<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Comments on: National Geographic Fotoğraf Yarışması, 2008</title>
	<atom:link href="http://meren.org/blog/2008/12/national-geographic-fotograf-yarismasi-2008/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://meren.org/blog/2008/12/national-geographic-fotograf-yarismasi-2008/</link>
	<description>Işık, gölge, vesaire..</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 10:12:36 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
	<item>
		<title>By: Sina</title>
		<link>http://meren.org/blog/2008/12/national-geographic-fotograf-yarismasi-2008/comment-page-1/#comment-1173</link>
		<dc:creator>Sina</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2008 18:57:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=249#comment-1173</guid>
		<description>&quot;Kaybeden fotoğraf olur. Sonra böyle fotoğraflar birileri “net değil” ya da “çok sıradan” der diye çekilmez olurlar. Ya da çekenler bizlere ulaşmazlar.. Kaybeden biz oluruz.&quot;

Buna katılıyorum dostum. Tam anlamıyla benim düşündüğümü özetler nitelikte bir cümle.

Bu arada geçen gün düşünüyordum da, herkes müzik yapmaya, fotoğraf çkmeye, şarkı söylemeye vs vs.. gibi hani sanatın bir tarafından tutup birşeyler üretmeye başladı. Artık kolay ulaşılabilir oldu bu örneğini verdiğim sanat dallarının ekipmanına...  Ve düşündüm de sanki fazlasıyla bir ego tatmini yarışı var gibi. Hani fotoğraf çekmeyi sevdiğinden, o anın içinde bulunmak, yaşamak yahut bir kurgu yaratmanın zevkinde ziyade; &quot;bakın ben de yapıyorum&quot; duygusu ağır basmaya başladı... 

Eee öznel olmasa bu kadar yazmaya / konuşmaya imkan vermez zaten ;)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Kaybeden fotoğraf olur. Sonra böyle fotoğraflar birileri “net değil” ya da “çok sıradan” der diye çekilmez olurlar. Ya da çekenler bizlere ulaşmazlar.. Kaybeden biz oluruz.&#8221;</p>
<p>Buna katılıyorum dostum. Tam anlamıyla benim düşündüğümü özetler nitelikte bir cümle.</p>
<p>Bu arada geçen gün düşünüyordum da, herkes müzik yapmaya, fotoğraf çkmeye, şarkı söylemeye vs vs.. gibi hani sanatın bir tarafından tutup birşeyler üretmeye başladı. Artık kolay ulaşılabilir oldu bu örneğini verdiğim sanat dallarının ekipmanına&#8230;  Ve düşündüm de sanki fazlasıyla bir ego tatmini yarışı var gibi. Hani fotoğraf çekmeyi sevdiğinden, o anın içinde bulunmak, yaşamak yahut bir kurgu yaratmanın zevkinde ziyade; &#8220;bakın ben de yapıyorum&#8221; duygusu ağır basmaya başladı&#8230; </p>
<p>Eee öznel olmasa bu kadar yazmaya / konuşmaya imkan vermez zaten ;)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: A. Murat Eren</title>
		<link>http://meren.org/blog/2008/12/national-geographic-fotograf-yarismasi-2008/comment-page-1/#comment-1168</link>
		<dc:creator>A. Murat Eren</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2008 21:23:00 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=249#comment-1168</guid>
		<description>&lt;blockquote&gt;Şimdi vizyonu geniş olmakla ilgili bir giriş yapacağım ama hakikaten bunun da ötesinde birşey bu fotoğraf seçim konusu. Yıllarca fotoğrafla ilgilenmiş ama üstüne bir tuğla koyamamış, çekilenlerin ötesine geçememiş daha da önemlisi cesur olmaya becerememiş bir juri seçmiş olsaydı bunları göremezdik.&lt;/blockquote&gt;

Katılıyorum.

&lt;blockquote&gt;Hangisi daha değerli? İzleyicinin seçimi mi? İngiliz jürisi mi yoksa Türkiyedeki jüri mi?&lt;/blockquote&gt;

Dediğin doğru, hiç bir jüri çekilen fotoğrafın değerini değiştirmiyor. Fotoğraf zaten orada. Değeri belli. Görebilen görüyor, göremeyen kaçırıyor, fakat bu onun değerini değiştirmiyor. Fakat jürinin bir fonksiyonu ve sorumluluğu da var: yıllar boyu biriktirdikleri deneyimin onlara kazandırdığı vizyonla bizim göremediğimizi görüp bize ulaştırmak. İşte bu yüzden seçen kişinin fotoğrafla sınırlı olmamak üzere &quot;özel&quot; olmasını bekliyorsun:

&lt;blockquote&gt;Oğuz Haksever: NTV&#039;de haber koordinatoru, gazeteci, televizyoncu. 

