<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Comments on: Wabi-Sabi ve Fotoğraf Üzerine</title>
	<atom:link href="http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/</link>
	<description>Işık, gölge, vesaire..</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 10:12:36 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
	<item>
		<title>By: Ebru</title>
		<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/comment-page-1/#comment-15042</link>
		<dc:creator>Ebru</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 Jul 2011 08:43:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=304#comment-15042</guid>
		<description>Çok geç fark etmişim bu yazıyı ve bu blogu ama yorum yapmaktan alamadım kendimi. Yorumlar da yazı kadar güzel ve dolu olmuş. İlgiyle okudum. Hepsine ayrı ayrı katılmamak elde değil.

Bence küçük bir yüzde de olsa bir kısım insanın fark ettiği ve hayatı içinde erittiği değerler Wabi -Sabi felsefesinde birleştirilmiş. Wabi -Sabi mutlak değil, izafidir diyor. Bence bu kısım en önemlisi. Modernizmde mükemmel dediğimiz şey, belli bir kemsin oran orantı kurallarına ya da tercihlerine göre tespit edilip tüm insanlığa empoze edilmeye çalışılıyor. Bu da her şeyi tek tip olmaya yöneltiyor. Oysa sezgilerimizin bize söyledikleri böyle değil.

Örneğin bizim hiç sevmeyeceğimiz bir şeyi ya da kabul etmeyeceğimiz bir düşünceyi anlatan bir kitap okuduk. Yazar kitabında öyle basit bir anlatımla, kitabın içindeki fikirleri birbiriyle öyle uyumlu bir halde, kendisiyle çelişmeden yazmıştır ki o yazarın yazma yetisine hayran oluruz. Böyle bir filmi ya da kitabı bir başkasına anlatmaya kalktığımızda bazen tam olarak nesine hayran kaldığımızı bile anlatamayız çünkü içerikte bizi anlatan hiçbir değer yoktur. Bence bunlar da Wabi -Sabi’nin konusu içine girer ya da en azından Wabi –Sabi bana bunları hatırlattı. Nesneler ya da insanlar için önemli olan kendi oluşları içindeki uyumları ve mükemmellikleridir, karşılaştırılmalı varlıkları değil. Fotoğraf sanatıyla profesyonel bir bağım bulunmasa da bence wabi-sabi tam da fotoğraf sanatının olması gereken içeriğine parmak basıyor. Bu yüzden çok yerinde ve güzel bağdaştırmışsınız.

