2F"><img src="http://www.meren.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meren.org/blog/2009/04/fotograf-elestirmenligi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kincaid Lake</title>
		<link>http://www.meren.org/blog/2009/04/kincaid-lake/</link>
		<comments>http://www.meren.org/blog/2009/04/kincaid-lake/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2009 01:14:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Ben, Meren Bey Nasılım]]></category>

		<category><![CDATA[Fotoğraflı Düzyazı]]></category>

		<category><![CDATA[Seyahat, Gezmecilik Modu]]></category>

		<category><![CDATA[Süper Olay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=399</guid>
		<description><![CDATA[Hristiyanların en önemli dini bayramı olan Easter vesilesi ile geçtiğimiz Cuma günü tatil idi (günahlarımız için öldüğü ve Hristiyan olmayanların da yararlanabildiği tatillere vesile olduğu için Hazreti İsa&#8217;ya teşekkür ederiz). Her hafta sonuna birleşen tatil dönemi için Kamp planları yapmakta usta biyolok Düygü Hanımlar yine bir hafta öncesinden gelmiş, &#8220;kampa gidelim&#8221; diye tutturmuştu.
Yaklaşık on seferdir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hristiyanların en önemli dini bayramı olan <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Easter">Easter</a> vesilesi ile geçtiğimiz Cuma günü tatil idi (günahlarımız için öldüğü ve Hristiyan olmayanların da yararlanabildiği tatillere vesile olduğu için Hazreti İsa&#8217;ya teşekkür ederiz). Her hafta sonuna birleşen tatil dönemi için Kamp planları yapmakta usta biyolok Düygü Hanımlar yine bir hafta öncesinden gelmiş, &#8220;kampa gidelim&#8221; diye tutturmuştu.</p>
<p>Yaklaşık on seferdir çeşitli bahanelerle bertaraf ettiğim bu etkinlikten daha fazla kaçmanın anlamı olmadığını anladığım için bu sefer &#8220;peki&#8221; dedim kendisine. Gidelim de görsün gününü diye düşündüm. Sıkıntıdan patlasın, su olmadığı için sabah kalktığında elini yüzünü yıkayamasın, elektrik olmadığı için gece kitap okuyamasın, Internet olmadığı için e-postalarına bakamasın, sonuçta &#8220;bir daha gelirsem ne olayım, kamp bana gelsin bundan sonra!&#8221; diyerek benim gibi kampı evde kurmaktan hoşlanan bir insan olsun istedim. Bu kamp olayı benim için aslında bir fırsat olabilirdi: yaşanacak rezaletlerin ardından Düygü, benim gibi insanlar bilgisayar başında daha fazla vakit geçirebilsin diye icat edilmiş tatil günlerini her seferinde kamp yaparak heba etmeye çalışmaz ve evliliğimiz bu kamp engelini kolayca aşabilirdi.</p>
<p>Louisiana eyaleti sınırları dahilindeki bir milli parkın içerisinde yer alan Kincaid Lake isimli bir gölün kenarına gidiyorduk. Cuma sabahı saat sabaha karşı 5:00 civarı kalkıp yola çıktık. Kamp yapacağımız yere yaklaşınca durup alışveriş yaptık (su, ekmek, kömür ve tavuk gibi her kampçının hayatta kalmak için ihtiyacı olan minimum gereksinimleri temin ettik (ateş, toprak, su, tahta hesabı)).</p>
<p>Kamp yerine varıp da çadırımızı kurduğumuzda Duygu&#8217;yu bu işten soğutacağım ve ilelebet kamp lafı duymayacağıma dair ümitlerimin içi hüzün dolu hava kabarcıkları çıkararak Kincaid Gölü&#8217;nün sularına gömüldüğünü hissetmeye başlamıştım..</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh6.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SeJyLT0K8XI/AAAAAAAAFAA/6YPy0lgxCQg/s800/01.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu arada tam olarak <a href="http://tinyurl.com/dfzqvu">buraya</a> kurmuştuk çadırımızı. Koca haritada daha sıkıcı, daha medeniyetten uzak bir yer olmasa gerekti. Kuşlar cıvıl cıvıl ötmek sureti ile terbiyesizce birbirlerine alenen kur yapıyor, şehir havasına alışkın ciğerlerim temiz havadan ziyadesiyle rahatsız oluyordu. Bu kamp deneyimi hezimet ile sonuçlanmazsa başıma gelecekleri, gideceğimiz diğer kampları düşündüm. İçim ürperdi.</p>
<p>Ağaçları bir virtüoz misali çalan rüzgar hüznümle dalga geçercesine etrafımda dönüp dururken ben sinsice, &#8220;<em>en azından sıkıntılı yemek yapma süreci güzel mutfağında yemek yapmaya alışmış Duygu&#8217;yu çileden çıkarır ve ibreyi şu anda göstermekte olduğu &#8216;yaşasın kamp yaşantısı&#8217;ndan &#8216;kamp denen şeyin boyu devrilsin&#8217;e doğru çevirebilir</em>&#8221; diye hesaplar yapıyordum&#8230; Samimiyetle ifade etmekte bir beis görmüyorum kıymetli okurlarım: bir kez daha yanılmıştım.</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SeJyLSkZxPI/AAAAAAAAFAI/BAlpYGnXsUo/s800/02.