Cem Aydın: NTV genel muduru. Hala öyle mi bilmiyorum. Yönetici.

Ara Güler: Popüler kültür ikonu, eski fotoğrafçı, bunak (eheh). Fotoğraf konusundaki saçmalamaları ile &lt;a href=&quot;http://www.meren.org/blog/2008/09/bilelim-ogrenelim/&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;meşhurdur&lt;/a&gt; (tatlı insandır, abidir vesaire fakat aklı başında kimse, fotoğrafları dışındaki herhangi bir şeyini geniş kitlelere ulaştırmaz).

Kemal Nuraydın: Fotojurnalist, &quot;fotoğrafa ruhunu makine ya da film vermez, fotoğrafçı verir&quot; diyebilecek kadar fotoğraf bilen, seven, teknolojik gelişim ile kendisi ile barışık, belgesel fotoğrafçılığı, haber fotoğrafçılığı, sanat fotoğrafçılığı gibi kavramları ayırt edecek kadar bilgili bir kişi. Fotoğraf insanı.&lt;/blockquote&gt;

Kemal Nuraydın dışındaki isimler daha çok &quot;popüler&quot; tercihler. Popüler tercihlerin popüler olmasının bir nedeni vardır, bu yüzden de popüler tercihler yapmaları beklenir, öyle de yaparlar. Mesela İngiltere&#039;de birinci olan fotoğraf burada daha ilk aşamada &quot;net değil&quot; diye elenir. Orada birinci olan fotoğraf burada &quot;inek bu, çok sıradan&quot; diye elenir. Kaybeden fotoğraf olur. Sonra böyle fotoğraflar birileri &quot;net değil&quot; ya da &quot;çok sıradan&quot; der diye çekilmez olurlar. Ya da çekenler bizlere ulaşmazlar.. Kaybeden biz oluruz.

Bir sorumluluk var ortada, orası kesin bence. Fakat modernizmin popülarite kaygısı her şeyi ezip geçiyor.. Bu yüzden öznel konular dediğin şeyleri tartışmak, onlar üzerine düşünmek bence güzel.


Selamlar.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Şimdi vizyonu geniş olmakla ilgili bir giriş yapacağım ama hakikaten bunun da ötesinde birşey bu fotoğraf seçim konusu. Yıllarca fotoğrafla ilgilenmiş ama üstüne bir tuğla koyamamış, çekilenlerin ötesine geçememiş daha da önemlisi cesur olmaya becerememiş bir juri seçmiş olsaydı bunları göremezdik.</p></blockquote>
<p>Katılıyorum.</p>
<blockquote><p>Hangisi daha değerli? İzleyicinin seçimi mi? İngiliz jürisi mi yoksa Türkiyedeki jüri mi?</p></blockquote>
<p>Dediğin doğru, hiç bir jüri çekilen fotoğrafın değerini değiştirmiyor. Fotoğraf zaten orada. Değeri belli. Görebilen görüyor, göremeyen kaçırıyor, fakat bu onun değerini değiştirmiyor. Fakat jürinin bir fonksiyonu ve sorumluluğu da var: yıllar boyu biriktirdikleri deneyimin onlara kazandırdığı vizyonla bizim göremediğimizi görüp bize ulaştırmak. İşte bu yüzden seçen kişinin fotoğrafla sınırlı olmamak üzere &#8220;özel&#8221; olmasını bekliyorsun:</p>
<blockquote><p>Oğuz Haksever: NTV&#8217;de haber koordinatoru, gazeteci, televizyoncu. </p>
<p>Cem Aydın: NTV genel muduru. Hala öyle mi bilmiyorum. Yönetici.</p>
<p>Ara Güler: Popüler kültür ikonu, eski fotoğrafçı, bunak (eheh). Fotoğraf konusundaki saçmalamaları ile <a href="http://www.meren.org/blog/2008/09/bilelim-ogrenelim/" rel="nofollow">meşhurdur</a> (tatlı insandır, abidir vesaire fakat aklı başında kimse, fotoğrafları dışındaki herhangi bir şeyini geniş kitlelere ulaştırmaz).</p>
<p>Kemal Nuraydın: Fotojurnalist, &#8220;fotoğrafa ruhunu makine ya da film vermez, fotoğrafçı verir&#8221; diyebilecek kadar fotoğraf bilen, seven, teknolojik gelişim ile kendisi ile barışık, belgesel fotoğrafçılığı, haber fotoğrafçılığı, sanat fotoğrafçılığı gibi kavramları ayırt edecek kadar bilgili bir kişi. Fotoğraf insanı.</p></blockquote>
<p>Kemal Nuraydın dışındaki isimler daha çok &#8220;popüler&#8221; tercihler. Popüler tercihlerin popüler olmasının bir nedeni vardır, bu yüzden de popüler tercihler yapmaları beklenir, öyle de yaparlar. Mesela İngiltere&#8217;de birinci olan fotoğraf burada daha ilk aşamada &#8220;net değil&#8221; diye elenir. Orada birinci olan fotoğraf burada &#8220;inek bu, çok sıradan&#8221; diye elenir. Kaybeden fotoğraf olur. Sonra böyle fotoğraflar birileri &#8220;net değil&#8221; ya da &#8220;çok sıradan&#8221; der diye çekilmez olurlar. Ya da çekenler bizlere ulaşmazlar.. Kaybeden biz oluruz.</p>
<p>Bir sorumluluk var ortada, orası kesin bence. Fakat modernizmin popülarite kaygısı her şeyi ezip geçiyor.. Bu yüzden öznel konular dediğin şeyleri tartışmak, onlar üzerine düşünmek bence güzel.</p>
<p>Selamlar.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Sina</title>
		<link>http://meren.org/blog/2008/12/national-geographic-fotograf-yarismasi-2008/comment-page-1/#comment-1165</link>
		<dc:creator>Sina</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2008 19:17:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.meren.org/blog/?p=249#comment-1165</guid>
		<description>Ben ilkini tek geçiyorum. İnek de güzel (nasıl da yüzeysel bir ad taktım aahhah) ama ilki bir başka güzel.