Sevgiler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Çok geç fark etmişim bu yazıyı ve bu blogu ama yorum yapmaktan alamadım kendimi. Yorumlar da yazı kadar güzel ve dolu olmuş. İlgiyle okudum. Hepsine ayrı ayrı katılmamak elde değil.</p>
<p>Bence küçük bir yüzde de olsa bir kısım insanın fark ettiği ve hayatı içinde erittiği değerler Wabi -Sabi felsefesinde birleştirilmiş. Wabi -Sabi mutlak değil, izafidir diyor. Bence bu kısım en önemlisi. Modernizmde mükemmel dediğimiz şey, belli bir kemsin oran orantı kurallarına ya da tercihlerine göre tespit edilip tüm insanlığa empoze edilmeye çalışılıyor. Bu da her şeyi tek tip olmaya yöneltiyor. Oysa sezgilerimizin bize söyledikleri böyle değil.</p>
<p>Örneğin bizim hiç sevmeyeceğimiz bir şeyi ya da kabul etmeyeceğimiz bir düşünceyi anlatan bir kitap okuduk. Yazar kitabında öyle basit bir anlatımla, kitabın içindeki fikirleri birbiriyle öyle uyumlu bir halde, kendisiyle çelişmeden yazmıştır ki o yazarın yazma yetisine hayran oluruz. Böyle bir filmi ya da kitabı bir başkasına anlatmaya kalktığımızda bazen tam olarak nesine hayran kaldığımızı bile anlatamayız çünkü içerikte bizi anlatan hiçbir değer yoktur. Bence bunlar da Wabi -Sabi’nin konusu içine girer ya da en azından Wabi –Sabi bana bunları hatırlattı. Nesneler ya da insanlar için önemli olan kendi oluşları içindeki uyumları ve mükemmellikleridir, karşılaştırılmalı varlıkları değil. Fotoğraf sanatıyla profesyonel bir bağım bulunmasa da bence wabi-sabi tam da fotoğraf sanatının olması gereken içeriğine parmak basıyor. Bu yüzden çok yerinde ve güzel bağdaştırmışsınız.</p>
<p>Sevgiler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: WhiteShadow</title>
		<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/comment-page-1/#comment-14496</link>
		<dc:creator>WhiteShadow</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Feb 2011 12:12:10 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=304#comment-14496</guid>
		<description>hayat bir nehir bizler ise o nehire bırakılmış birer kütüğüz o nehir bizi bi oraya vuruyor bi buraya</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>hayat bir nehir bizler ise o nehire bırakılmış birer kütüğüz o nehir bizi bi oraya vuruyor bi buraya</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: hakan</title>
		<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/comment-page-1/#comment-11397</link>
		<dc:creator>hakan</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Oct 2010 22:15:47 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=304#comment-11397</guid>
		<description>Baştan sona, tüm yorumlarla beraber okudum yazınızı... Aşağı yukarı her kültürde varolan bir felsefe ya da anlayış biçimini ifade eder wabi-sabi... İçine etiket, tanımlama kategorileri ve öncesi-sonrası girdikçe gitgide aslolandan uzaklaşılan, bazen başka mecralara kaymamıza sebep olan insanlık tarihi boyunca bu farkındalıklar hep rağbet görmüştür... Ancak doğal seleksiyon ve adaptasyon sürecine maruz kaldığımızdan, yani pek öyle kolayca ayrıksı kalamadığımızdan, genellikle teoriye esir olmuşlardır... Başarabilene, sürdürebilene aşk olsun... Mükemmellik arzusu o kadar sarmış ki dört bir yanı, aslında bunu başarabilmekten ziyade üzerinde yol almak bile bişeydir... :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Baştan sona, tüm yorumlarla beraber okudum yazınızı&#8230; Aşağı yukarı her kültürde varolan bir felsefe ya da anlayış biçimini ifade eder wabi-sabi&#8230; İçine etiket, tanımlama kategorileri ve öncesi-sonrası girdikçe gitgide aslolandan uzaklaşılan, bazen başka mecralara kaymamıza sebep olan insanlık tarihi boyunca bu farkındalıklar hep rağbet görmüştür&#8230; Ancak doğal seleksiyon ve adaptasyon sürecine maruz kaldığımızdan, yani pek öyle kolayca ayrıksı kalamadığımızdan, genellikle teoriye esir olmuşlardır&#8230; Başarabilene, sürdürebilene aşk olsun&#8230; Mükemmellik arzusu o kadar sarmış ki dört bir yanı, aslında bunu başarabilmekten ziyade üzerinde yol almak bile bişeydir&#8230; :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Engin I</title>
		<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/comment-page-1/#comment-11342</link>
		<dc:creator>Engin I</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2010 14:52:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=304#comment-11342</guid>
		<description>Japon görsel sanatlarını pek sevmeme karsın, Wabi-Sabi hakkında bilgim yoktu. İlginç yazınızı derin bir ilgi/katılımla okudum.
Özümsemek için yeniden ve yeniden okuyacağım. Bende de birçok taş yerine oturdu... Size çok teşekkür ederim. Her zaman
yalınlıktan yanayım... Sitenize D700 için girmiştim ama çok başka yerlere gittim, tanıştığıma da çok memnun oldum.
Saygı ve sevgilerimle,
Engin</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Japon görsel sanatlarını pek sevmeme karsın, Wabi-Sabi hakkında bilgim yoktu. İlginç yazınızı derin bir ilgi/katılımla okudum.<br />
Özümsemek için yeniden ve yeniden okuyacağım. Bende de birçok taş yerine oturdu&#8230; Size çok teşekkür ederim. Her zaman<br />
yalınlıktan yanayım&#8230; Sitenize D700 için girmiştim ama çok başka yerlere gittim, tanıştığıma da çok memnun oldum.<br />
Saygı ve sevgilerimle,<br />
Engin</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Pınar</title>
		<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/comment-page-1/#comment-3907</link>
		<dc:creator>Pınar</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Aug 2009 11:29:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=304#comment-3907</guid>
		<description>Şibumi&#039;yi herkese tavsiye ederim. Eskiye olan bağlılığımı, yalnızlık ve sadelik içindeki coşkumu ve  bunun gibi içimde kaynayan, bastıramadığım birçok duygu ve isteğimi tam olarak tanımlayan wabi sabi felsefesi ile tanışmama sebep olan kitaptır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Şibumi&#8217;yi herkese tavsiye ederim. Eskiye olan bağlılığımı, yalnızlık ve sadelik içindeki coşkumu ve  bunun gibi içimde kaynayan, bastıramadığım birçok duygu ve isteğimi tam olarak tanımlayan wabi sabi felsefesi ile tanışmama sebep olan kitaptır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: A. Murat Eren</title>
		<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/comment-page-1/#comment-1686</link>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 23:36:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=304#comment-1686</guid>
		<description>Shibumi okunası bir kitap gibi duyuluyor.

Gürcan, yaptığın çalışmaları, özellikle sketch&#039;leri çok başarılı buldum :) Ellerine sağlık.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Shibumi okunası bir kitap gibi duyuluyor.</p>
<p>Gürcan, yaptığın çalışmaları, özellikle sketch&#8217;leri çok başarılı buldum :) Ellerine sağlık.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Gürcan</title>
		<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/comment-page-1/#comment-1685</link>
		<dc:creator>Gürcan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 23:23:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=304#comment-1685</guid>
		<description>Trevanian&#039;ın, sibumi isimli kitabindan; &quot;siradan, olagan gorunumlerin altinda yatan gizli ustunlukleri anlatir.. soyle dusun o kadar dogru bir sey ki cesaretle soylenmesine gerek yok, o kadar dokunakli bir olay ki guzel olmasina gerek yok, o kadar gercek ki sahici olmasina gerek yok, sibumi demek, bilgiden cok anlayis demek. ifade dolu bir sessizlik demek. kendini kanitlama geregi duymayan bir alcak gonulluluk demek&quot;. 
Go oyununda, mimaride, tasarımda kisacasi hayatin bir cok yerinde karsimiza, iddia etmeden anlayisıyla (idrakıyla)  zaten ustun olandır. ego dan artik tamamen kurtulunmuş bir haldir

Bir aikido ustası kılıcıyla en zor kata&#039;yı yıllarca çalısır ve artık sonunda öyle kolay, sade ve tevazuyla yapar hale gelirki buna sibumi denir.
Bir sürü kültürde baska isimler alsada, aynı yoldan gecenler aynı şeyleri görüp aynı yere ulaşır...