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kamp yaptığımız yerin çok yakınından geçen yaklaşık 15 kilometrelik bir parkur (trail) vardı. Duygu&#8217;nun buraya gelmeden önce ikimiz adına yaptığı planlardan birisi de bu parkuru yürümekti. Artık son ümidim Duygu&#8217;nun bu parkuru yürürken doktora yapan bir insana yakışır mantık seviyesine erişmesi ve şunları söylemesi idi: &#8220;<em>Şehirlerin güzel kaldırımları dururken bu -beton dökülüp ayağıma layık hale getirilmemiş- saçma sapan patikalarda neden yürüyorum? Ben vergisini ödeyen bir insan olarak hakkımı arıyorum arkadaşım. Ne bu başı boş ağaçlar, bu kuşlar, bu börtü böcek, bu heyvanlar? Böyle saygısızlık görmedim.. Dökün bir asfalt, yürüyeceğimize aslanlar gibi arabamızı sürelim! İnsanım ben koçum, aloo kendinize gelin! Gidiyorum ben. Bir daha da gelmem buralara!</em>&#8221; &#8230; Belli ki Duygu hakkında biraz yanılmıştım. Ümitlerim bir kez daha boşa çıkıyordu&#8230;</p>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SeJyLkrE3PI/AAAAAAAAFAQ/OSkBtPFLnI0/s800/03.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu son hezimet üzerine bu konuda daha fazla kafa yormamaya ve bu seferlik her şeyi oluruna bırakmaya karar verdim. Bu kamp olayından hiç keyif almadım ve size de katiyen tavsiye etmiyorum. Gitmeyi planlıyorsanız filan lütfen iptal edin. Siz de aynı hataya düşmeyin diye acılarımı paylaştım, daha fazla insanın benim gibi acılar çekmemesi için lütfen bu e-postayı listenize forward edin. Sistem hastane masraflarımın karşılanması için forward başına 1 kuruş veriyormuş. ALLAH BU ACIYI SİZE DE VEREBİLİRDİ! LÜTFEN N&#8217;OLUR FORWARD EDİN! TŞK!</p>
<p>Evet efendim. Acı dolu kamp macerasından kısa kısa notlar ile sizlere veda ediyorum:</p>
<ul>
<li>Parkurun bir yerinde aşağıdaki karınca kolonisini gördük. Aklıma hemen <a href="http://www.youtube.com/watch?v=xQERRbU23bU">şu belgesel</a> geldi.</li>
</ul>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SeJyL4_y97I/AAAAAAAAFAY/d-JgkDVDtgQ/s800/04.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<ul>
<li>Bulunduğumuz orman içerisinde ceylan, rakun, armadillo, kaplumbağa, ördek gibi son derece yırtıcı ve tehlikeli hayvanlar olduğunu bildiğim için kamp ateşi yaktım ve Duygu&#8217;ya çadırda saklanmasını salık verdim. Dinlemedi.</li>
</ul>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh4.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SeJyL2iiDoI/AAAAAAAAFAg/tZBENCG9VA8/s800/05.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<ul>
<li>Her fırsat bulduğunda kitap makale filan okuyan Duygu&#8217;ya &#8220;<em>olur olmadık yerlerde kitap okuma, timsahlar filan gelebilir, seni yiyebilirler, ben bile kurtaramayabilirim</em>&#8221; dedim. Dinlemedi.</li>
</ul>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SeJyShQoP5I/AAAAAAAAFAo/EpQLJWh1CrQ/s800/06.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<ul>
<li>Bazz ve Pamela isimli, sürekli kamp yapan bir aile ile tanıştık. Bize farklı kamp yerleri tavsiye ettiler. Duygu hepsini not aldı :(</li>
<li>İlk gece çöpümüzü tarumar eden rakun ikinci gece ortalıkta bıraktığımız kemikleri yemek için saat 04:00 gibi çadırımızın yakınlarına gelince yakayı ele verdi. Ay ışığında gizli gizli kendisini seyrettim. Hiç keyifli değildi. İki metre ötede katır kutur kemik yiyen bir rakun hayvanını gizlice izlemenin nesi keyifli olabilir&#8230;</li>
<li>Yolda bir armadillo ölüsünün başında bekleyen bir akbaba gördüm. Aklıma o meşhur fotoğraf geldi.</li>
<li>Richard Feynman&#8217;ın ölümünün ardından verdiği ders notlarından derlenmiş olan Feynman Lectures on Computation isimli kitabı okudum. Feynman çok akıllı bir insan olduğu için hiç kampa filan gitmemiştir diye düşündüm. Halime daha da çok üzüldüm.</li>
<li>Dönüş yolunda kahve molası verdiğimiz kafenin önündeki çimenlere oturup kahvemi orada içmeye karar verdim. Bir süre sonra bacağımın bir kaç yerinde acı hissetmeye başladım. Meğer bir karınca yuvasının üzerine oturmuşum ve belki 50 tane karınca bu tehdide cevap vermek için tüm güçleri ile bacağıma saldırıyorlardı. Öyle ki bir karıncayı tutup çekince bedeni elimde kalıyor ve kopan kafası bacağımı ısırmaya devam ediyordu. Beni yerimden kaldırmayı ve yuvalarının daha fazla zarara uğramasını engellemeyi başarmışlardı. Bu da doğanın bana attığı son kazık olsundu, bir daha da nasip olmasındı.</li>
</ul>
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center"><img src="http://lh5.ggpht.com/_x7Afx6WcB1c/SeJySlvUgDI/AAAAAAAAFA4/tb58X_xrxpQ/s800/09.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="addtoany_share_save_container">
    <a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save?sitename=Meren%27in%20Foto%C4%9Fraf%20G%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC&amp;siteurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F&amp;linkname=Kincaid%20Lake&amp;linkurl=http%3A%2F%2Fwww.meren.org%2Fblog%2F2009%2F04%2Fkincaid-lake%2F"><img src="http://www.meren.org/blog/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share/Save/Bookmark"/></a>

	</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.meren.org/blog/2009/04/kincaid-lake/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