&quot;Bu gizemli fotoğraf ebedi ve nihayetsiz -sahtelikten, gösterişten uzak basit bir güzelliği var &quot;

Budur yorumum da...


Şimdi vizyonu geniş olmakla ilgili bir giriş yapacağım ama hakikaten bunun da ötesinde birşey bu fotoğraf seçim konusu. Yıllarca fotoğrafla ilgilenmiş ama üstüne bir tuğla koyamamış, çekilenlerin ötesine geçememiş daha da önemlisi cesur olmaya becerememiş bir juri seçmiş olsaydı bunları göremezdik. 

Hangisi daha değerli? İzleyicinin seçimi mi? İngiliz jürisi mi yoksa Türkiyedeki jüri mi? 

Bence hiçbirinin çekilen fotoğrafa artı bir değer kattığı yok. Fotoğraftır en nihayetinde (bknz Cem Yılmaz GORA kilim satıcısı Arif) 
Ama bir ödüllendirme ve daha da önemlisi &quot;bakın agalar, bu fotoğraf şu şu nedenle; sizin bakış açınızda da çığır açacak, böyle çekmek zorunda değilsiniz ama bu çekimin duygusu her türlü kültürün ötesinde &quot;sadece insan hali&quot; nedeniyle size örnek olarak sunuluyor&quot; ise sırada olmamalı. Belki ben de çekebilmeliyim ama çekemediğim için &quot;evet cidde budur&quot; diyebilmeliyim. Hem çekilebilinecek kadar yakın, hem de çekemediğim için özel...

Uf çok öznel konular bunlar Meren, gidip gelip açıyorsun.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben ilkini tek geçiyorum. İnek de güzel (nasıl da yüzeysel bir ad taktım aahhah) ama ilki bir başka güzel.</p>
<p>&#8220;Bu gizemli fotoğraf ebedi ve nihayetsiz -sahtelikten, gösterişten uzak basit bir güzelliği var &#8221;</p>
<p>Budur yorumum da&#8230;</p>
<p>Şimdi vizyonu geniş olmakla ilgili bir giriş yapacağım ama hakikaten bunun da ötesinde birşey bu fotoğraf seçim konusu. Yıllarca fotoğrafla ilgilenmiş ama üstüne bir tuğla koyamamış, çekilenlerin ötesine geçememiş daha da önemlisi cesur olmaya becerememiş bir juri seçmiş olsaydı bunları göremezdik. </p>
<p>Hangisi daha değerli? İzleyicinin seçimi mi? İngiliz jürisi mi yoksa Türkiyedeki jüri mi? </p>
<p>Bence hiçbirinin çekilen fotoğrafa artı bir değer kattığı yok. Fotoğraftır en nihayetinde (bknz Cem Yılmaz GORA kilim satıcısı Arif)<br />
Ama bir ödüllendirme ve daha da önemlisi &#8220;bakın agalar, bu fotoğraf şu şu nedenle; sizin bakış açınızda da çığır açacak, böyle çekmek zorunda değilsiniz ama bu çekimin duygusu her türlü kültürün ötesinde &#8220;sadece insan hali&#8221; nedeniyle size örnek olarak sunuluyor&#8221; ise sırada olmamalı. Belki ben de çekebilmeliyim ama çekemediğim için &#8220;evet cidde budur&#8221; diyebilmeliyim. Hem çekilebilinecek kadar yakın, hem de çekemediğim için özel&#8230;</p>
<p>Uf çok öznel konular bunlar Meren, gidip gelip açıyorsun.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