Apple I-pod bir araçtir ve onunla ne dinlediğimiz önemlidir,ne dinlediğimizin sizi nasıl kodladığı dahada önemlidir...İyi tasarlanmış bir nesnedir ama 9.senfoniyi dinlerken biraz daha başka birşeydir sadece.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Trevanian&#8217;ın, sibumi isimli kitabindan; &#8220;siradan, olagan gorunumlerin altinda yatan gizli ustunlukleri anlatir.. soyle dusun o kadar dogru bir sey ki cesaretle soylenmesine gerek yok, o kadar dokunakli bir olay ki guzel olmasina gerek yok, o kadar gercek ki sahici olmasina gerek yok, sibumi demek, bilgiden cok anlayis demek. ifade dolu bir sessizlik demek. kendini kanitlama geregi duymayan bir alcak gonulluluk demek&#8221;.<br />
Go oyununda, mimaride, tasarımda kisacasi hayatin bir cok yerinde karsimiza, iddia etmeden anlayisıyla (idrakıyla)  zaten ustun olandır. ego dan artik tamamen kurtulunmuş bir haldir</p>
<p>Bir aikido ustası kılıcıyla en zor kata&#8217;yı yıllarca çalısır ve artık sonunda öyle kolay, sade ve tevazuyla yapar hale gelirki buna sibumi denir.<br />
Bir sürü kültürde baska isimler alsada, aynı yoldan gecenler aynı şeyleri görüp aynı yere ulaşır&#8230;</p>
<p>Apple I-pod bir araçtir ve onunla ne dinlediğimiz önemlidir,ne dinlediğimizin sizi nasıl kodladığı dahada önemlidir&#8230;İyi tasarlanmış bir nesnedir ama 9.senfoniyi dinlerken biraz daha başka birşeydir sadece.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Meyvelitepe</title>
		<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/comment-page-1/#comment-1537</link>
		<dc:creator>Meyvelitepe</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2009 19:49:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=304#comment-1537</guid>
		<description>\&quot;Wo de fu qin mu qin\&quot; (The Road Home), dünyaya biraz da Yimou Zhang\&#039;ın penceresinden bakabilmek için iyi bir başlangıç. Söz konusu kırık çanak sadece bir aksesuar. Ancak filmin bütünü çok etkileyici. Yönetmenin \&quot;The Story of Qiu Ju\&quot;,  \&quot;To Live\&quot;, \&quot;Not One Less\&quot;, \&quot;Red Sorghum\&quot;, \&quot;Raise the Red Lantern\&quot;, \&quot;Ju Dou\&quot; filmlerini de izlemenizi salık veririm. Kırsal kesim Çin kültürü hakkında önemli ip uçları verirler. Ayrıca Wall Street\&#039;de çalışan bir finansçıya bile bir ucundan dokunurlar.

Filmden açılmışken, Ki-Duk Kim\&#039;in \&quot;Spring, Summer, Autumn, Winter... and Spring\&quot; filmini izlemeyenlere özellikle öneriyorum. Özledikçe tekrar tekrar izlediğimiz bir fim. Pek çok özelliği açısından wabi-sabi\&#039;ye daha yakın. Filmi önce bir bütün olarak algılayıp, sonra da yüzlerce soru sorup yanıt arayabileceğiniz bir yapıt. Sanırım tek bir sahnesi bile fazla değil.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>\&quot;Wo de fu qin mu qin\&quot; (The Road Home), dünyaya biraz da Yimou Zhang\&#8217;ın penceresinden bakabilmek için iyi bir başlangıç. Söz konusu kırık çanak sadece bir aksesuar. Ancak filmin bütünü çok etkileyici. Yönetmenin \&quot;The Story of Qiu Ju\&quot;,  \&quot;To Live\&quot;, \&quot;Not One Less\&quot;, \&quot;Red Sorghum\&quot;, \&quot;Raise the Red Lantern\&quot;, \&quot;Ju Dou\&quot; filmlerini de izlemenizi salık veririm. Kırsal kesim Çin kültürü hakkında önemli ip uçları verirler. Ayrıca Wall Street\&#8217;de çalışan bir finansçıya bile bir ucundan dokunurlar.</p>
<p>Filmden açılmışken, Ki-Duk Kim\&#8217;in \&quot;Spring, Summer, Autumn, Winter&#8230; and Spring\&quot; filmini izlemeyenlere özellikle öneriyorum. Özledikçe tekrar tekrar izlediğimiz bir fim. Pek çok özelliği açısından wabi-sabi\&#8217;ye daha yakın. Filmi önce bir bütün olarak algılayıp, sonra da yüzlerce soru sorup yanıt arayabileceğiniz bir yapıt. Sanırım tek bir sahnesi bile fazla değil.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: A. Murat Eren</title>
		<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/comment-page-1/#comment-1510</link>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2009 20:05:34 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=304#comment-1510</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;bana şu filmde kırılan ve sonra birleştirilen (yapıştırılan demiyorum dikkat!) çanağı hatırlattı: http://www.imdb.com/title/tt0235060/&lt;/blockquote&gt;

Bu arada bunu yazdığınız çok iyi olmuş efendim, bu vesile ile ben de şunu söyleyebilirim:

Yukarıdaki film, Wabi-Sabi ile ilgisi olan bir film olmasa da, wabi-sabi&#039;den keyif alan, &quot;işte budur, ben de yıllardır böyle bir şeyler hissediyordum&quot; diyen herkesin seveceğini tahmin ettiğim bir film. Israrla tavsiye ediyorum, bulunuz, izleyiniz.

Fotoğrafçılara ise ayrıca tavsiye ediyorum. O nasıl bir sinematografidir, nasıl bir teknik, nasıl bir yetenektir o görüntü yönetmenindeki.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>bana şu filmde kırılan ve sonra birleştirilen (yapıştırılan demiyorum dikkat!) çanağı hatırlattı: <a href="http://www.imdb.com/title/tt0235060/" rel="nofollow">http://www.imdb.com/title/tt0235060/</a></p></blockquote>
<p>Bu arada bunu yazdığınız çok iyi olmuş efendim, bu vesile ile ben de şunu söyleyebilirim:</p>
<p>Yukarıdaki film, Wabi-Sabi ile ilgisi olan bir film olmasa da, wabi-sabi&#8217;den keyif alan, &#8220;işte budur, ben de yıllardır böyle bir şeyler hissediyordum&#8221; diyen herkesin seveceğini tahmin ettiğim bir film. Israrla tavsiye ediyorum, bulunuz, izleyiniz.</p>
<p>Fotoğrafçılara ise ayrıca tavsiye ediyorum. O nasıl bir sinematografidir, nasıl bir teknik, nasıl bir yetenektir o görüntü yönetmenindeki.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Düygü</title>
		<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/comment-page-1/#comment-1509</link>
		<dc:creator>Düygü</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Feb 2009 19:40:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=304#comment-1509</guid>
		<description>Wabi-sabi ile serbest çağrışım: 

&quot;örneğin kırılmış ve tekrar bir araya yapıştırılmış bir fincan pek güzel bir Wabi-Sabi örneği olabilir.&quot;  bana şu filmde kırılan ve sonra birleştirilen (yapıştırılan demiyorum dikkat!) çanağı hatırlattı: http://www.imdb.com/title/tt0235060/

Miyazaki&#039;nin &quot;Howl&#039;s moving castle&quot;&#039;ındaki yaşlı cadı/teyzeyi de hatırladım yine...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Wabi-sabi ile serbest çağrışım: </p>
<p>&#8220;örneğin kırılmış ve tekrar bir araya yapıştırılmış bir fincan pek güzel bir Wabi-Sabi örneği olabilir.&#8221;  bana şu filmde kırılan ve sonra birleştirilen (yapıştırılan demiyorum dikkat!) çanağı hatırlattı: <a href="http://www.imdb.com/title/tt0235060/" rel="nofollow">http://www.imdb.com/title/tt0235060/</a></p>
<p>Miyazaki&#8217;nin &#8220;Howl&#8217;s moving castle&#8221;&#8216;ındaki yaşlı cadı/teyzeyi de hatırladım yine&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: elif üzer</title>
		<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/comment-page-1/#comment-1506</link>
		<dc:creator>elif üzer</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2009 22:56:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=304#comment-1506</guid>
		<description>meren bey, 

sayenizde günlerdir wabi&#039;yle yatıp sabi&#039;yle kalkıyorum  :) teşekkür ederim.  içimde bir şekilde bildiğim, sorguladığım pek çok düşünceye cevap olurken bir o kadar da yeni sorulara ve düşüncelere gark etti :) olsun düşünmek iyidir.

iyi ki varsın ve iyi ki kendine saklamayıp paylaşıyorsun.

sağol</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>meren bey, </p>
<p>sayenizde günlerdir wabi&#8217;yle yatıp sabi&#8217;yle kalkıyorum  :) teşekkür ederim.  içimde bir şekilde bildiğim, sorguladığım pek çok düşünceye cevap olurken bir o kadar da yeni sorulara ve düşüncelere gark etti :) olsun düşünmek iyidir.</p>
<p>iyi ki varsın ve iyi ki kendine saklamayıp paylaşıyorsun.</p>
<p>sağol</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: A. Murat Eren</title>
		<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/comment-page-1/#comment-1502</link>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2009 18:05:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=304#comment-1502</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Yazılarını fırsat buldukça okuyorum ve çok şey öğreniyorum.İyiki varsın ve seni tanıdım.:)&lt;/blockquote&gt;

Bunları sizden duymak benim için bir şeref Aykan hocam, çok teşekkür ederim :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Yazılarını fırsat buldukça okuyorum ve çok şey öğreniyorum.İyiki varsın ve seni tanıdım.:)</p></blockquote>
<p>Bunları sizden duymak benim için bir şeref Aykan hocam, çok teşekkür ederim :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Aykan</title>
		<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/comment-page-1/#comment-1501</link>
		<dc:creator>Aykan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Feb 2009 13:27:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=304#comment-1501</guid>
		<description>&quot;&lt;em&gt;Modernizmin yarattığı güzellik kavramının insanları mutsuzluğa ve tatminsizliğe ittiğine inanıyorum. Doğal olmayan süreçler sonunda karşımıza çıkan, doğanın mazbutluğu ve erdemi ile pek ilgisi olmayan ve “güzel” olarak karşımıza konan şeylerin bizleri doğadan soyutladığına, sahip olmanın pek mümkün olmadığı bir güzellik arayışına, anlamsız bir mükemmelliyetçiliğe sebep olduğunu düşünüyorum. Bu bizi “basit olanın” güzelliğinden uzaklaştırdıkça, sırtına bir tahta ile sabitlenmiş ve yaklaştığı ölçüde uzaklaşan havucun özlemi ile yaşayan bir eşeğin çaresizliğine yaklaştırıyor bence.

Günümüzde güzellik ve estetik tanımının içini dolduran şeyler, Apple iPod Touch’tan Ferrari F-40′a, Marilyn Monroe’dan Brad Pitt’e kadar çok geniş bir yelpazede karşımıza çıkıyor. Reklamlar bu güzellik anlayışını benimsemiş insanlara hitap ediyor, ürünler ve araç gereçler bu anlayış ile şekilleniyor.

Elbette sanat da bundan payına düşeni alıyor: insanlar görkemli olanın, muhteşem olanın kıymetli olduğu ilüzyonunu kanıksadıkça ortaya çıkan eserlerden de bu görkem, bu heybet bekleniyor oluyor, sanatçılar da kimi zaman bilinçli kimi zaman bilinçsiz bir şekilde eserlerinde bu hissiyatı yakalamaya çalışıyor.

Wabi-Sabi ise, bir anlamda, insanın genellikle gözden kaçan, dikkat çekici olmayan güzelliği bulmasını, mükemmellik sanrısı ile belki de hiç bulamayacağı şeyleri aramaktan vazgeçmesini ve etrafında hali hazırda var olanın çekiciliğini görebilecek erdemli gözlere sahip olmasını diliyor.

Örneğin bir bitkinin yaşam döngüsü içerisinde, varlığı çok da büyük bir zaman dilimine denk düşmeyen “çiçek” neden bir çok kişiye bitkinin gövdesinden daha estetik geliyor? Gebe olduğu hikaye göz önünde bulundurulduğunda bir tohum ilgiyi çiçek kadar hak etmiyor mudur? Ya da aynı şekilde çürümekte olan bir bitkinin hikayesinde eksik, önemsiz olan nedir?

Alışılmış sıra dışılığın, sıradanlaşmış muhteşemliğin gölgesinde kalan güzellikleri görebilmek de bir erdem değilse nedir, bilemiyorum.

Wabi-Sabi’nin öğretilerinin bu açıdan kıymetli olduğunu ve genellikle çevresindekileri gözlemleme konusunda hevesli ve yetenekli olan bir fotoğrafçının vizyonunda “her şeyin geçici”, “her şeyin kusurlu”, “her şeyin eksik” olduğunu özümsemenin ve bu düşünce ile barışık yaşamayı öğrenmenin ciddi etkileri olabileceğini düşünüyorum&lt;/em&gt;.&quot;

Bu satırların beni çok etkiledi. Aşağıda linkini vereceğim çalışmamı ve aslında beni etkileyen çalışmalarımın çoğunda bilinçaltıma sadık kalarak yaptığım işleri niçin yaptığımı anladım. Bu öğretiden haberdar olduğum için çok sevindim. Yazılarını  fırsat buldukça okuyorum ve çok şey öğreniyorum.İyiki varsın ve seni tanıdım.:)

http://www.aykanozener.com/deniz_kiyisinda.php</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;<em>Modernizmin yarattığı güzellik kavramının insanları mutsuzluğa ve tatminsizliğe ittiğine inanıyorum. Doğal olmayan süreçler sonunda karşımıza çıkan, doğanın mazbutluğu ve erdemi ile pek ilgisi olmayan ve “güzel” olarak karşımıza konan şeylerin bizleri doğadan soyutladığına, sahip olmanın pek mümkün olmadığı bir güzellik arayışına, anlamsız bir mükemmelliyetçiliğe sebep olduğunu düşünüyorum. Bu bizi “basit olanın” güzelliğinden uzaklaştırdıkça, sırtına bir tahta ile sabitlenmiş ve yaklaştığı ölçüde uzaklaşan havucun özlemi ile yaşayan bir eşeğin çaresizliğine yaklaştırıyor bence.</p>
<p>Günümüzde güzellik ve estetik tanımının içini dolduran şeyler, Apple iPod Touch’tan Ferrari F-40′a, Marilyn Monroe’dan Brad Pitt’e kadar çok geniş bir yelpazede karşımıza çıkıyor. Reklamlar bu güzellik anlayışını benimsemiş insanlara hitap ediyor, ürünler ve araç gereçler bu anlayış ile şekilleniyor.</p>
<p>Elbette sanat da bundan payına düşeni alıyor: insanlar görkemli olanın, muhteşem olanın kıymetli olduğu ilüzyonunu kanıksadıkça ortaya çıkan eserlerden de bu görkem, bu heybet bekleniyor oluyor, sanatçılar da kimi zaman bilinçli kimi zaman bilinçsiz bir şekilde eserlerinde bu hissiyatı yakalamaya çalışıyor.</p>
<p>Wabi-Sabi ise, bir anlamda, insanın genellikle gözden kaçan, dikkat çekici olmayan güzelliği bulmasını, mükemmellik sanrısı ile belki de hiç bulamayacağı şeyleri aramaktan vazgeçmesini ve etrafında hali hazırda var olanın çekiciliğini görebilecek erdemli gözlere sahip olmasını diliyor.</p>
<p>Örneğin bir bitkinin yaşam döngüsü içerisinde, varlığı çok da büyük bir zaman dilimine denk düşmeyen “çiçek” neden bir çok kişiye bitkinin gövdesinden daha estetik geliyor? Gebe olduğu hikaye göz önünde bulundurulduğunda bir tohum ilgiyi çiçek kadar hak etmiyor mudur? Ya da aynı şekilde çürümekte olan bir bitkinin hikayesinde eksik, önemsiz olan nedir?</p>
<p>Alışılmış sıra dışılığın, sıradanlaşmış muhteşemliğin gölgesinde kalan güzellikleri görebilmek de bir erdem değilse nedir, bilemiyorum.</p>
<p>Wabi-Sabi’nin öğretilerinin bu açıdan kıymetli olduğunu ve genellikle çevresindekileri gözlemleme konusunda hevesli ve yetenekli olan bir fotoğrafçının vizyonunda “her şeyin geçici”, “her şeyin kusurlu”, “her şeyin eksik” olduğunu özümsemenin ve bu düşünce ile barışık yaşamayı öğrenmenin ciddi etkileri olabileceğini düşünüyorum</em>.&#8221;</p>
<p>Bu satırların beni çok etkiledi. Aşağıda linkini vereceğim çalışmamı ve aslında beni etkileyen çalışmalarımın çoğunda bilinçaltıma sadık kalarak yaptığım işleri niçin yaptığımı anladım. Bu öğretiden haberdar olduğum için çok sevindim. Yazılarını  fırsat buldukça okuyorum ve çok şey öğreniyorum.İyiki varsın ve seni tanıdım.:)</p>
<p><a href="http://www.aykanozener.com/deniz_kiyisinda.php" rel="nofollow">http://www.aykanozener.com/deniz_kiyisinda.php</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: A. Murat Eren</title>
		<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/comment-page-1/#comment-1409</link>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 17:08:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=304#comment-1409</guid>
		<description>Merhabalar,

&lt;blockquote&gt;dediğiniz gibi yorumlarımızda benzerlikler de farklar da var.&lt;/blockquote&gt;

Bu arada buraya kadar gelmiş meraklı okuyuculara Meyvelitepe&#039;nin Wabi-Sabi hakkındaki yazısını da okumalarını öneririm:

http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/02/wabi_sabi.html

&lt;blockquote&gt;gerek Koren’in gerekse okuduğum Powell’in kitabında Wabi-sabi’nin mükemmellik idealine karşı olduğu ifade ediliyordu&lt;/blockquote&gt;

Bence Wabi-Sabi mükemmele karşı olmaktan ziyade, bizim kendi tanımlarımız ve beklentilerimiz ile içini doldurduğumuz &quot;mükemmel&quot;in bizim alışageldiğimiz formu dışında da bir çok şekilde karşımıza çıkabileceğini, hatta erdemli gözlerin bunu her yerde görebileceğini ifade ederek mükemmeli belki de bir nebze sıradanlaştırıyor ve herkesin ulaşabileceği bir şey haline getiriyor. Sadece mükemmele karşı duruşu farklı :) Fakat bu duruş &quot;karşı olmak&quot; duruşu değil bence.

&lt;blockquote&gt;wabi-sabi mükemmelliği çok zor ve çaba gerektiren bir hedef, üstelik daima basit, sade hatta kusurlu görünmesini de sağlamak gerekiyor&lt;/blockquote&gt;

Sanırım sizin tasarımcılıkla benim ise fotoğraf ile ilgileniyor olmamdan ötürü doğal bir farklılık var bakış açılarımızda. Siz bir şeyleri Wabi-Sabi hissiyatı ile tasarlamak düşüncesi ile konuyu değerlendirirken ben Wabi-Sabi esansı güçlü nesneleri bulmak, görüntülemek düşüncesi ile konuyu değerlendiriyorum (yani siz, ben ve Wabi-Sabi güzelliğinden söz edilebilecek bir nesne arasındaki ilişki içerisinde siz nesnenin öncesinde ben ise sonrasında yer alıyorum bir anlamda). Biraz da bu sebeple yukarıdaki düşüncenize hem muhalefet ediyor hem de katılıyorum :) Herhangi bir şeyin Wabi-Sabi kriterlerinde mükemmelliğe ulaşmasının çok zor olduğuna katılıyorum. Fakat &quot;kusurlu görünmesini sağlamak gerekliliği&quot; kısmına katılmıyorum. Katılmayışımın iki sebebinden birincisi Wabi-Sabi&#039;ye göre zaten her şey kusurlu; var olmak ve zaman arasındaki çekişmenin nesnelere miras bıraktığı bu kusurlar onları Wabi-Sabi içerisinde kıymetli kılan şeylerden birisi ve mühim olan da bu kusurları yaratmak değil, görebilmek. Ayrıca Wabi-Sabi güzelliğinin zaman gerektiren bir şey olduğuna inanıyorum ve bu güzelliğin bir şeye o şeyin mükemmelliğini bozarak eklenebilecek ya da o şey mükemmel yaparak çıkarılabilecek bir güzellik olduğuna inanmıyorum, bu da ikincisi.

&lt;blockquote&gt;“yoksa wabi-sabi mükemmellikten uzaklaşmak yerine gerçek mükemmeli sadelik kisvesi altında saklayabilmek midir?” sorusunu sormadan edemiyorum&lt;/blockquote&gt;

Çok kritik ve güzel bir soru bu bence. Bana göre yanıtı da şu: &quot;Wabi-Sabi sadelik, sıradanlık, çirkinlik, kusur kisvesi altında saklanmış gerçek mükemmeli görme erdemidir&quot;.

&lt;blockquote&gt;Eğer Japonlar mükemmelliği aramıyorsa işlerinde en ufak bir hata yaptıklarında neden harakiri geleneğine başvuruyor? Aksine dünyanın en vurdumduymaz ulusu olmaları gerekmez miydi?&lt;/blockquote&gt;

Öncelikle bence her Japon&#039;u Wabi-Sabi kültürüne bulanmış ve onun ışığında yaşıyor varsaymak doğru olmayabilir (biz nasıl ki her birimiz tasavvuf ile yaşayan insanlar değilsek). Fakat öyle olduğunu varsaydığımız durumda bile şöyle derdim sanırım: Bence Japon&#039;lar mükemmeli aramıyor değiller. Sadece bizden farklı bir mükemmeli bizim alışık olmadığımız yöntemlerle arıyorlar. Otoriteye karşı saygısızlık yaptıklarında ya da yüz kızartıcı bir duruma düştüklerinde intihar etmelerinin de temelinde bu vardır belki. 

Ne kadar tatmin edici oldu, mantıklı duyuldu bilemiyorum.

Tartışıyoruz diye rahat rahat yazdım, halbuki bütün cümlelerin arasına bolca &quot;bence&quot;ler filan sıkıştırmak gerekli :)


Yorum için teşekkürler.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhabalar,</p>
<blockquote><p>dediğiniz gibi yorumlarımızda benzerlikler de farklar da var.</p></blockquote>
<p>Bu arada buraya kadar gelmiş meraklı okuyuculara Meyvelitepe&#8217;nin Wabi-Sabi hakkındaki yazısını da okumalarını öneririm:</p>
<p><a href="http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/02/wabi_sabi.html" rel="nofollow">http://meyvelitepe.typepad.com/meyvelitepe/2009/02/wabi_sabi.html</a></p>
<blockquote><p>gerek Koren’in gerekse okuduğum Powell’in kitabında Wabi-sabi’nin mükemmellik idealine karşı olduğu ifade ediliyordu</p></blockquote>
<p>Bence Wabi-Sabi mükemmele karşı olmaktan ziyade, bizim kendi tanımlarımız ve beklentilerimiz ile içini doldurduğumuz &#8220;mükemmel&#8221;in bizim alışageldiğimiz formu dışında da bir çok şekilde karşımıza çıkabileceğini, hatta erdemli gözlerin bunu her yerde görebileceğini ifade ederek mükemmeli belki de bir nebze sıradanlaştırıyor ve herkesin ulaşabileceği bir şey haline getiriyor. Sadece mükemmele karşı duruşu farklı :) Fakat bu duruş &#8220;karşı olmak&#8221; duruşu değil bence.</p>
<blockquote><p>wabi-sabi mükemmelliği çok zor ve çaba gerektiren bir hedef, üstelik daima basit, sade hatta kusurlu görünmesini de sağlamak gerekiyor</p></blockquote>
<p>Sanırım sizin tasarımcılıkla benim ise fotoğraf ile ilgileniyor olmamdan ötürü doğal bir farklılık var bakış açılarımızda. Siz bir şeyleri Wabi-Sabi hissiyatı ile tasarlamak düşüncesi ile konuyu değerlendirirken ben Wabi-Sabi esansı güçlü nesneleri bulmak, görüntülemek düşüncesi ile konuyu değerlendiriyorum (yani siz, ben ve Wabi-Sabi güzelliğinden söz edilebilecek bir nesne arasındaki ilişki içerisinde siz nesnenin öncesinde ben ise sonrasında yer alıyorum bir anlamda). Biraz da bu sebeple yukarıdaki düşüncenize hem muhalefet ediyor hem de katılıyorum :) Herhangi bir şeyin Wabi-Sabi kriterlerinde mükemmelliğe ulaşmasının çok zor olduğuna katılıyorum. Fakat &#8220;kusurlu görünmesini sağlamak gerekliliği&#8221; kısmına katılmıyorum. Katılmayışımın iki sebebinden birincisi Wabi-Sabi&#8217;ye göre zaten her şey kusurlu; var olmak ve zaman arasındaki çekişmenin nesnelere miras bıraktığı bu kusurlar onları Wabi-Sabi içerisinde kıymetli kılan şeylerden birisi ve mühim olan da bu kusurları yaratmak değil, görebilmek. Ayrıca Wabi-Sabi güzelliğinin zaman gerektiren bir şey olduğuna inanıyorum ve bu güzelliğin bir şeye o şeyin mükemmelliğini bozarak eklenebilecek ya da o şey mükemmel yaparak çıkarılabilecek bir güzellik olduğuna inanmıyorum, bu da ikincisi.</p>
<blockquote><p>“yoksa wabi-sabi mükemmellikten uzaklaşmak yerine gerçek mükemmeli sadelik kisvesi altında saklayabilmek midir?” sorusunu sormadan edemiyorum</p></blockquote>
<p>Çok kritik ve güzel bir soru bu bence. Bana göre yanıtı da şu: &#8220;Wabi-Sabi sadelik, sıradanlık, çirkinlik, kusur kisvesi altında saklanmış gerçek mükemmeli görme erdemidir&#8221;.</p>
<blockquote><p>Eğer Japonlar mükemmelliği aramıyorsa işlerinde en ufak bir hata yaptıklarında neden harakiri geleneğine başvuruyor? Aksine dünyanın en vurdumduymaz ulusu olmaları gerekmez miydi?</p></blockquote>
<p>Öncelikle bence her Japon&#8217;u Wabi-Sabi kültürüne bulanmış ve onun ışığında yaşıyor varsaymak doğru olmayabilir (biz nasıl ki her birimiz tasavvuf ile yaşayan insanlar değilsek). Fakat öyle olduğunu varsaydığımız durumda bile şöyle derdim sanırım: Bence Japon&#8217;lar mükemmeli aramıyor değiller. Sadece bizden farklı bir mükemmeli bizim alışık olmadığımız yöntemlerle arıyorlar. Otoriteye karşı saygısızlık yaptıklarında ya da yüz kızartıcı bir duruma düştüklerinde intihar etmelerinin de temelinde bu vardır belki. </p>
<p>Ne kadar tatmin edici oldu, mantıklı duyuldu bilemiyorum.</p>
<p>Tartışıyoruz diye rahat rahat yazdım, halbuki bütün cümlelerin arasına bolca &#8220;bence&#8221;ler filan sıkıştırmak gerekli :)</p>
<p>Yorum için teşekkürler.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Meyvelitepe</title>
		<link>http://meren.org/blog/2009/02/wabi-sabi-ve-fotograf-uzerine/comment-page-1/#comment-1407</link>
		<dc:creator>Meyvelitepe</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 12:18:01 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=304#comment-1407</guid>
		<description>Merhaba, yazınız çok güzel ve detaylı ama dediğiniz gibi yorumlarımızda benzerlikler de farklar da var. Hazır bu konuya benim gibi takılmış birini bulunca bazı konularda fikrinizi almak istedim. Meyvelitepedeki yazıyı yazmadan evvel özellikle Rikyu&#039;nun örneği nedeniyle bazı konularda epey düşündürücü bir ikileme düştüm. Japon kültürüne ancak sinema ve biraz da edebiyat aracılığıyla aşina biri olarak, söz konusu hikayenin kıssadan hissesi beni epey düşündürdü. Koren&#039;in kitabını okumadım, ancak internette rastladığım bir alıntısını kullandım. Bu alıntıdan ve sizin yazınızdan çıkardığım kadarıyla gerek Koren&#039;in gerekse okuduğum Powell&#039;in kitabında Wabi-sabi&#039;nin mükemmellik idealine karşı olduğu ifade ediliyordu. Benim ikileme düştüğüm nokta, Rikyu örneğinde, (bu noktada zen bahçelerinin doğal, sade ve bana göre kusursuz güzelliğini düşünmeden edemiyorum) Rikyu bahçeyi mükemmel bir biçimde düzeltir, (benim yorumum: hatta bahçe öylesine mükemmeldir ki &quot;ben mükemmelim diye bağırmaktadır&quot; işte bunu saklamak için) son dokunuş olarak çiçekleri döker. Bu öykü bana diğer yorumculara düşündürdüğü şeyi düşündürmüyor. Aksine wabi-sabi mükemmelliği çok zor ve çaba gerektiren bir hedef, üstelik daima basit, sade hatta kusurlu görünmesini de sağlamak gerekiyor. İlgi alanıma girdiğinden tasarımcıların en iyi tasarıma sadeleştirerek ulaşılabileceğini söylediklerini biliyorum. En iyi tasarımcıların eserlerine baktığınızda &quot;ne kadar basit, bunu ben bile yaparım&quot; diyorsunuz, bazı ünlü ve iyi tasarımcılar asıl başarının bunu söyletebilmek olduğunu belirtiyorlar. Bu durumda &quot;yoksa wabi-sabi mükemmellikten uzaklaşmak yerine gerçek mükemmeli sadelik kisvesi altında saklayabilmek midir?&quot; sorusunu sormadan edemiyorum. Örneğin Kitano&#039;nun &quot;Dolls&quot; filminde sözlerle söylenmediği halde görüntü, renkler ve jestlerle anlatılabilen derin duygular. Bu inceliğe Japon ve Çin sineması dışında hiç bir sinema da rastlamadım, görüntülerle konuşabilen bir film yapmayı ve bunun altında yatan yoğun çalışmayı saklamayı başarmak alçakgönüllü bir mükemmellik değil midir? Eğer Japonlar mükemmelliği aramıyorsa işlerinde en ufak bir hata yaptıklarında neden harakiri geleneğine başvuruyor? Aksine dünyanın en vurdumduymaz ulusu olmaları gerekmez miydi? 
Sevgiler...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba, yazınız çok güzel ve detaylı ama dediğiniz gibi yorumlarımızda benzerlikler de farklar da var. Hazır bu konuya benim gibi takılmış birini bulunca bazı konularda fikrinizi almak istedim. Meyvelitepedeki yazıyı yazmadan evvel özellikle Rikyu&#8217;nun örneği nedeniyle bazı konularda epey düşündürücü bir ikileme düştüm. Japon kültürüne ancak sinema ve biraz da edebiyat aracılığıyla aşina biri olarak, söz konusu hikayenin kıssadan hissesi beni epey düşündürdü. Koren&#8217;in kitabını okumadım, ancak internette rastladığım bir alıntısını kullandım. Bu alıntıdan ve sizin yazınızdan çıkardığım kadarıyla gerek Koren&#8217;in gerekse okuduğum Powell&#8217;in kitabında Wabi-sabi&#8217;nin mükemmellik idealine karşı olduğu ifade ediliyordu. Benim ikileme düştüğüm nokta, Rikyu örneğinde, (bu noktada zen bahçelerinin doğal, sade ve bana göre kusursuz güzelliğini düşünmeden edemiyorum) Rikyu bahçeyi mükemmel bir biçimde düzeltir, (benim yorumum: hatta bahçe öylesine mükemmeldir ki &#8220;ben mükemmelim diye bağırmaktadır&#8221; işte bunu saklamak için) son dokunuş olarak çiçekleri döker. Bu öykü bana diğer yorumculara düşündürdüğü şeyi düşündürmüyor. Aksine wabi-sabi mükemmelliği çok zor ve çaba gerektiren bir hedef, üstelik daima basit, sade hatta kusurlu görünmesini de sağlamak gerekiyor. İlgi alanıma girdiğinden tasarımcıların en iyi tasarıma sadeleştirerek ulaşılabileceğini söylediklerini biliyorum. En iyi tasarımcıların eserlerine baktığınızda &#8220;ne kadar basit, bunu ben bile yaparım&#8221; diyorsunuz, bazı ünlü ve iyi tasarımcılar asıl başarının bunu söyletebilmek olduğunu belirtiyorlar. Bu durumda &#8220;yoksa wabi-sabi mükemmellikten uzaklaşmak yerine gerçek mükemmeli sadelik kisvesi altında saklayabilmek midir?&#8221; sorusunu sormadan edemiyorum. Örneğin Kitano&#8217;nun &#8220;Dolls&#8221; filminde sözlerle söylenmediği halde görüntü, renkler ve jestlerle anlatılabilen derin duygular. Bu inceliğe Japon ve Çin sineması dışında hiç bir sinema da rastlamadım, görüntülerle konuşabilen bir film yapmayı ve bunun altında yatan yoğun çalışmayı saklamayı başarmak alçakgönüllü bir mükemmellik değil midir? Eğer Japonlar mükemmelliği aramıyorsa işlerinde en ufak bir hata yaptıklarında neden harakiri geleneğine başvuruyor? Aksine dünyanın en vurdumduymaz ulusu olmaları gerekmez miydi?<br />
Sevgiler&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

